<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<atom:link href="https://avdilberkoyuncu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<description>Adana Avukat</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 13:56:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0</generator>

<image>
	<url>https://avdilberkoyuncu.com/wp-content/uploads/2018/01/cropped-simge-1-32x32.png</url>
	<title>Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Ve Kira Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmeler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana kira avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[kiralananda üçüncü kişinin oturması]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmazın tahliyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kiraya veren kiracısını taşınmazdan tahliye ettirebilmek için sulh hukuk mahkemelerinde tahliye davası açabileceği gibi ilamsız icra yolu ile tahliye de talep edebilir. Uygulamada genel olarak icra takibi yoluna gidilmektedir. İcra yoluyla taşınmazın tahliyesinde takip borçlusu, kira sözleşmesini imzalayan kiracıdır. Ancak kiracı ölmüş ise aynı konutta oturan mirasçılarına karşı takip başlatılır. Takipten önce kiracı ölmüşse mirasçılarına karşı takibe devam edilemez. Tahliye aşamasında; karşılaşılan sorunlardan biri de, taşınmazda kira sözleşmesinin taraflarına yabancı olan üçüncü kişilerin oturmasıdır. Kiralanan Taşınmazda Üçüncü Kişi Oturuyorsa Tahliye Nasıl Sağlanır? Taşınmazda oturan kişi kira sözleşmesinin tarafı olmayıp tamamen farklı bir kişi ise, oturmasını haklı kılacak resmi bir belge göstermelidir. Aksi halde zorla çıkartılır. Elinde resmi bir belge yoksa ancak, kira sözleşmesinin tarihinden daha evvel taşınmazda oturduğunu beyan eder ve beyan icra müdürü tarafından da doğrulanırsa icra müdürü, tahliyeyi erteleyerek durumu icra mahkemesine bildirir. Mahkeme tarafları dinler ve dava açmak için süre verir. Süresi içerisinde dava açmayan taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır. Ancak belirtmek gerekir ki, asıl borçlunun kan ve kayın hısımlığı açısından altsoyu, üstsoyu, eşi, ikinci dereceye kadar hısımları ve iş ortakları üçüncü kişi sayılmazlar. Alt kiracı üçüncü kişi sayılmaz. “Somut olayda taşınmazda karşılaşılan kişi alt kiracı olduğunu ileri sürüp buna ilişkin kira sözleşmesini ibraz etmiştir. Taşınmazda karşılaşılan kişi kiracının kiracısı ise, kiracı “kira sözleşmesinde kiralananı başkasına devredebileceği konusunda kendisine tanınmış yetkiye dayanarak kiralananı başka bir kişiye kiralamışsa, kiracının kiracısı üçüncü kişi sayılmaz. Bu durumda icra müdürünün İİK 276/2&#8217;ye göre tahliyeyi erteleyerek dosyayı icra mahkemesine sunması gerekir.İcra müdürlüğünce dosya İİK&#8217;nun 276/2. maddesi kapsamında icra mahkemesine gönderilmemişse de, 3. kişinin şikayeti ile uyuşmazlık konusu icra mahkemesine gelmiştir. Bu durumda mahkemece duruşma açılıp yukarıda belirtilen ilkeler nazara alınarak şikayetçi 3. kişi ve alacaklının sunduğu belgeler incelenip İİK&#8217;nun 276/2 ve 3. maddeleri kapsamında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre  karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12. H.D. 2015/17961 E. 2015/29146 K.) Büromuz Adana avukat ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Kiralanan taşınmazın tahliyesi hakkında daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Kiraya veren kiracısını taşınmazdan tahliye ettirebilmek için sulh hukuk mahkemelerinde tahliye davası açabileceği gibi ilamsız icra yolu ile tahliye de talep edebilir. Uygulamada genel olarak icra takibi yoluna gidilmektedir. İcra yoluyla taşınmazın tahliyesinde takip borçlusu, kira sözleşmesini imzalayan kiracıdır. Ancak kiracı ölmüş ise aynı konutta oturan mirasçılarına karşı takip başlatılır. Takipten önce kiracı ölmüşse mirasçılarına karşı takibe devam edilemez. Tahliye aşamasında; karşılaşılan sorunlardan biri de, taşınmazda kira sözleşmesinin taraflarına yabancı olan üçüncü kişilerin oturmasıdır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Kiralanan Taşınmazda Üçüncü Kişi Oturuyorsa Tahliye Nasıl Sağlanır?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;">Taşınmazda oturan kişi kira sözleşmesinin tarafı olmayıp tamamen farklı bir kişi ise, <u>oturmasını haklı kılacak resmi bir belge</u> göstermelidir. Aksi halde zorla çıkartılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Elinde resmi bir belge yoksa ancak, kira sözleşmesinin tarihinden daha evvel taşınmazda oturduğunu beyan eder ve beyan icra müdürü tarafından da doğrulanırsa icra müdürü, tahliyeyi erteleyerek durumu icra mahkemesine bildirir. Mahkeme tarafları dinler ve dava açmak için süre verir. Süresi içerisinde dava açmayan taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak belirtmek gerekir ki, asıl borçlunun kan ve kayın hısımlığı açısından altsoyu, üstsoyu, eşi, ikinci dereceye kadar hısımları ve iş ortakları üçüncü kişi sayılmazlar.</span></p>
<h6><span style="color: #000000;"><strong>Alt kiracı üçüncü kişi sayılmaz.<br />
</strong></span></h6>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Somut olayda taşınmazda karşılaşılan kişi </em><strong><em>alt kiracı olduğunu ileri sürüp buna ilişkin kira sözleşmesini ibraz etmiştir</em></strong><em>. Taşınmazda karşılaşılan kişi kiracının kiracısı ise, kiracı “kira sözleşmesinde kiralananı başkasına devredebileceği konusunda kendisine tanınmış</em><strong><em> yetkiye dayanarak kiralananı başka bir kişiye kiralamışsa, kiracının kiracısı üçüncü kişi sayılmaz</em></strong><em>. Bu durumda icra müdürünün İİK 276/2&#8217;ye göre tahliyeyi erteleyerek dosyayı icra mahkemesine sunması gerekir.İcra müdürlüğünce dosya İİK&#8217;nun 276/2. maddesi kapsamında icra mahkemesine gönderilmemişse de, 3. kişinin şikayeti ile uyuşmazlık konusu icra mahkemesine gelmiştir. Bu durumda mahkemece duruşma açılıp yukarıda belirtilen ilkeler nazara alınarak şikayetçi 3. kişi ve alacaklının sunduğu belgeler incelenip İİK&#8217;nun 276/2 ve 3. maddeleri kapsamında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre  </em><em>karar</em><em> verilmesi gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12. H.D. 2015/17961 E. 2015/29146 K.)</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Büromuz <strong>Adana avukat</strong> ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Kiralanan taşınmazın tahliyesi hakkında daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</em></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Adli Yardım</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davalarinda-adli-yardim</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 11:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[adli yardım boşanma davası]]></category>
		<category><![CDATA[adli yardım talebinin reddine itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanmada adli yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adli Yardım Talepli Dava Nasıl Açılır? Adli yardım nedir? Adli yardım başvurusu nereye yapılır? Adli yardım şartları nelerdir? Adli yardım; maddi durumu iyi olmayan kişilerin dava açması halinde, bu davanın harç ve masraflarının geçici olarak Devlet tarafından ödenmesidir. Adli yardım hak arama hürriyetinin teminatı olarak 6100 Sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Adli yardım iki şekilde uygulama alanı bulur: İlk olarak, maddi durumu yetersiz olan kişiler, bulundukları ilin Barosunun adli yardım merkezinden avukat talep edebilir, avukatlık ücreti kişi tarafından değil Devlet Hazinesinden ödenir. Barolar başvuran kişilerden maddi durumun iyi olmadığına, geçimini sağlamakta zorlandığına ve üzerine kayıtlı taşınır taşınmaz mal olmadığına dair evraklar isteyecektir. Evraklar temin edildiği takdirde Baro başvuran kişiye avukat tayin eder. Avukatın seçilme imkanı yoktur, avukat adli yardım listesinden sıra usulü Baro tarafından görevlendirilir. İkinci olarak, dava açıldığı esnada ve devamında davanın taraflarının yatırması gereken harç ve giderler bulunmaktadır. Ancak maddi gücü iyi olmayan kişiler, miktarların yüksek olması sebebiyle, bu giderleri karşılamakta zorlanabilmektedir. Bu durumda davanın açıldığı mahkemeden veya icra takibi söz konusu ise icra müdürlüğünden adli yardım talebinde bulunulur. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Adli yardım talebinde bulunur iken, hangi sebeplerle adli yardıma başvuru yapıldığını, yani maddi imkanın olmadığını da belgelendirmek gerekir (fakirlik belgesi, takbis kaydı vs.) Adli Yardım Neleri Kapsar? a)Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet, b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet, c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesini, ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat teminini kapsar. Adli Yardımın Sona Ermesi Kural olarak adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Ancak adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır. Dava Sonucunda Ne Olur? Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. Büromuz; Boşanma davaları ile Aile Hukuku’ndan kaynaklanan diğer davalarda,  Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Adana avukat</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/">Boşanma Davalarında Adli Yardım</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><span style="color: #000000;"><strong>Adli Yardım Talepli Dava Nasıl Açılır?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli yardım nedir? Adli yardım başvurusu nereye yapılır?</strong> <strong>Adli yardım şartları nelerdir?