<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aile Hukuku | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<atom:link href="https://avdilberkoyuncu.com/kategori/aile-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<description>Adana Avukat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 11:45:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.1</generator>

<image>
	<url>https://avdilberkoyuncu.com/wp-content/uploads/2018/01/cropped-simge-1-32x32.png</url>
	<title>Aile Hukuku | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Boşanma Davalarında Adli Yardım</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davalarinda-adli-yardim</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 11:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[adli yardım boşanma davası]]></category>
		<category><![CDATA[adli yardım talebinin reddine itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanmada adli yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adli Yardım Talepli Dava Nasıl Açılır? Adli yardım nedir? Adli yardım başvurusu nereye yapılır? Adli yardım şartları nelerdir? Adli yardım; maddi durumu iyi olmayan kişilerin dava açması halinde, bu davanın harç ve masraflarının geçici olarak Devlet tarafından ödenmesidir. Adli yardım hak arama hürriyetinin teminatı olarak 6100 Sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Adli yardım iki şekilde uygulama alanı bulur: İlk olarak, maddi durumu yetersiz olan kişiler, bulundukları ilin Barosunun adli yardım merkezinden avukat talep edebilir, avukatlık ücreti kişi tarafından değil Devlet Hazinesinden ödenir. Barolar başvuran kişilerden maddi durumun iyi olmadığına, geçimini sağlamakta zorlandığına ve üzerine kayıtlı taşınır taşınmaz mal olmadığına dair evraklar isteyecektir. Evraklar temin edildiği takdirde Baro başvuran kişiye avukat tayin eder. Avukatın seçilme imkanı yoktur, avukat adli yardım listesinden sıra usulü Baro tarafından görevlendirilir. İkinci olarak, dava açıldığı esnada ve devamında davanın taraflarının yatırması gereken harç ve giderler bulunmaktadır. Ancak maddi gücü iyi olmayan kişiler, miktarların yüksek olması sebebiyle, bu giderleri karşılamakta zorlanabilmektedir. Bu durumda davanın açıldığı mahkemeden veya icra takibi söz konusu ise icra müdürlüğünden adli yardım talebinde bulunulur. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Adli yardım talebinde bulunur iken, hangi sebeplerle adli yardıma başvuru yapıldığını, yani maddi imkanın olmadığını da belgelendirmek gerekir (fakirlik belgesi, takbis kaydı vs.) Adli Yardım Neleri Kapsar? a)Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet, b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet, c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesini, ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat teminini kapsar. Adli Yardımın Sona Ermesi Kural olarak adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Ancak adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır. Dava Sonucunda Ne Olur? Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir. Büromuz; Boşanma davaları ile Aile Hukuku’ndan kaynaklanan diğer davalarda,  Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Adana avukat</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/">Boşanma Davalarında Adli Yardım</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><span style="color: #000000;"><strong>Adli Yardım Talepli Dava Nasıl Açılır?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli yardım nedir? Adli yardım başvurusu nereye yapılır?</strong> <strong>Adli yardım şartları nelerdir?</strong> Adli yardım; maddi durumu iyi olmayan kişilerin dava açması halinde, bu davanın harç ve masraflarının geçici olarak Devlet tarafından ödenmesidir. Adli yardım hak arama hürriyetinin teminatı olarak 6100 Sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli yardım iki şekilde uygulama alanı bulur:</strong></span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">İlk olarak, maddi durumu yetersiz olan kişiler, bulundukları ilin Barosunun adli yardım merkezinden <strong>avukat</strong> talep edebilir, avukatlık ücreti kişi tarafından değil Devlet Hazinesinden ödenir. Barolar başvuran kişilerden maddi durumun iyi olmadığına, geçimini sağlamakta zorlandığına ve üzerine kayıtlı taşınır taşınmaz mal olmadığına dair evraklar isteyecektir. Evraklar temin edildiği takdirde Baro başvuran kişiye avukat tayin eder. Avukatın seçilme imkanı yoktur, avukat adli yardım listesinden sıra usulü Baro tarafından görevlendirilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">İkinci olarak, dava açıldığı esnada ve devamında davanın taraflarının yatırması gereken <strong>harç ve giderler</strong> bulunmaktadır. Ancak maddi gücü iyi olmayan kişiler, miktarların yüksek olması sebebiyle, bu giderleri karşılamakta zorlanabilmektedir. Bu durumda davanın açıldığı mahkemeden veya icra takibi söz konusu ise icra müdürlüğünden adli yardım talebinde bulunulur. Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Adli yardım talebinde bulunur iken, hangi sebeplerle adli yardıma başvuru yapıldığını, yani maddi imkanın olmadığını da belgelendirmek gerekir (fakirlik belgesi, takbis kaydı vs.)</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli Yardım Neleri Kapsar?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">a)Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet,</span><br />
<span style="color: #000000;">b) Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet,</span><br />
<span style="color: #000000;">c) Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesini,</span><br />
