<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sözleşmeler Hukuku | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<atom:link href="https://avdilberkoyuncu.com/kategori/sozlesmeler-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<description>Adana Avukat</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 13:56:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://avdilberkoyuncu.com/wp-content/uploads/2018/01/cropped-simge-1-32x32.png</url>
	<title>Sözleşmeler Hukuku | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Ve Kira Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmeler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana kira avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[kiralananda üçüncü kişinin oturması]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmazın tahliyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kiraya veren kiracısını taşınmazdan tahliye ettirebilmek için sulh hukuk mahkemelerinde tahliye davası açabileceği gibi ilamsız icra yolu ile tahliye de talep edebilir. Uygulamada genel olarak icra takibi yoluna gidilmektedir. İcra yoluyla taşınmazın tahliyesinde takip borçlusu, kira sözleşmesini imzalayan kiracıdır. Ancak kiracı ölmüş ise aynı konutta oturan mirasçılarına karşı takip başlatılır. Takipten önce kiracı ölmüşse mirasçılarına karşı takibe devam edilemez. Tahliye aşamasında; karşılaşılan sorunlardan biri de, taşınmazda kira sözleşmesinin taraflarına yabancı olan üçüncü kişilerin oturmasıdır. Kiralanan Taşınmazda Üçüncü Kişi Oturuyorsa Tahliye Nasıl Sağlanır? Taşınmazda oturan kişi kira sözleşmesinin tarafı olmayıp tamamen farklı bir kişi ise, oturmasını haklı kılacak resmi bir belge göstermelidir. Aksi halde zorla çıkartılır. Elinde resmi bir belge yoksa ancak, kira sözleşmesinin tarihinden daha evvel taşınmazda oturduğunu beyan eder ve beyan icra müdürü tarafından da doğrulanırsa icra müdürü, tahliyeyi erteleyerek durumu icra mahkemesine bildirir. Mahkeme tarafları dinler ve dava açmak için süre verir. Süresi içerisinde dava açmayan taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır. Ancak belirtmek gerekir ki, asıl borçlunun kan ve kayın hısımlığı açısından altsoyu, üstsoyu, eşi, ikinci dereceye kadar hısımları ve iş ortakları üçüncü kişi sayılmazlar. Alt kiracı üçüncü kişi sayılmaz. “Somut olayda taşınmazda karşılaşılan kişi alt kiracı olduğunu ileri sürüp buna ilişkin kira sözleşmesini ibraz etmiştir. Taşınmazda karşılaşılan kişi kiracının kiracısı ise, kiracı “kira sözleşmesinde kiralananı başkasına devredebileceği konusunda kendisine tanınmış yetkiye dayanarak kiralananı başka bir kişiye kiralamışsa, kiracının kiracısı üçüncü kişi sayılmaz. Bu durumda icra müdürünün İİK 276/2&#8217;ye göre tahliyeyi erteleyerek dosyayı icra mahkemesine sunması gerekir.İcra müdürlüğünce dosya İİK&#8217;nun 276/2. maddesi kapsamında icra mahkemesine gönderilmemişse de, 3. kişinin şikayeti ile uyuşmazlık konusu icra mahkemesine gelmiştir. Bu durumda mahkemece duruşma açılıp yukarıda belirtilen ilkeler nazara alınarak şikayetçi 3. kişi ve alacaklının sunduğu belgeler incelenip İİK&#8217;nun 276/2 ve 3. maddeleri kapsamında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre  karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12. H.D. 2015/17961 E. 2015/29146 K.) Büromuz Adana avukat ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Kiralanan taşınmazın tahliyesi hakkında daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Kiraya veren kiracısını taşınmazdan tahliye ettirebilmek için sulh hukuk mahkemelerinde tahliye davası açabileceği gibi ilamsız icra yolu ile tahliye de talep edebilir. Uygulamada genel olarak icra takibi yoluna gidilmektedir. İcra yoluyla taşınmazın tahliyesinde takip borçlusu, kira sözleşmesini imzalayan kiracıdır. Ancak kiracı ölmüş ise aynı konutta oturan mirasçılarına karşı takip başlatılır. Takipten önce kiracı ölmüşse mirasçılarına karşı takibe devam edilemez. Tahliye aşamasında; karşılaşılan sorunlardan biri de, taşınmazda kira sözleşmesinin taraflarına yabancı olan üçüncü kişilerin oturmasıdır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Kiralanan Taşınmazda Üçüncü Kişi Oturuyorsa Tahliye Nasıl Sağlanır?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;">Taşınmazda oturan kişi kira sözleşmesinin tarafı olmayıp tamamen farklı bir kişi ise, <u>oturmasını haklı kılacak resmi bir belge</u> göstermelidir. Aksi halde zorla çıkartılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Elinde resmi bir belge yoksa ancak, kira sözleşmesinin tarihinden daha evvel taşınmazda oturduğunu beyan eder ve beyan icra müdürü tarafından da doğrulanırsa icra müdürü, tahliyeyi erteleyerek durumu icra mahkemesine bildirir. Mahkeme tarafları dinler ve dava açmak için süre verir. Süresi içerisinde dava açmayan taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak belirtmek gerekir ki, asıl borçlunun kan ve kayın hısımlığı açısından altsoyu, üstsoyu, eşi, ikinci dereceye kadar hısımları ve iş ortakları üçüncü kişi sayılmazlar.</span></p>