</strong> Adli yardım; maddi durumu iyi olmayan kişilerin dava açması halinde, bu davanın harç ve masraflarının geçici olarak Devlet tarafından ödenmesidir. Adli yardım hak arama hürriyetinin teminatı olarak 6100 Sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli yardım iki şekilde uygulama alanı bulur:</strong></span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">İlk olarak, maddi durumu yetersiz olan kişiler, bulundukları ilin Barosunun adli yardım merkezinden <strong>avukat</strong> talep edebilir, avukatlık ücreti kişi tarafından değil Devlet Hazinesinden ödenir. Barolar başvuran kişilerden maddi durumun iyi olmadığına, geçimini sağlamakta zorlandığına ve üzerine kayıtlı taşınır taşınmaz mal olmadığına dair evraklar isteyecektir. Evraklar temin edildiği takdirde Baro başvuran kişiye avukat tayin eder. Avukatın seçilme imkanı yoktur, avukat adli yardım listesinden sıra usulü Baro tarafından görevlendirilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İkinci olarak, dava açıldığı esnada ve devamında davanın taraflarının yatırması gereken <strong>harç ve giderler</strong> bulunmaktadır. Ancak maddi gücü iyi olmayan kişiler, miktarların yüksek olması sebebiyle, bu giderleri karşılamakta zorlanabilmektedir. Bu durumda davanın açıldığı mahkemeden veya icra takibi söz konusu ise icra müdürlüğünden adli yardım talebinde bulunulur. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Adli yardım talebinde bulunur iken, hangi sebeplerle adli yardıma başvuru yapıldığını, yani maddi imkanın olmadığını da belgelendirmek gerekir (fakirlik belgesi, takbis kaydı vs.)</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli Yardım Neleri Kapsar?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">a)Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet,</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesini,</span><br />
<span style="color: #000000;">ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat teminini kapsar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli Yardımın Sona Ermesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kural olarak adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Dava Sonucunda Ne Olur?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Büromuz; Boşanma davaları ile Aile Hukuku’ndan kaynaklanan diğer davalarda,  Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Adana avukat</em></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/">Boşanma Davalarında Adli Yardım</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marka Hakkına Tecavüz Davaları</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=marka-hakkina-tecavuz-davalari</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jan 2020 10:41:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmeler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[itibar tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[marka hakkına tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[marka hakkının ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[marka tescil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Marka Nedir? &#160; Marka; bir işletmenin mallarının veya hizmetlerinin diğer işletmelerin malları veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan özel ad, logo, amblem gibi her türlü işaretler anlamına gelir. Ülkemizde marka hakkına tecavüz halleri sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin; ayakkabı, gözlük, saat gibi ürünlerin benzerleri,  marka hakkı sahibi olmayan kişiler tarafından üretilmekte ve satışa sunulmaktadır. Marka hakkı sahibi işletme bu gibi durumlarda marka hakkına tecavüz davası açabilir. Marka hakkı, önceleri 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile korunuyor iken, artık 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunmaktadır. Bu kanun eski KHK’ya nispeten daha kapsamlı olarak düzenlemeler getirmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu, marka sahibini üçüncü kişilerin markaya olan tecavüzünden koruma amacı taşıdığı gibi, marka sahibinin meydana gelen zararını gidermek için de hükümler getirmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu sadece Türk Marka ve Patent Kurumu’na tescil edilen markalara olan tecavüzleri korumak içindir, eğer tescil edilmeyen bir marka için ihlal söz konusu ise, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerine bakılmalıdır. Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller Nelerdir? &#160; Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddeye göre aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: *Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, *Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, *Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması, *Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, *Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, *Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek gibi durumlarda marka hakkına tecavüzün varlığı kabul edilir. Tescilli Marka Hakkına Tecavüz Davaları &#160; A- Ceza Davaları Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan , Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran, yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi fiile göre; 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz. B- Hukuk Davaları Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: Maddi Tazminat Davası: Marka hakkına tecavüz fiillerini gerçekleştiren kişiler marka hakkı sahibinin maddi zararını da gidermekle yükümlüdür. Marka hakkı sahibi marka hakkına tecavüz dolayısıyla maddi tazminat davası açabilir. Açılan maddi tazminat davasında hak sahibi aşağıdaki seçimlik haklarından sadece birini kullanabilir; &#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, &#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, &#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli. Manevi Tazminat Davası: Marka hakkının ihlali sonucu, marka hakkı sahibinin ticari itibarı zedelenip müşteri kitlesi azalabilir, bunun neticesinden marka hakkı sahibinin uğradığı zarar da manevi tazminatı gerektirir. Marka hakkına tecavüz durumunda marka hakkı sahibi tarafından aşağıdaki davalar da açılabilir: Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti davası, Muhtemel tecavüzün önlenmesi davası, Tecavüz fiillerinin durdurulması davası, İtibar tazminatı, Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması, Elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür, Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası, Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. Görevli ve Yetkili Mahkeme Marka hakkına tecavüz davaları için görevli mahkeme; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’dir, bu mahkemelerin olmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Marka hakkına tecavüz davalarında yetki konusunda seçimlik yetki söz konusudur. Üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Adana avukat. Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. </p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/">Marka Hakkına Tecavüz Davaları</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Marka Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Marka; bir işletmenin mallarının veya hizmetlerinin diğer işletmelerin malları veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan özel ad, logo, amblem gibi her türlü işaretler anlamına gelir. Ülkemizde marka hakkına tecavüz halleri sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin; ayakkabı, gözlük, saat gibi ürünlerin benzerleri,  marka hakkı sahibi olmayan kişiler tarafından üretilmekte ve satışa sunulmaktadır. Marka hakkı sahibi işletme bu gibi durumlarda <strong>marka hakkına tecavüz davası</strong> açabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Marka hakkı, önceleri 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile korunuyor iken, artık 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren <strong><em>6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu</em></strong> ile korunmaktadır. Bu kanun eski KHK’ya nispeten daha kapsamlı olarak düzenlemeler getirmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu, marka sahibini üçüncü kişilerin markaya olan tecavüzünden koruma amacı taşıdığı gibi, marka sahibinin meydana gelen zararını gidermek için de hükümler getirmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sınai Mülkiyet Kanunu sadece Türk Marka ve Patent Kurumu’na tescil edilen markalara olan tecavüzleri korumak içindir, eğer tescil edilmeyen bir marka için ihlal söz konusu ise, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerine bakılmalıdır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller Nelerdir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Madde</strong>ye göre aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek gibi durumlarda marka hakkına tecavüzün varlığı kabul edilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Tescilli Marka Hakkına Tecavüz Davaları</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>A- Ceza Davaları</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan , Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran, yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi fiile göre; <strong><em>1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve adli para cezası</em></strong> ile cezalandırılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>B- Hukuk Davaları</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Maddi Tazminat Davası: </strong>Marka hakkına tecavüz fiillerini gerçekleştiren kişiler marka hakkı sahibinin maddi zararını da gidermekle yükümlüdür. Marka hakkı sahibi marka hakkına tecavüz dolayısıyla maddi tazminat davası açabilir. Açılan maddi tazminat davasında hak sahibi aşağıdaki seçimlik haklarından sadece birini kullanabilir;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Manevi Tazminat Davası: </strong>Marka hakkının ihlali sonucu, marka hakkı sahibinin ticari itibarı zedelenip müşteri kitlesi azalabilir, bunun neticesinden marka hakkı sahibinin uğradığı zarar da manevi tazminatı gerektirir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Marka hakkına tecavüz durumunda marka hakkı sahibi tarafından aşağıdaki davalar da açılabilir:</strong></span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti davası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Muhtemel tecavüzün önlenmesi davası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tecavüz fiillerinin durdurulması davası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İtibar tazminatı,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Marka hakkına tecavüz davaları için görevli mahkeme; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’dir, bu mahkemelerin olmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Marka hakkına tecavüz davalarında yetki konusunda seçimlik yetki söz konusudur. Üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Adana avukat.