<span style="color: #000000;">ç) Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat teminini kapsar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adli Yardımın Sona Ermesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kural olarak adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Dava Sonucunda Ne Olur?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Büromuz; Boşanma davaları ile Aile Hukuku’ndan kaynaklanan diğer davalarda,  Adana ve çevre illerde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Adana avukat</em></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/">Boşanma Davalarında Adli Yardım</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Karşı Dava</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davalarinda-karsi-dava</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Nov 2019 10:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[karşı dava dilekçesi]]></category>
		<category><![CDATA[karşı dava nasıl açılır]]></category>
		<category><![CDATA[karşı dava nedir]]></category>
		<category><![CDATA[karşı davada yetki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşı Dava Nedir? &#160; Boşanma davalarında davacının dava dilekçesine karşılık, kendi haklı sebeplerini sunmak isteyen davalıya tanınmış olan dava hakkına karşı dava denir. Karşı davanın davacısı, asıl davanın davalısı iken; karşı davanın davalısı ise asıl davanın davacısıdır. Karşı dava 6100 Sayılı HMK 132. Maddesinde düzenlenmiştir. Boşanma davalarında nafaka, tazminat ve velayet gibi durumlar için hakim kusur araştırması yaparak karar vermektedir. Davacının kendi savunmalarını öne sürmesine karşılık, karşı davacı da karşı dava dilekçesi ile kendi savunmasını yapabilir. Örneğin, davacı terk sebebiyle boşanma davası açmış ise, karşı davacı yani esas boşanma dosyasının davalısı davacının kendisini aldattığını ileri sürebilir. Karşı Dava Şartları Nelerdir? Karşı dava açmak için esas boşanma dosyasının derdest yani hala devam ediyor olması gerekir. Kesinleşen boşanma davalarında karşı dava açılamaz. Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması gerekir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. Karşı davanın, davaya cevap dilekçesi ile beraber ya da cevap dilekçesi süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılması gerekir. Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa mahkeme, talep üzerine ya  da kendiliğinden, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. Karşı Dava Nasıl Açılır? Karşı dava asıl boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesine karşı dava dilekçesi verilerek ve gerekli harç ve yargılama gideri ödenerek açılır. Karşı dava, davaya cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi ile beraber veya yine cevap dilekçesi verme süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılır. Belirlenen süreden sonra karşı dava açılması durumunda hakim dosyaların ayrılmasına karar verir. Karşı dava açarak, davalının savlarını öne sürmesi, dava neticesinde nafaka, tazminat, velayet ve boşanmanın fer’isi niteliğinde bulunan diğer sonuçları ortadan kaldırabilir. Bu sebeple karşı davanın avukat aracılığıyla açılmasını tavsiye ederiz. Büromuz boşanma davaları ile ilgili Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/">Boşanma Davalarında Karşı Dava</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Karşı Dava Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davalarında davacının dava dilekçesine karşılık, kendi haklı sebeplerini sunmak isteyen davalıya tanınmış olan dava hakkına <strong>karşı dava</strong> denir. Karşı davanın davacısı, asıl davanın davalısı iken; karşı davanın davalısı ise asıl davanın davacısıdır. Karşı dava 6100 Sayılı HMK 132. Maddesinde düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasi-nasil-acilir-2019/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Boşanma davaları</strong></a></span>nda nafaka, tazminat ve velayet gibi durumlar için hakim kusur araştırması yaparak karar vermektedir. Davacının kendi savunmalarını öne sürmesine karşılık, karşı davacı da karşı dava dilekçesi ile kendi savunmasını yapabilir. Örneğin, davacı terk sebebiyle boşanma davası açmış ise, karşı davacı yani esas boşanma dosyasının davalısı davacının kendisini aldattığını ileri sürebilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Karşı Dava Şartları Nelerdir?</strong></span></h5>
<ol>
<li><span style="color: #000000;">Karşı dava açmak için esas boşanma dosyasının derdest yani hala devam ediyor olması gerekir. Kesinleşen boşanma davalarında karşı dava açılamaz.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması gerekir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Karşı davanın, davaya cevap dilekçesi ile beraber ya da cevap dilekçesi süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılması gerekir.</span></li>
</ol>
<p><span style="color: #000000;">Belirtilen bu şartlar gerçekleşmeden karşı dava açılacak olursa mahkeme, talep üzerine ya  da kendiliğinden, karşı davanın asıl davadan ayrılmasına; gerekiyorsa dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Karşı Dava Nasıl Açılır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karşı dava asıl boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesine karşı dava dilekçesi verilerek ve gerekli harç ve yargılama gideri ödenerek açılır. Karşı dava, davaya cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi ile beraber veya yine cevap dilekçesi verme süresi içerisinde ayrı bir dilekçe ile açılır. Belirlenen süreden sonra karşı dava açılması durumunda hakim dosyaların ayrılmasına karar verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karşı dava açarak, davalının savlarını öne sürmesi, dava neticesinde nafaka, tazminat, velayet ve boşanmanın fer’isi niteliğinde bulunan diğer sonuçları ortadan kaldırabilir. Bu sebeple karşı davanın avukat aracılığıyla açılmasını tavsiye ederiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz boşanma davaları ile ilgili Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/">Boşanma Davalarında Karşı Dava</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 13:09:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[annenin soyadını almak]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmış anne çocuğuna soyadı verebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[velayet davası]]></category>