<h6><span style="color: #000000;"><strong>Alt kiracı üçüncü kişi sayılmaz.<br />
</strong></span></h6>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Somut olayda taşınmazda karşılaşılan kişi </em><strong><em>alt kiracı olduğunu ileri sürüp buna ilişkin kira sözleşmesini ibraz etmiştir</em></strong><em>. Taşınmazda karşılaşılan kişi kiracının kiracısı ise, kiracı “kira sözleşmesinde kiralananı başkasına devredebileceği konusunda kendisine tanınmış</em><strong><em> yetkiye dayanarak kiralananı başka bir kişiye kiralamışsa, kiracının kiracısı üçüncü kişi sayılmaz</em></strong><em>. Bu durumda icra müdürünün İİK 276/2&#8217;ye göre tahliyeyi erteleyerek dosyayı icra mahkemesine sunması gerekir.İcra müdürlüğünce dosya İİK&#8217;nun 276/2. maddesi kapsamında icra mahkemesine gönderilmemişse de, 3. kişinin şikayeti ile uyuşmazlık konusu icra mahkemesine gelmiştir. Bu durumda mahkemece duruşma açılıp yukarıda belirtilen ilkeler nazara alınarak şikayetçi 3. kişi ve alacaklının sunduğu belgeler incelenip İİK&#8217;nun 276/2 ve 3. maddeleri kapsamında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre  </em><em>karar</em><em> verilmesi gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12. H.D. 2015/17961 E. 2015/29146 K.)</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Büromuz <strong>Adana avukat</strong> ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Kiralanan taşınmazın tahliyesi hakkında daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</em></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marka Hakkına Tecavüz Davaları</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=marka-hakkina-tecavuz-davalari</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jan 2020 10:41:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmeler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[itibar tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[marka hakkına tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[marka hakkının ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[marka tescil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Marka Nedir? &#160; Marka; bir işletmenin mallarının veya hizmetlerinin diğer işletmelerin malları veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan özel ad, logo, amblem gibi her türlü işaretler anlamına gelir. Ülkemizde marka hakkına tecavüz halleri sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin; ayakkabı, gözlük, saat gibi ürünlerin benzerleri,  marka hakkı sahibi olmayan kişiler tarafından üretilmekte ve satışa sunulmaktadır. Marka hakkı sahibi işletme bu gibi durumlarda marka hakkına tecavüz davası açabilir. Marka hakkı, önceleri 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile korunuyor iken, artık 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunmaktadır. Bu kanun eski KHK’ya nispeten daha kapsamlı olarak düzenlemeler getirmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu, marka sahibini üçüncü kişilerin markaya olan tecavüzünden koruma amacı taşıdığı gibi, marka sahibinin meydana gelen zararını gidermek için de hükümler getirmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu sadece Türk Marka ve Patent Kurumu’na tescil edilen markalara olan tecavüzleri korumak içindir, eğer tescil edilmeyen bir marka için ihlal söz konusu ise, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerine bakılmalıdır. Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller Nelerdir? &#160; Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddeye göre aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: *Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, *Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, *Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması, *Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, *Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, *Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek gibi durumlarda marka hakkına tecavüzün varlığı kabul edilir. Tescilli Marka Hakkına Tecavüz Davaları &#160; A- Ceza Davaları Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan , Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran, yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi fiile göre; 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz. B- Hukuk Davaları Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: Maddi Tazminat Davası: Marka hakkına tecavüz fiillerini gerçekleştiren kişiler marka hakkı sahibinin maddi zararını da gidermekle yükümlüdür. Marka hakkı sahibi marka hakkına tecavüz dolayısıyla maddi tazminat davası açabilir. Açılan maddi tazminat davasında hak sahibi aşağıdaki seçimlik haklarından sadece birini kullanabilir; &#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, &#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, &#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli. Manevi Tazminat Davası: Marka hakkının ihlali sonucu, marka hakkı sahibinin ticari itibarı zedelenip müşteri kitlesi azalabilir, bunun neticesinden marka hakkı sahibinin uğradığı zarar da manevi tazminatı gerektirir. Marka hakkına