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. </span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/">Marka Hakkına Tecavüz Davaları</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Ortak Velayet</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-ortak-velayet/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davalarinda-ortak-velayet</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-ortak-velayet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2019 13:45:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[ortak velayet]]></category>
		<category><![CDATA[ortak velayet davası]]></category>
		<category><![CDATA[ortak velayet mümkün mü]]></category>
		<category><![CDATA[ortak velayet şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7269</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma Davalarında Ortak Velayet Nedir? Velayet hakkı, anne ve babanın çocuklar üzerindeki hak ve sorumluluğu anlamına gelmektedir. Medeni Kanunumuza göre; eşler velayet hakkını birlikte kullanırlar. Ancak taraflar boşanmış ise veya haklarında ayrılık kararı verilmiş ise, hakim velayeti eşlerden birine verir. Medeni Kanun’da esas olarak “ortak velayet” durumu düzenlenmemiştir. Ancak uluslararası sözleşmeler sebebiyle, her ne kadar kanunda yer almasa da ortak velayet mümkün ve uygulanabilir hale gelmiştir. Ortak Velayet Nedir? &#160; Ortak velayet; velayet hakkının kapsamına giren hak, yetki ve sorumlulukların anne ve baba tarafından müşterek paylaşılması anlamına gelmektedir. Ortak  velayet anlaşmalı boşanma davaları için daha uygulanabilir niteliktedir. Çünkü çekişmeli boşanma davalarında, karı koca arasındaki uyuşmazlıkların başında velayet konusu gelmektedir. Ancak yine de çekişmeli boşanma davalarında da taraflar bu hususta anlaştığı ve diğer şartlar gerçekleştiği takdirde hakim ortak velayet kurulmasına karar verebilir. Ortak velayet iç hukukumuzda düzenlenmemiştir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 7 Nolu Protokolünün 24.03.2016 tarihinde onaylanması ile Türkiye’de ortak velayet uygulamasının önü açılmıştır. Söz konusu protokolün 5. Maddesine göre; “Eşler evlilik bakımından evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde kendi aralarında çocuklarıyla ilişkilerinde özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Bu madde devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir.” Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir. Dolayısıyla her ne kadar Türk Medeni Kanunu’nda ve eski Yargıtay kararlarında ortak velayete cevaz verilmese de artık 24.03.2016 tarihinden itibaren ortak velayet iç hukukumuzda da uygulanabilir hale gelmiştir. Ortak Velayet Şartları Nelerdir? Anne ve babanın ortak velayet konusunda uzlaşıya varması gerekmektedir, taraflar bu konuda anlaşamıyor ise, hakim durum değerlendirmesi yaparak çocuğun velayetini taraflardan birine verir. Çocuğun orak velayet konusunda rızasının alınmış olması gerekir. Eğer çocuk sadece anneye ya da sadece babaya velayetinin verilmesini istiyor ve hakimde de çocuğun iradesinin sakatlanmamış olduğu yönünde kanaat uyanmış ise ortak velayete hükmedilmez. Ortak velayet, çocuğun üstün menfaatine ve güvenliğine aykırı olmamalıdır. Sonuç olarak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 7 Nolu Protokolünün 5. Maddesi ile artık ortak velayet konusu Türk hukuk sistemi açısından uygulanabilir hale gelmiştir. Ortak velayet ile ilgili gerek yerel mahkemelerin gerekse Yargıtay’ın kararları da bulunmaktadır. Büromuz; velayet davaları ve boşanma davaları ile ilgili, Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-ortak-velayet/">Boşanma Davalarında Ortak Velayet</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Boşanma Davalarında Ortak Velayet Nedir?</strong> Velayet hakkı, anne ve babanın çocuklar üzerindeki hak ve sorumluluğu anlamına gelmektedir. Medeni Kanunumuza göre; eşler velayet hakkını birlikte kullanırlar. Ancak taraflar boşanmış ise veya haklarında ayrılık kararı verilmiş ise, hakim velayeti eşlerden birine verir. Medeni Kanun’da esas olarak “<strong>ortak velayet</strong>” durumu düzenlenmemiştir. Ancak uluslararası sözleşmeler sebebiyle, her ne kadar kanunda yer almasa da ortak velayet mümkün ve uygulanabilir hale gelmiştir.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Ortak Velayet Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ortak velayet; velayet hakkının kapsamına giren hak, yetki ve sorumlulukların anne ve baba tarafından müşterek paylaşılması anlamına gelmektedir. Ortak  velayet <span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/1-yil-dolmadan-anlasmali-bosanma-mumkun-mudur/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>anlaşmalı boşanma</strong></a></span> davaları için daha uygulanabilir niteliktedir. Çünkü <span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/aldatma-zina-nedeniyle-bosanma-davasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>çekişmeli boşanma</strong></a></span> davalarında, karı koca arasındaki uyuşmazlıkların başında velayet konusu gelmektedir. Ancak yine de çekişmeli boşanma davalarında da taraflar bu hususta anlaştığı ve diğer şartlar gerçekleştiği takdirde hakim ortak velayet kurulmasına karar verebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ortak velayet iç hukukumuzda düzenlenmemiştir. Ancak <strong>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 7 Nolu Protokolünün 24.03.2016 tarihinde onaylanması ile Türkiye’de ortak velayet uygulamasının önü açılmıştır.</strong> Söz konusu protokolün 5. Maddesine göre;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Eşler evlilik bakımından evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde kendi aralarında çocuklarıyla ilişkilerinde özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir. Bu madde devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir. Dolayısıyla her ne kadar Türk Medeni Kanunu’nda ve eski Yargıtay kararlarında ortak velayete cevaz verilmese de artık 24.03.2016 tarihinden itibaren ortak velayet iç hukukumuzda da uygulanabilir hale gelmiştir.</strong></span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ortak Velayet Şartları Nelerdir?</strong></span></h5>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Anne ve babanın ortak velayet konusunda uzlaşıya varması gerekmektedir, taraflar bu konuda anlaşamıyor ise, hakim durum değerlendirmesi yaparak çocuğun velayetini taraflardan birine verir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Çocuğun orak velayet konusunda rızasının alınmış olması gerekir. Eğer çocuk sadece anneye ya da sadece babaya velayetinin verilmesini istiyor ve hakimde de çocuğun iradesinin sakatlanmamış olduğu yönünde kanaat uyanmış ise ortak velayete hükmedilmez.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Ortak velayet, çocuğun üstün menfaatine ve güvenliğine aykırı olmamalıdır.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Sonuç olarak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 7 Nolu Protokolünün 5. Maddesi ile artık <strong>ortak velayet</strong> konusu Türk hukuk sistemi açısından uygulanabilir hale gelmiştir. Ortak velayet ile ilgili gerek yerel mahkemelerin gerekse Yargıtay’ın kararları da bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz; velayet davaları ve boşanma davaları ile ilgili, Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-ortak-velayet/">Boşanma Davalarında Ortak Velayet</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-ortak-velayet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet Tespit Davası, Şartları, Tarafları, İspatı</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Dec 2019 07:14:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası arabulucu]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davası zamanaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet tespit davasında tanık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet Tespit Davası Nedir? &#160; Hizmet tespit davası, sigorta bildirimi yapılmaksızın ve sigorta primi yatırılmaksızın çalıştırılan işçilerin, geriye dönük olarak sigortalı olabilmesi için açılan davadır. Her ne kadar sosyal güvence hakkı anayasal bir hak ise de, günümüzde hala bazı işverenler işçiyi sigortasız olarak çalıştırabilmektedir. Sigortasız olarak çalışan işçiler; işten çıkarılma korkusu yaşadıkları için, çalıştığı süre içerisinde hizmet tespit davası açamamaktadır.  