tecavüz durumunda marka hakkı sahibi tarafından aşağıdaki davalar da açılabilir: Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti davası, Muhtemel tecavüzün önlenmesi davası, Tecavüz fiillerinin durdurulması davası, İtibar tazminatı, Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması, Elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür, Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası, Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. Görevli ve Yetkili Mahkeme Marka hakkına tecavüz davaları için görevli mahkeme; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’dir, bu mahkemelerin olmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Marka hakkına tecavüz davalarında yetki konusunda seçimlik yetki söz konusudur. Üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Adana avukat. Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. </p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/">Marka Hakkına Tecavüz Davaları</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Marka Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Marka; bir işletmenin mallarının veya hizmetlerinin diğer işletmelerin malları veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan özel ad, logo, amblem gibi her türlü işaretler anlamına gelir. Ülkemizde marka hakkına tecavüz halleri sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Örneğin; ayakkabı, gözlük, saat gibi ürünlerin benzerleri,  marka hakkı sahibi olmayan kişiler tarafından üretilmekte ve satışa sunulmaktadır. Marka hakkı sahibi işletme bu gibi durumlarda <strong>marka hakkına tecavüz davası</strong> açabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Marka hakkı, önceleri 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile korunuyor iken, artık 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren <strong><em>6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu</em></strong> ile korunmaktadır. Bu kanun eski KHK’ya nispeten daha kapsamlı olarak düzenlemeler getirmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu, marka sahibini üçüncü kişilerin markaya olan tecavüzünden koruma amacı taşıdığı gibi, marka sahibinin meydana gelen zararını gidermek için de hükümler getirmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sınai Mülkiyet Kanunu sadece Türk Marka ve Patent Kurumu’na tescil edilen markalara olan tecavüzleri korumak içindir, eğer tescil edilmeyen bir marka için ihlal söz konusu ise, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerine bakılmalıdır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Haller Nelerdir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Madde</strong>ye göre aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek gibi durumlarda marka hakkına tecavüzün varlığı kabul edilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Tescilli Marka Hakkına Tecavüz Davaları</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>A- Ceza Davaları</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan , Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran, yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi fiile göre; <strong><em>1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve adli para cezası</em></strong> ile cezalandırılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>B- Hukuk Davaları</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Maddi Tazminat Davası: </strong>Marka hakkına tecavüz fiillerini gerçekleştiren kişiler marka hakkı sahibinin maddi zararını da gidermekle yükümlüdür. Marka hakkı sahibi marka hakkına tecavüz dolayısıyla maddi tazminat davası açabilir. Açılan maddi tazminat davasında hak sahibi aşağıdaki seçimlik haklarından sadece birini kullanabilir;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Manevi Tazminat Davası: </strong>Marka hakkının ihlali sonucu, marka hakkı sahibinin ticari itibarı zedelenip müşteri kitlesi azalabilir, bunun neticesinden marka hakkı sahibinin uğradığı zarar da manevi tazminatı gerektirir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Marka hakkına tecavüz durumunda marka hakkı sahibi tarafından aşağıdaki davalar da açılabilir:</strong></span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti davası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Muhtemel tecavüzün önlenmesi davası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tecavüz fiillerinin durdurulması davası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İtibar tazminatı,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Marka hakkına tecavüz davaları için görevli mahkeme; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’dir, bu mahkemelerin olmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Marka hakkına tecavüz davalarında yetki konusunda seçimlik yetki söz konusudur. Üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir. Adana avukat.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. </span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/">Marka Hakkına Tecavüz Davaları</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/marka-hakkina-tecavuz-davalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trafik Kazası Nedeniyle Sigorta Şirketine Açılan Davada Yetki</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/trafik-kazasi-nedeniyle-sigorta-sirketine-acilan-davada-yetki/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=trafik-kazasi-nedeniyle-sigorta-sirketine-acilan-davada-yetki</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/trafik-kazasi-nedeniyle-sigorta-sirketine-acilan-davada-yetki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 14:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmeler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Tazminat Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta bölge müdürlüğü yetki]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta davası]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazasında yetkili mahkeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukuk Genel Kurulu 2017/1110 E. , 2017/860 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce “dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile reddine” dair verilen 26.05.2011 gün ve 2011/115 E., 2011/259 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2012 gün ve 2011/13188 E., 2012/13953 K. sayılı kararı ile; &#8220;&#8230;Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile davalıların işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek, şimdilik 1.000,00.-TL sürekli ve geçici çalışma gücü kaybı ve 20.000,00.-TL manevi tazminatın İzzet yönünden olay, sigorta şirketi yönünden 16.03.2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı &#8230; vekili, yetki itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı Sompa Japan Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre; sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin şube niteliğinde olmadığı ve davalının ticari merkezinin İstanbul olduğu, kazanın vuku bulduğu yerin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin şube niteliğinde olmadığı ve kazanın vuku bulduğu yerin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazının kabulüne karar verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, kaza Safranbolu İlçesinde vuku bulmuş, sigorta poliçesi de Karabük İlinde tanzim edilmiştir. Davacı vekilinin davayı, sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Orta Anadolu Bölge Müdürlüğünün bulunduğu Ankara&#8217;da açtığı gözetilerek yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir&#8230;&#8221; gerekçesiyle oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine ve dosyanın Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;ne gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçelerle oyçokluğu ile bozulmuştur. Mahkemece, yetkili olmayan bir mahkemenin yorum yoluyla yetkili sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararında direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, trafik kazası sonucu yaralanma nedenine dayalı olarak sigorta şirketi aleyhine açılan tazminat davasında, sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun görevli ve yetkili mahkemeyi düzenleyen 110. maddesinde motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının C.7 maddesinde de yetkili mahkemeler belirlenmiş, Kanundaki yetki kuralı aynen tekrar edilmiştir. Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlük ile şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edilmiştir. Somut olayda 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında olay yeri KarabükSafranbolu’dur. Zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 78 SK 257 plakalı araç sahibi &#8230; ile Fiba Sigorta A.Ş (Sompo Japan Sigorta A.Ş), Güneş Trafik Müşavirliği Özay Oğuz adlı acente arasında düzenlenmiştir. Dosya içindeki poliçede yetki ile ilgili madde bulunmamaktadır. Davalı &#8230;’nin yerleşim yeri Karabük-Safranbolu, davalı şirketin genel merkez adresi ise İstanbul’dur. Davacı vekili davayı, bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan Ankara’da açmıştır. Mahkeme kazanın meydana geldiği yer mahkemesinin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı vermiştir. Mevcut bu durum karşısında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (2918 s. KTK) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında 2918 s. KTK 110/2. maddesinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, yorum yolu ile bu sonuca ulaşılamayacağı, bu bakımdan direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hal böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26.04.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/trafik-kazasi-nedeniyle-sigorta-sirketine-acilan-davada-yetki/">Trafik Kazası Nedeniyle Sigorta Şirketine Açılan Davada Yetki</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;">Hukuk Genel Kurulu </span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">2017/1110 E. , 2017/860 K. </span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">&#8220;İçtihat Metni&#8221; </span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce “dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile reddine” dair verilen 26.05.2011 gün ve 2011/115 E., 2011/259 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2012 gün ve 2011/13188 E., 2012/13953 K. sayılı kararı ile; </span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8220;&#8230;Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile davalıların işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek, şimdilik 1.000,00.