Ancak sigortasız çalışan işçiler, işten ayrıldığı tarihten itibaren hizmet tespit davası açarak geriye yönelik sigorta primlerinin işverence ödenmesini sağlayabilir. Hizmet tespit davası 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiştir. Hizmet tespit davası açabilmek için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Hizmet Tespit Davası Şartları Nelerdir? İşyeri 5510 Sayılı Kanun hükümlerine uygun şartları sağlayan işyerlerinden olmalıdır. İşçinin sigortasız olarak çalışması ve bu hususun SGK tarafından daha önce tespit edilmemiş olması gerekir, Dava konusu uzun vadeli sigortalar olmalıdır. Yaşlılık, hastalık ya da ölüm gibi sigortalar bu kapsamda değerlendirilmez. Dava, hak düşürücü süre dolmadan açılmalıdır. Hizmet Tespit Davası Davacı ve Davalı Bu dava sigortası yapılmaksızın çalıştırılan işçi tarafından açılır, hizmet tespit davalarında davacı işçidir. İşçi vefat etmiş ise, ölümü halinde kendilerine gelir ya da aylık bağlanmasına hak kazanan eşi, çocukları, anne veya babası da hizmet tespit davasını açabilir. Hizmet tespit davasında davalı ise, işyeri veya işveren olarak gösterilir. SGK hizmet tespit davalarında davalı olarak değil, feri müdahil olarak yer alır. Hizmet Tespit Davalarında İspat ve Tanık &#160; İş Hukuku’ndan kaynaklı çoğu davada yazılı deliller yanında tanık delili de genellikle yer almaktadır. Ancak seçilen tanık herhangi biri değil genellikle işçi ile aynı işyerinde çalışmış olan birisi olmalıdır. Yargıtay hizmet tespit davalarında, dinlenecek olan tanığın bordro tanığı veya komşu işyeri çalışanı olmasına dikkat etmektedir. Bordro tanığı tabiri ile aynı çalışma döneminde sigortalı olarak çalışmış diğer işçiler kastedilmektedir. SGK işyeri dosyası, İşveren yanındaki işyeri dosyası, Kurumun işyeri sicil dosyası, Oda kayıtları (Sanayi ve Ticaret Odası gibi) Dernek veya esnaf sicil kaydı, Vergi levhası, Site yönetimi veya apartman yönetimi var ise buna ilişkin defterler, Maaş bordrosu, Tanık, Bilirkişi ve diğer deliller. Hizmet Tespit Davası Zamanaşımı Hizmet tespit davalarında 5 yıllık hak düşürücü süre söz konusudur. Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla, davalı işyeri sürenin geçtiğini ileri sürmese dahi hakim, her aşamada kendiliğinden sürenin geçtiği hususunu dikkate alabilir. 5 yıllık süre, işçinin işyerinden ayrıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Hizmet Tespit Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme Hizmet tespit davalarında yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. İşçi davayı açarken seçimlik hakka sahiptir. Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerinde de hizmet tespit davası açılabilir. Hizmet Tespit Davası Arabuluculuk Kapsamında mıdır? &#160; Hizmet tespit davası arabuluculuk kapsamında değildir. Doğrudan hizmet tespit davası açılabilir. Büromuz İş Hukuku&#8216;ndan kaynaklı dava ve uyuşmazlıklarda Adana ve ilçelerinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz. Adana avukat</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati/">Hizmet Tespit Davası, Şartları, Tarafları, İspatı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davası Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davası, sigorta bildirimi yapılmaksızın ve sigorta primi yatırılmaksızın çalıştırılan işçilerin, geriye dönük olarak sigortalı olabilmesi için açılan davadır. Her ne kadar sosyal güvence hakkı anayasal bir hak ise de, günümüzde hala bazı işverenler işçiyi sigortasız olarak çalıştırabilmektedir. Sigortasız olarak çalışan işçiler; işten çıkarılma korkusu yaşadıkları için, çalıştığı süre içerisinde hizmet tespit davası açamamaktadır.  Ancak sigortasız çalışan işçiler, işten ayrıldığı tarihten itibaren hizmet tespit davası açarak geriye yönelik sigorta primlerinin işverence ödenmesini sağlayabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davası 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiştir. Hizmet tespit davası açabilmek için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davası Şartları Nelerdir?</strong></span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">İşyeri 5510 Sayılı Kanun hükümlerine uygun şartları sağlayan işyerlerinden olmalıdır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İşçinin sigortasız olarak çalışması ve bu hususun SGK tarafından daha önce tespit edilmemiş olması gerekir,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dava konusu uzun vadeli sigortalar olmalıdır. Yaşlılık, hastalık ya da ölüm gibi sigortalar bu kapsamda değerlendirilmez.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dava, hak düşürücü süre dolmadan açılmalıdır.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davası Davacı ve Davalı</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu dava sigortası yapılmaksızın çalıştırılan işçi tarafından açılır, hizmet tespit davalarında davacı işçidir. İşçi vefat etmiş ise, ölümü halinde kendilerine gelir ya da aylık bağlanmasına hak kazanan eşi, çocukları, anne veya babası da hizmet tespit davasını açabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davasında davalı ise, işyeri veya işveren olarak gösterilir. SGK hizmet tespit davalarında davalı olarak değil, feri müdahil olarak yer alır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davalarında İspat ve Tanık</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İş Hukuku’ndan kaynaklı çoğu davada yazılı deliller yanında tanık delili de genellikle yer almaktadır. Ancak seçilen tanık herhangi biri değil genellikle işçi ile aynı işyerinde çalışmış olan birisi olmalıdır. Yargıtay hizmet tespit davalarında, dinlenecek olan tanığın <strong>bordro tanığı</strong> veya komşu işyeri çalışanı olmasına dikkat etmektedir. Bordro tanığı tabiri ile aynı çalışma döneminde sigortalı olarak çalışmış diğer işçiler kastedilmektedir.</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">SGK işyeri dosyası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İşveren yanındaki işyeri dosyası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kurumun işyeri sicil dosyası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Oda kayıtları (Sanayi ve Ticaret Odası gibi)</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Dernek veya esnaf sicil kaydı,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Vergi levhası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Site yönetimi veya apartman yönetimi var ise buna ilişkin defterler,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Maaş bordrosu,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tanık,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Bilirkişi ve diğer deliller.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davası Zamanaşımı</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davalarında 5 yıllık hak düşürücü süre söz konusudur. Bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla, davalı işyeri sürenin geçtiğini ileri sürmese dahi hakim, her aşamada kendiliğinden sürenin geçtiği hususunu dikkate alabilir. 5 yıllık süre, işçinin işyerinden ayrıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davası Yetkili ve Görevli Mahkeme</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davalarında yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. İşçi davayı açarken seçimlik hakka sahiptir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerinde de hizmet tespit davası açılabilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Hizmet Tespit Davası Arabuluculuk Kapsamında mıdır?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Hizmet tespit davası arabuluculuk kapsamında değildir. Doğrudan hizmet tespit davası açılabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz <a href="https://avdilberkoyuncu.com/faaliyet-alanlari/is-hukuku/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>İş Hukuku</strong>&#8216;</a>ndan kaynaklı dava ve uyuşmazlıklarda Adana ve ilçelerinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz. Adana avukat</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati/">Hizmet Tespit Davası, Şartları, Tarafları, İspatı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlenen Kadın İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2019 11:15:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana iş avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[evlenen kadının kıdem tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik tazminatı 2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlenen kadın işçi kıdem tazminatı alabilir mi? Evlilik tazminatı nedir? Şartları Nelerdir? 1475 Sayılı Kanun’un 14/e bendine göre; Kadın işçiler, evlenme sebebiyle işten istifa etmeleri durumunda kıdem tazminatına hak kazanır. Ancak kadın işçilerin, halk arasında “evlilik tazminatı” olarak adlandırılan bu parayı alabilmeleri için kanun birtakım şartlar aramıştır. Evlilik Tazminatının Şartları Nelerdir? Kadın işçinin işyerinde çalıştığı toplam süre en az 1 yıl olmalıdır. Bu kural genel olarak kıdem tazminatına hak kazanmanın başlıca kuralıdır. 1 yılı doldurmayan kadın işçinin, evlilik sebebiyle istifa etmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanamaz. Evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde işverene başvuru yapılmalıdır. Evlilik tarihi ile kastedilen düğün merasimi tarihi değil, resmi nikahın yapıldığı tarihtir. Bu süre hak düşürücü süre olup, 1 yıl geçtikten sonra bu sebebe dayanarak istifa edilmesi halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Noterden onaylı dilekçe ile işverene başvuru yapılmalıdır. Noter onayı şart olmamakla beraber daha sonra işverenin, dilekçenin eline ulaşmadığı şeklindeki savunmalarını bertaraf etmek adına daha sağlıklıdır. Dilekçeye evlilik cüzdan fotokopisi de eklenmelidir. Başka İşyerinde Çalışabilir mi? Çalışma özgürlüğü Anayasa ile hak ve güvence altına alınmıştır. Çalışma özgürlüğünün kısıtlanamayacağı, istifa eden kadın işçinin başka işyerinde çalışmasında yasal bir engel olmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabittir. Bu sebeple evlenerek kıdem tazminatını alan kadın işçi başka bir işyerinde çalışmaya başlayabilir. Aksi yöndeki beyanlara itibar edilmemelidir. Boşandığı Eşi ile Yeniden Evlenen İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi? &#160; İş Kanunu’nda buna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak uygulamada bazı işçiler, kıdem tazminatını alabilmek adına bu yola başvurabilmektedir. Bu durum suistimale açık hale geldiğinden dolayı Yargıtay’a göre; somut olayın özelliğine bakılarak, her durum kendi içinde değerlendirilmelidir. Kanuna karşı hilenin söz konusu olduğu durumlarda işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Evlenen Kadın İşçi İhbar Tazminatı Alabilir mi? &#160; Evlilik sebebiyle istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanır ancak ihbar tazminatına pekala hak kazanamaz. Çünkü ihbar tazminatı, iş akdini ihbar önellerine uymayarak fesheden tarafın, karşı tarafa ödediği tazminattır. Ancak evlilik nedeniyle iş akdinin feshi durumunda, sözleşmeyi fesheden işveren değil işçidir. İşçi ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gibi işverene ihbar tazminatı ödemekle de yükümlü değildir. Evlenerek İstifa eden İşçi İşsizlik Maaşına Hak Kazanır mı? 4447 Sayılı Kanun’a göre; istifa eden işçilerin işsizlik maaşına hak kazanmaları mümkün değildir. Evlilik tazminatı alabilmek adına işçinin işten istifa ederek ayrılması gerekmektedir. Bu sebeple işsizlik maaşı da bağlanmayacaktır. Büromuz Kıdem tazminatı ve diğer İş hukuku davaları ile ilgili Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Adana avukat.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi/">Evlenen Kadın İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Evlenen kadın işçi kıdem tazminatı alabilir mi? Evlilik tazminatı nedir? Şartları Nelerdir?</strong> 1475 Sayılı Kanun’un 14/e bendine göre; Kadın işçiler, evlenme sebebiyle işten istifa etmeleri durumunda <span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/iscilik-haklarinin-odenmemesi-durumunda-kidem-tazminati/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>kıdem tazminatı</strong></a></span>na hak kazanır. Ancak kadın işçilerin, halk arasında “evlilik tazminatı” olarak adlandırılan bu parayı alabilmeleri için kanun birtakım şartlar aramıştır.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Evlilik Tazminatının Şartları Nelerdir?</strong></span></h4>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Kadın işçinin işyerinde çalıştığı toplam süre en az 1 yıl olmalıdır. Bu kural genel olarak kıdem tazminatına hak kazanmanın başlıca kuralıdır. 1 yılı doldurmayan kadın işçinin, evlilik sebebiyle istifa etmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazanamaz.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde işverene başvuru yapılmalıdır. Evlilik tarihi ile kastedilen düğün merasimi tarihi değil, resmi nikahın yapıldığı tarihtir. Bu süre hak düşürücü süre olup, 1 yıl geçtikten sonra bu sebebe dayanarak istifa edilmesi halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Noterden onaylı dilekçe ile işverene başvuru yapılmalıdır. Noter onayı şart olmamakla beraber daha sonra işverenin, dilekçenin eline ulaşmadığı şeklindeki savunmalarını bertaraf etmek adına daha sağlıklıdır. Dilekçeye evlilik cüzdan fotokopisi de eklenmelidir.</span></li>
</ul>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Başka İşyerinde Çalışabilir mi?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;">Çalışma özgürlüğü Anayasa ile hak ve güvence altına alınmıştır. Çalışma özgürlüğünün kısıtlanamayacağı, istifa eden kadın işçinin başka işyerinde çalışmasında yasal bir engel olmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabittir. Bu sebeple evlenerek kıdem tazminatını alan kadın işçi başka bir işyerinde çalışmaya başlayabilir. Aksi yöndeki beyanlara itibar edilmemelidir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Boşandığı Eşi ile Yeniden Evlenen İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İş Kanunu’nda buna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak uygulamada bazı işçiler, kıdem tazminatını alabilmek adına bu yola başvurabilmektedir. Bu durum suistimale açık hale geldiğinden dolayı Yargıtay’a göre; somut olayın özelliğine bakılarak, her durum kendi içinde değerlendirilmelidir. Kanuna karşı hilenin söz konusu olduğu durumlarda işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Evlenen Kadın İşçi İhbar Tazminatı Alabilir mi?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Evlilik sebebiyle istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanır ancak ihbar tazminatına pekala hak kazanamaz. Çünkü ihbar tazminatı, iş akdini ihbar önellerine uymayarak fesheden tarafın, karşı tarafa ödediği tazminattır. Ancak evlilik nedeniyle iş akdinin feshi durumunda, sözleşmeyi fesheden işveren değil işçidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşçi ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gibi işverene ihbar tazminatı ödemekle de yükümlü değildir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Evlenerek İstifa eden İşçi İşsizlik Maaşına Hak Kazanır mı?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;">4447 Sayılı Kanun’a göre; istifa eden işçilerin işsizlik maaşına hak kazanmaları mümkün değildir. Evlilik tazminatı alabilmek adına işçinin işten istifa ederek ayrılması gerekmektedir. Bu sebeple işsizlik maaşı da bağlanmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #3366ff;"><span style="color: #000000;">Büromuz</span><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> <strong>Kıdem tazminatı</strong></a></span> ve diğer İş hukuku davaları ile ilgili Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Adana avukat.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi/">Evlenen Kadın İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşyeri Devrinin İşçi Alacaklarına Etkisi</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Dec 2019 11:42:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri devri yargıtay]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri devrinde kıdem tazminatı 2019]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinin devri sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[işyerinin devrinde işçinin hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7242</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşyerinin devri 4857 Sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmiştir. İşyerinin devri, işyerinin tamamının veya bir bölümünün, bir hukuki işleme dayalı olarak bir başka işverene devredilmesi anlamına gelir. İşyerinin devri halinde, işyerinde çalışan mevcut işçilerin iş sözleşmeleri başka bir işleme gerek kalmaksızın yeni işverene geçmektedir. İşyerinin devri durumunda işçinin rızası aranmaz. İşyeri devri, iş sözleşmesinin devri ve işçi nakli ile zaman zaman karıştırılmaktadır. İş sözleşmesinin devri; bir işçinin başka bir işyerinde ve başka bir işverene bağlı olarak çalışması için sözleşmesinin devri anlamına gelir. İş sözleşmesinin devri yapılır iken işçinin rızası alınmak zorundadır, ancak işyerinin devri halinde işçinin rızasının alınmasına gerek yoktur. İşçi nakli ise; aynı işverenin farklı ünvanlı şirketleri arasında yapılmaktadır. Örneğin; grup veya holding bünyesinde bulunan başka bir şirkete nakli gibi. Eski İşveren İşçi Alacaklarından 2 Yıl Sorumludur &#160; Devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte yani müteselsilen sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlıdır. Bu tarihten sonra yöneltilecek talepler sadece yeni işverene karşı yöneltilir. İşçi Sözleşmeyi Feshedebilir mi? &#160; İşçi sadece işyerinin devri sebebine dayanarak iş sözleşmesini feshedemez. Feshettiği takdirde kıdem tazminatı hakkından faydalanamayacaktır. Ancak çalışma koşullarının ciddi anlamda zorlaşması halinde işçi haklı sebeple iş sözleşmesini feshedebilir. “&#8230; İş yeri devrinin başlı başına iş akdini sonlandıran bir hukuki işlem olmadığı gibi işçiye de iş akdini haklı nedenle fesih imkanı vermediği dikkate alınmaksızın, kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (9.HD. 2012/12769 E. 2014/5834 K. 25.02.2014) Devralan ve devreden işveren de işyerinin devrini dayanak göstererek, iş sözleşmesini feshedemez. Ancak ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı durumlarda işveren iş sözleşmesini feshedebilir. İşyerinin Devri ve Kıdem Tazminatı &#160; İşyerinin devri halinde kıdem tazminatı hesaplanır iken, işçinin önceki işverenin yanında çalışmaya başladığı tarih dikkate alınır. Örneğin; işçi 2013 tarihinde işe başlamış, 2015 tarihinde işyeri devredilmiş ve 2017 tarihinde de işyerinden ayrılmış ise, işçinin 2013’ten beri çalıştığı süre dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır. Eski işveren, işçinin kendi yanında çalıştığı süre ve kendisinin ödediği son ücret ile sınırlı olarak sorumludur. Kural olarak devreden işverenin işçi alacaklarından sorumluluğu, devirden itibaren 2 yıldır. Ancak kıdem tazminatında 2 yıllık süre değil, 5 yıllık kıdem tazminatı zamanaşımı süresi dikkate alınır. İşyerinin Devri Durumunda İhbar Tazminatı ve Yılık İzin Ücreti İhbar tazminatı, fesih bildirimine uymayan tarafın, diğer tarafa ödediği tazminattır. İş sözleşmesinin feshine bağlı bir alacak olduğu için ancak son işverenden talep edilebilir. Eski işverenden ihbar tazminatı talep edilemez.  