-TL sürekli ve geçici çalışma gücü kaybı ve 20.000,00.-TL manevi tazminatın İzzet yönünden olay, sigorta şirketi yönünden 16.03.2011 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davalı &#8230; vekili, yetki itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davalı Sompa Japan Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre; sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin şube niteliğinde olmadığı ve davalının ticari merkezinin İstanbul olduğu, kazanın vuku bulduğu yerin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mahkemece, sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin şube niteliğinde olmadığı ve kazanın vuku bulduğu yerin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle davalının yetki itirazının kabulüne karar verilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu&#8217;nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Somut olayda, kaza Safranbolu İlçesinde vuku bulmuş, sigorta poliçesi de Karabük İlinde tanzim edilmiştir. Davacı vekilinin davayı, sigortacının bir acenteden daha yetkili organı olan Orta Anadolu Bölge Müdürlüğünün bulunduğu Ankara&#8217;da açtığı gözetilerek yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir&#8230;&#8221; </span></p>
<p><span style="color: #000000;">gerekçesiyle oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">HUKUK GENEL KURULU KARARI </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine ve dosyanın Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;ne gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçelerle oyçokluğu ile bozulmuştur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mahkemece, yetkili olmayan bir mahkemenin yorum yoluyla yetkili sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle önceki kararında direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, trafik kazası sonucu yaralanma nedenine dayalı olarak sigorta şirketi aleyhine açılan tazminat davasında, sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün bulunduğu yerin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun görevli ve yetkili mahkemeyi düzenleyen 110. maddesinde motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının C.7 maddesinde de yetkili mahkemeler belirlenmiş, Kanundaki yetki kuralı aynen tekrar edilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde, şirketlerin bölge müdürlükleri ve şube açmak suretiyle yurt içinde teşkilatlanmasının, yurt dışında şube veya temsilcilik açması ilgili diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest olduğu, ancak bu şekilde faaliyete başlanmasını ve faaliyetin sona erdirilmesini müteakip bir ay içinde şirketçe Müsteşarlığa bildirimde bulunulması gerektiği düzenlenmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mevcut bu düzenleme dikkate alındığında Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca bölge müdürlüğü yapılanmasına izin verilmiş, genel müdürlük ile şube ve acenteler arasında bölge müdürlüğü adında bir yapılanmanın kurulabileceği kabul edilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Somut olayda 14.02.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında olay yeri KarabükSafranbolu’dur. Zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 78 SK 257 plakalı araç sahibi &#8230; ile Fiba Sigorta A.Ş (Sompo Japan Sigorta A.Ş), Güneş Trafik Müşavirliği Özay Oğuz adlı acente arasında düzenlenmiştir. Dosya içindeki poliçede yetki ile ilgili madde bulunmamaktadır. Davalı &#8230;’nin yerleşim yeri Karabük-Safranbolu, davalı şirketin genel merkez adresi ise İstanbul’dur. Davacı vekili davayı, bölge müdürlüğünün bulunduğu yer olan Ankara’da açmıştır. Mahkeme kazanın meydana geldiği yer mahkemesinin ortak yetkili mahkeme olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı vermiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mevcut bu durum karşısında merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemeleri, Kanun (2918 s. KTK) uyarınca yetkili kabul edildiğine göre, acente ve şubeyi denetleyen üst mercii olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında 2918 s. KTK 110/2. maddesinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmadığı, yorum yolu ile bu sonuca ulaşılamayacağı, bu bakımdan direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hal böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26.04.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/trafik-kazasi-nedeniyle-sigorta-sirketine-acilan-davada-yetki/">Trafik Kazası Nedeniyle Sigorta Şirketine Açılan Davada Yetki</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/trafik-kazasi-nedeniyle-sigorta-sirketine-acilan-davada-yetki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