Yıllık izin hakkı kullanılmadığı takdirde, fesih tarihinden sonra ücrete dönüşür. İşyerinin devri durumunda, yıllık izin hakkını kullandırma yükümlülüğü de yeni işverene geçer. Fesih tarihine kadar yıllık izin hakkı kullandırılmamış ise, sorumluluk sadece devralan işverendedir, devreden işveren yıllık izin ücretinden sorumlu değildir. “… davacı işçinin iş sözleşmesi davalı üniversiteden alınan işlerde çalıştığı sırada feshedilmemiştir. Yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatından sorumluluk fesih anında mevcut olan asıl işveren alt işveren ilişkisinin taraflarına aittir. Bu nedenlerle, davalı üniversitenin ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretlerinden sorumlu tutulması hatalıdır.” (9. HD. 2011/39113 E. 2013/28985 K. 12.11.2013) Büromuz iş davalarından kaynaklı davalar için Adana avukat olarak işçi ve işveren vekilliği hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: Evlenen Kadın İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi? Hizmet Tespit Davası, Şartları, Tarafları, İspatı</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi/">İşyeri Devrinin İşçi Alacaklarına Etkisi</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">İşyerinin devri 4857 Sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmiştir. İşyerinin devri, işyerinin tamamının veya bir bölümünün, bir hukuki işleme dayalı olarak bir başka işverene devredilmesi anlamına gelir. İşyerinin devri halinde, işyerinde çalışan mevcut işçilerin iş sözleşmeleri başka bir işleme gerek kalmaksızın yeni işverene geçmektedir. İşyerinin devri durumunda işçinin rızası aranmaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşyeri devri</strong>, iş sözleşmesinin devri ve işçi nakli ile zaman zaman karıştırılmaktadır. <strong>İş sözleşmesinin devri;</strong> bir işçinin başka bir işyerinde ve başka bir işverene bağlı olarak çalışması için sözleşmesinin devri anlamına gelir. İş sözleşmesinin devri yapılır iken işçinin rızası alınmak zorundadır, ancak işyerinin devri halinde işçinin rızasının alınmasına gerek yoktur. <strong>İşçi nakli</strong> ise; aynı işverenin farklı ünvanlı şirketleri arasında yapılmaktadır. Örneğin; grup veya holding bünyesinde bulunan başka bir şirkete nakli gibi.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Eski İşveren İşçi Alacaklarından 2 Yıl Sorumludur</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte yani müteselsilen sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlıdır. Bu tarihten sonra yöneltilecek talepler sadece yeni işverene karşı yöneltilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İşçi Sözleşmeyi Feshedebilir mi?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İşçi sadece işyerinin devri sebebine dayanarak iş sözleşmesini feshedemez. Feshettiği takdirde kıdem tazminatı hakkından faydalanamayacaktır. Ancak çalışma koşullarının ciddi anlamda zorlaşması halinde işçi haklı sebeple iş sözleşmesini feshedebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“&#8230; İş yeri devrinin başlı başına iş akdini sonlandıran bir hukuki işlem olmadığı gibi işçiye de iş akdini haklı nedenle fesih imkanı vermediği dikkate alınmaksızın, kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (9.HD. 2012/12769 E. 2014/5834 K. 25.02.2014)</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Devralan ve devreden işveren de işyerinin devrini dayanak göstererek, iş sözleşmesini feshedemez. Ancak ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı durumlarda işveren iş sözleşmesini feshedebilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İşyerinin Devri ve Kıdem Tazminatı</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İşyerinin devri halinde <strong><a style="color: #000000;" href="https://avdilberkoyuncu.com/kidem-tazminati-hesaplama-2019/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color: #3366ff;">kıdem tazminatı</span> </a></strong>hesaplanır iken, işçinin önceki işverenin yanında çalışmaya başladığı tarih dikkate alınır. Örneğin; işçi 2013 tarihinde işe başlamış, 2015 tarihinde işyeri devredilmiş ve 2017 tarihinde de işyerinden ayrılmış ise, işçinin 2013’ten beri çalıştığı süre dikkate alınarak hesaplama yapılacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eski işveren, işçinin kendi yanında çalıştığı süre ve kendisinin ödediği son ücret ile sınırlı olarak sorumludur. Kural olarak devreden işverenin işçi alacaklarından sorumluluğu, devirden itibaren 2 yıldır. Ancak kıdem tazminatında 2 yıllık süre değil, 5 yıllık kıdem tazminatı zamanaşımı süresi dikkate alınır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşyerinin Devri Durumunda İhbar Tazminatı ve Yılık İzin Ücreti</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İhbar tazminatı, fesih bildirimine uymayan tarafın, diğer tarafa ödediği tazminattır. İş sözleşmesinin feshine bağlı bir alacak olduğu için ancak son işverenden talep edilebilir. Eski işverenden ihbar tazminatı talep edilemez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Yıllık izin hakkı kullanılmadığı takdirde, fesih tarihinden sonra ücrete dönüşür. İşyerinin devri durumunda, yıllık izin hakkını kullandırma yükümlülüğü de yeni işverene geçer. Fesih tarihine kadar yıllık izin hakkı kullandırılmamış ise, sorumluluk sadece devralan işverendedir, devreden işveren yıllık izin ücretinden sorumlu değildir.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;"><em>“… davacı işçinin iş sözleşmesi davalı üniversiteden alınan işlerde çalıştığı sırada feshedilmemiştir. Yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatından sorumluluk fesih anında mevcut olan asıl işveren alt işveren ilişkisinin taraflarına aittir. Bu nedenlerle, davalı üniversitenin ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretlerinden sorumlu tutulması hatalıdır.” (9. HD. 2011/39113 E. 2013/28985 K. 12.11.2013)</em></span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Büromuz iş davalarından kaynaklı davalar için Adana avukat olarak işçi ve işveren vekilliği hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</em></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/evlenen-kadin-isci-kidem-tazminati-alabilir-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evlenen Kadın İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/hizmet-tespit-davasi-sartlari-taraflari-ispati/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hizmet Tespit Davası, Şartları, Tarafları, İspatı</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi/">İşyeri Devrinin İşçi Alacaklarına Etkisi</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devrinin-isci-alacaklarina-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Karşı Dava</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davalarinda-karsi-dava</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 10:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı dava dilekçesi]]></category>
		<category><![CDATA[karşı dava nasıl açılır]]></category>
		<category><![CDATA[karşı dava nedir]]></category>
		<category><![CDATA[karşı davada yetki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşı Dava Nedir? &#160; Boşanma davalarında davacının dava dilekçesine karşılık, kendi haklı sebeplerini sunmak isteyen davalıya tanınmış olan dava hakkına karşı dava denir. Karşı davanın davacısı, asıl davanın davalısı iken; karşı davanın davalısı ise asıl davanın davacısıdır. Karşı dava 6100 Sayılı HMK 132. Maddesinde düzenlenmiştir. Boşanma davalarında nafaka, tazminat ve velayet gibi durumlar için hakim kusur araştırması yaparak karar vermektedir. Davacının kendi savunmalarını öne sürmesine karşılık, karşı davacı da karşı dava dilekçesi ile kendi savunmasını yapabilir. Örneğin, davacı terk sebebiyle boşanma davası açmış ise, karşı davacı yani esas boşanma dosyasının davalısı davacının kendisini aldattığını ileri sürebilir. Karşı Dava Şartları Nelerdir? Karşı dava açmak için esas boşanma dosyasının derdest yani hala devam ediyor olması gerekir. Kesinleşen boşanma davalarında karşı dava açılamaz. Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması gerekir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. Karşı davanın, davaya cevap dilekçesi ile beraber ya da cevap dilekçesi süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılması gerekir. Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa mahkeme, talep üzerine ya  da kendiliğinden, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. Karşı Dava Nasıl Açılır? Karşı dava asıl boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesine karşı dava dilekçesi verilerek ve gerekli harç ve yargılama gideri ödenerek açılır. Karşı dava, davaya cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi ile beraber veya yine cevap dilekçesi verme süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılır. Belirlenen süreden sonra karşı dava açılması durumunda hakim dosyaların ayrılmasına karar verir. Karşı dava açarak, davalının savlarını öne sürmesi, dava neticesinde nafaka, tazminat, velayet ve boşanmanın fer’isi niteliğinde bulunan diğer sonuçları ortadan kaldırabilir. Bu sebeple karşı davanın avukat aracılığıyla açılmasını tavsiye ederiz. Büromuz boşanma davaları ile ilgili Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/">Boşanma Davalarında Karşı Dava</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Karşı Dava Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davalarında davacının dava dilekçesine karşılık, kendi haklı sebeplerini sunmak isteyen davalıya tanınmış olan dava hakkına <strong>karşı dava</strong> denir. Karşı davanın davacısı, asıl davanın davalısı iken; karşı davanın davalısı ise asıl davanın davacısıdır. Karşı dava 6100 Sayılı HMK 132. Maddesinde düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasi-nasil-acilir-2019/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Boşanma davaları</strong></a></span>nda nafaka, tazminat ve velayet gibi durumlar için hakim kusur araştırması yaparak karar vermektedir. Davacının kendi savunmalarını öne sürmesine karşılık, karşı davacı da karşı dava dilekçesi ile kendi savunmasını yapabilir. Örneğin, davacı terk sebebiyle boşanma davası açmış ise, karşı davacı yani esas boşanma dosyasının davalısı davacının kendisini aldattığını ileri sürebilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Karşı Dava Şartları Nelerdir?</strong></span></h5>
<ol>
<li><span style="color: #000000;">Karşı dava açmak için esas boşanma dosyasının derdest yani hala devam ediyor olması gerekir. Kesinleşen boşanma davalarında karşı dava açılamaz.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması gerekir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Karşı davanın, davaya cevap dilekçesi ile beraber ya da cevap dilekçesi süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılması gerekir.</span></li>
</ol>
<p><span style="color: #000000;">Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa mahkeme, talep üzerine ya  da kendiliğinden, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Karşı Dava Nasıl Açılır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karşı dava asıl boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesine karşı dava dilekçesi verilerek ve gerekli harç ve yargılama gideri ödenerek açılır. Karşı dava, davaya cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi ile beraber veya yine cevap dilekçesi verme süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılır. Belirlenen süreden sonra karşı dava açılması durumunda hakim dosyaların ayrılmasına karar verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karşı dava açarak, davalının savlarını öne sürmesi, dava neticesinde nafaka, tazminat, velayet ve boşanmanın fer’isi niteliğinde bulunan diğer sonuçları ortadan kaldırabilir. Bu sebeple karşı davanın avukat aracılığıyla açılmasını tavsiye ederiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz boşanma davaları ile ilgili Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/">Boşanma Davalarında Karşı Dava</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahliye Taahhüdü Nasıl İptal Edilir?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/tahliye-taahhudu-nasil-iptal-edilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tahliye-taahhudu-nasil-iptal-edilir</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/tahliye-taahhudu-nasil-iptal-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2019 11:11:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Ve Kira Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[kiracıyı evden çıkartmak]]></category>
		<category><![CDATA[kiracıyı icraya vermek]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhüdü şartları]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhüdü yargıtay kararı]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesi geçerliliği 2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uygulamada kira sözleşmeleri yapılırken, kiracılara kira sözleşmesi ile beraber “tahliye taahhütnamesi” adı verilen bir belge de imzalatılır. Tahliye taahhüdünün amacı, kira süresinin dolması halinde, kiracının başka bir işleme gerek kalmaksızın kiralanan taşınmazı boşaltmasıdır. Borçlar Kanunumuza göre, geçerli bir tahliye taahhüdünden bahsedebilmek için birtakım şekil şartları gerekir. Bu şartlardan birinin eksik olması halinde tahliye taahhüdü geçersizdir. Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin 1. fıkrasına göre; &#8220;Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamış ise kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.&#8221; Tahliye Taahhüdünün Geçerlilik Şartları Nelerdir? Tahliye taahhüdünün yazılı olması gerekir. Yazılı olarak verilmeyen tahliye taahhüdü geçersizdir. Tarafların kendi aralarında imzalaması yeterli olup noterde düzenlenmesi ya da onaylanması şart değildir. Ancak ispat kolaylığı açısından tahliye taahhüdünün noterde düzenlenmesi ya da onaylanması daha doğrudur. Zira kiracı belirlenen tarihte kiralananı tahliye etmediği takdirde, kiraya veren icra takibi ya da tahliye davası açacaktır. Bu aşamada kiracı, böyle bir taahhüdün verilmediğini, taahhüt tarihinin kiraya veren tarafından anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ya da taahhüdü özgür irade ile vermediği gibi iddialar öne sürebilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için noter kanalıyla onaylanan ya da bizzat noter tarafından düzenlenen tahliye taahhütleri amacına daha fazla hizmet etmektedir. Tahliye taahhüdü kiracı tarafından bizzat ya da yetkilendirdiği bir vekil aracılığıyla imzalanmalıdır. Kiracı ile aynı evde oturan eşi, anne babası veya çocuklarının verdiği tahliye taahhüdü geçersizdir. Tahliye tarihi anlaşılabilir olmalıdır. Örneğin 01/01/2020 gibi. Yargıtay kararlarına göre; tarihi açık bir biçimde belirtilmeyen tahliye taahhüdü geçersizdir. Serbest irade ile tahliye taahhüdü verilmelidir. Hata ya da hile veya kiracının zor durumundan faydalanarak imzalatılan tahliye taahhütleri geçersizdir. Tahliye taahhüdü kiralananın tesliminden sonra imzalanmalıdır. Uygulamada tahliye taahhütlerinin çoğu kira sözleşmesi ile aynı anda imzalatılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; kiralanan taşınmazın tesliminden önceki bir tarihte imzalatılan tahliye taahhüdü geçersizdir. Tahliye taahhüdünün noterde düzenlendiği durumlarda tarihe itiraz edilemez. Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra ve Dava Yolu &#160; Kiracı, taahhüt ettiği tarihte kiralanan taşınmazı boşaltmaz ise kiraya veren, 1 ay içerisinde icra takibi açabileceği gibi tahliye davası da açabilir. 1 ayın başladığı süre taahhüt tarihidir. Sürenin dolması halinde kiraya veren artık icra takibi başlatamaz, tahliye taahhüdüne dayalı dava açması gerekmektedir. Kira sözleşmesi ve Gayrimenkul Hukuku ile ilgili davalar için, Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliye-taahhudu-nasil-iptal-edilir/">Tahliye Taahhüdü Nasıl İptal Edilir?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Uygulamada kira sözleşmeleri yapılırken, kiracılara kira sözleşmesi ile beraber “tahliye taahhütnamesi” adı verilen bir belge de imzalatılır. Tahliye taahhüdünün amacı, kira süresinin dolması halinde, kiracının başka bir işleme gerek kalmaksızın kiralanan taşınmazı boşaltmasıdır. Borçlar Kanunumuza göre, geçerli bir tahliye taahhüdünden bahsedebilmek için birtakım şekil şartları gerekir. Bu şartlardan birinin eksik olması halinde tahliye taahhüdü geçersizdir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin 1. fıkrasına göre;</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>&#8220;Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamış ise kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.&#8221;</em></span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Tahliye Taahhüdünün Geçerlilik Şartları Nelerdir?</strong></span></h4>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Tahliye taahhüdünün yazılı olması gerekir.</strong> Yazılı olarak verilmeyen tahliye taahhüdü geçersizdir. Tarafların kendi aralarında imzalaması yeterli olup noterde düzenlenmesi ya da onaylanması şart değildir. Ancak ispat kolaylığı açısından tahliye taahhüdünün noterde düzenlenmesi ya da onaylanması daha doğrudur. Zira kiracı belirlenen tarihte kiralananı tahliye etmediği takdirde, kiraya veren icra takibi ya da tahliye davası açacaktır. Bu aşamada kiracı, böyle bir taahhüdün verilmediğini, taahhüt tarihinin kiraya veren tarafından anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ya da taahhüdü özgür irade ile vermediği gibi iddialar öne sürebilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için noter kanalıyla onaylanan ya da bizzat noter tarafından düzenlenen tahliye taahhütleri amacına daha fazla hizmet etmektedir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Tahliye taahhüdü kiracı tarafından bizzat ya da yetkilendirdiği bir vekil aracılığıyla imzalanmalıdır. </strong>Kiracı ile aynı evde oturan eşi, anne babası veya çocuklarının verdiği tahliye taahhüdü geçersizdir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Tahliye tarihi anlaşılabilir olmalıdır.</strong> Örneğin 01/01/2020 gibi. Yargıtay kararlarına göre; tarihi açık bir biçimde belirtilmeyen tahliye taahhüdü geçersizdir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Serbest irade ile tahliye taahhüdü verilmelidir.</strong> Hata ya da hile veya kiracının zor durumundan faydalanarak imzalatılan tahliye taahhütleri geçersizdir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Tahliye taahhüdü kiralananın tesliminden sonra imzalanmalıdır.</strong> Uygulamada tahliye taahhütlerinin çoğu kira sözleşmesi ile aynı anda imzalatılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; kiralanan taşınmazın tesliminden önceki bir tarihte imzalatılan tahliye taahhüdü geçersizdir. Tahliye taahhüdünün noterde düzenlendiği durumlarda tarihe itiraz edilemez.</span></li>
</ul>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra ve Dava Yolu</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Kiracı, taahhüt ettiği tarihte kiralanan taşınmazı boşaltmaz ise kiraya veren, 1 ay içerisinde icra takibi açabileceği gibi tahliye davası da açabilir. 1 ayın başladığı süre taahhüt tarihidir. Sürenin dolması halinde kiraya veren artık icra takibi başlatamaz, tahliye taahhüdüne dayalı dava açması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kira sözleşmesi ve Gayrimenkul Hukuku ile ilgili davalar için, Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliye-taahhudu-nasil-iptal-edilir/">Tahliye Taahhüdü Nasıl İptal Edilir?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/tahliye-taahhudu-nasil-iptal-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 13:09:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[annenin soyadını almak]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış anne çocuğuna soyadı verebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[velayet davası]]></category>
		<category><![CDATA[velayeti annede olan çocuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi? Günümüzde boşanmaların artması ile beraber, çocuk üzerindeki velayet hakkının kapsamı da tartışılır hale gelmiştir. Evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun soyadı, ailenin dolayısıyla babanın soyadıdır. Peki evlilik birliği boşanma ile sona erdiği takdirde, velayet kendisinde olan boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi? Velayet; anne ve babanın çocuk üzerindeki yönetim ve temsil etme hakkıdır. Velayet evlilik birliği içerisinde anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ancak anne babanın boşanması halinde çocuğun menfaati göz önünde bulundurularak, velayet hakkı taraflardan birine verilmektedir, ortak velayet hükümleri saklıdır. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Velayetin Kapsamı Nedir? &#160; Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuğun eğitimi, sağlığı, üçüncü kişilere karşı çocuğun temsili gibi konular velayet hakkının kapsamında kabul edilmektedir. Peki boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi? Soyadı değişikliği velayet kapsamında değerlendirilebilir mi? Kural olarak, taraflar boşansa dahi, müşterek çocuk babanın soyadını kullanmaya devam eder. Velayet kendisinde bulunan anne, çocuğun soyadını kendi bekarlık soyadı olarak değiştirilmesini mahkemeden isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi annenin bu talebini velayet hakkı kapsamında kabul etmiştir. “… velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını, evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, somut olayda söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına da aykırı bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği (TMK m. 27) dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1306 E. 2018/4719 K. Kararın devamında, annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi talebinin reddini; Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın eşitlik ilkesinin ihlali olarak değerlendirdiğine değinmiştir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi önüne gelen bireysel başvurularda boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını verememesini Anayasaya aykırılık olarak değerlendirmektedir. Yargıtay kararının devamı aşağıdadır:  “Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararlarında ise; velayet hakkı tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebin, velayet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olması sebebiyle Anayasa&#8217;nın 20. maddesi kapsamında ele alınması gereken bir hukuki değer olduğunu, koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velayet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığını, eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduğunu, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğini, çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine olumsuz etkilerinin kesin olarak saptanması gerektiğini ve başvurulara konu yargısal uygulamaların ölçülü olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, eldeki somut olaya benzer nitelikteki başvurulara konu yargısal kararlarda Anayasa’nın 20. maddesi ile birlikte değerlendirilen Anayasa&#8217;nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiş, aynı kararlarında ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesini de kararlaştırmıştır.” Görüldüğü üzere, boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi mümkündür, ancak bunun için Aile Mahkemesi’ne başvuru yapmak gerekir. Başvuru yapılmadığı takdirde, çocuk babanın soyadını kullanmaya devam edecektir. Büromuz; Adana ve ilçelerinde Adana avukat olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/">Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</p>
<p></strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Günümüzde boşanmaların artması ile beraber, çocuk üzerindeki velayet hakkının kapsamı da tartışılır hale gelmiştir. Evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun soyadı, ailenin dolayısıyla babanın soyadıdır. Peki evlilik birliği boşanma ile sona erdiği takdirde, <span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/velayet-altindaki-cocugun-yurtdisina-cikarilmasi-veya-cocugun-kacirilmasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">velayet</a></strong></span> kendisinde olan boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Velayet; anne ve babanın çocuk üzerindeki yönetim ve temsil etme hakkıdır. Velayet evlilik birliği içerisinde anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ancak anne babanın boşanması halinde çocuğun menfaati göz önünde bulundurularak, velayet hakkı taraflardan birine verilmektedir, ortak velayet hükümleri saklıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Velayetin Kapsamı Nedir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuğun eğitimi, sağlığı, üçüncü kişilere karşı çocuğun temsili gibi konular velayet hakkının kapsamında kabul edilmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi? Soyadı değişikliği velayet kapsamında değerlendirilebilir mi?</strong> Kural olarak, taraflar boşansa dahi, müşterek çocuk babanın soyadını kullanmaya devam eder. Velayet kendisinde bulunan anne, çocuğun soyadını kendi bekarlık soyadı olarak değiştirilmesini mahkemeden isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi annenin bu talebini velayet hakkı kapsamında kabul etmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“… velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, <strong>aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği,</strong> evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını, evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, somut olayda söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına da aykırı bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği (TMK m. 27) dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” <strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1306 E. 2018/4719 K.</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kararın devamında, annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi talebinin reddini; Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın <strong>eşitlik ilkesi</strong>nin ihlali olarak değerlendirdiğine değinmiştir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. <strong>Anayasa Mahkemesi önüne gelen bireysel başvurularda boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını verememesini Anayasaya aykırılık olarak değerlendirmektedir.</strong> Yargıtay kararının devamı aşağıdadır:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em> “Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararlarında ise; velayet hakkı tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebin, velayet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olması sebebiyle Anayasa&#8217;nın 20. maddesi kapsamında ele alınması gereken bir hukuki değer olduğunu, koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velayet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığını, eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduğunu, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğini, çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine olumsuz etkilerinin kesin olarak saptanması gerektiğini ve başvurulara konu yargısal uygulamaların ölçülü olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, eldeki somut olaya benzer nitelikteki başvurulara konu yargısal kararlarda Anayasa’nın 20. maddesi ile birlikte değerlendirilen Anayasa&#8217;nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiş, aynı kararlarında ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesini de kararlaştırmıştır.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Görüldüğü üzere, boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi mümkündür, ancak bunun için Aile Mahkemesi’ne başvuru yapmak gerekir. Başvuru yapılmadığı takdirde, çocuk babanın soyadını kullanmaya devam edecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz; Adana ve ilçelerinde <em>Adana avukat</em> olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/">Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