		<category><![CDATA[velayeti annede olan çocuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi? Günümüzde boşanmaların artması ile beraber, çocuk üzerindeki velayet hakkının kapsamı da tartışılır hale gelmiştir. Evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun soyadı, ailenin dolayısıyla babanın soyadıdır. Peki evlilik birliği boşanma ile sona erdiği takdirde, velayet kendisinde olan boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi? Velayet; anne ve babanın çocuk üzerindeki yönetim ve temsil etme hakkıdır. Velayet evlilik birliği içerisinde anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ancak anne babanın boşanması halinde çocuğun menfaati göz önünde bulundurularak, velayet hakkı taraflardan birine verilmektedir, ortak velayet hükümleri saklıdır. Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Velayetin Kapsamı Nedir? &#160; Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuğun eğitimi, sağlığı, üçüncü kişilere karşı çocuğun temsili gibi konular velayet hakkının kapsamında kabul edilmektedir. Peki boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi? Soyadı değişikliği velayet kapsamında değerlendirilebilir mi? Kural olarak, taraflar boşansa dahi, müşterek çocuk babanın soyadını kullanmaya devam eder. Velayet kendisinde bulunan anne, çocuğun soyadını kendi bekarlık soyadı olarak değiştirilmesini mahkemeden isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi annenin bu talebini velayet hakkı kapsamında kabul etmiştir. “… velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını, evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, somut olayda söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına da aykırı bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği (TMK m. 27) dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1306 E. 2018/4719 K. Kararın devamında, annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi talebinin reddini; Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın eşitlik ilkesinin ihlali olarak değerlendirdiğine değinmiştir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi önüne gelen bireysel başvurularda boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını verememesini Anayasaya aykırılık olarak değerlendirmektedir. Yargıtay kararının devamı aşağıdadır:  “Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararlarında ise; velayet hakkı tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebin, velayet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olması sebebiyle Anayasa&#8217;nın 20. maddesi kapsamında ele alınması gereken bir hukuki değer olduğunu, koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velayet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığını, eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduğunu, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğini, çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine olumsuz etkilerinin kesin olarak saptanması gerektiğini ve başvurulara konu yargısal uygulamaların ölçülü olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, eldeki somut olaya benzer nitelikteki başvurulara konu yargısal kararlarda Anayasa’nın 20. maddesi ile birlikte değerlendirilen Anayasa&#8217;nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiş, aynı kararlarında ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesini de kararlaştırmıştır.” Görüldüğü üzere, boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi mümkündür, ancak bunun için Aile Mahkemesi’ne başvuru yapmak gerekir. Başvuru yapılmadığı takdirde, çocuk babanın soyadını kullanmaya devam edecektir. Büromuz; Adana ve ilçelerinde Adana avukat olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/">Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</p>
<p></strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Günümüzde boşanmaların artması ile beraber, çocuk üzerindeki velayet hakkının kapsamı da tartışılır hale gelmiştir. Evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun soyadı, ailenin dolayısıyla babanın soyadıdır. Peki evlilik birliği boşanma ile sona erdiği takdirde, <span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/velayet-altindaki-cocugun-yurtdisina-cikarilmasi-veya-cocugun-kacirilmasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">velayet</a></strong></span> kendisinde olan boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Velayet; anne ve babanın çocuk üzerindeki yönetim ve temsil etme hakkıdır. Velayet evlilik birliği içerisinde anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ancak anne babanın boşanması halinde çocuğun menfaati göz önünde bulundurularak, velayet hakkı taraflardan birine verilmektedir, ortak velayet hükümleri saklıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Velayetin Kapsamı Nedir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuğun eğitimi, sağlığı, üçüncü kişilere karşı çocuğun temsili gibi konular velayet hakkının kapsamında kabul edilmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki boşanmış anne çocuğa kendi soyadını verebilir mi? Soyadı değişikliği velayet kapsamında değerlendirilebilir mi?</strong> Kural olarak, taraflar boşansa dahi, müşterek çocuk babanın soyadını kullanmaya devam eder. Velayet kendisinde bulunan anne, çocuğun soyadını kendi bekarlık soyadı olarak değiştirilmesini mahkemeden isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi annenin bu talebini velayet hakkı kapsamında kabul etmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“… velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, <strong>aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği,</strong> evlilik birliği içinde doğan çocuğun taşıdığı ailenin soyadını, evlilik birliğinin sona ermesi ile kendisine velayet hakkı tevdi edilen annenin kendi soyadı ile değiştirmesini engelleyici yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, somut olayda söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına da aykırı bulunmadığı ve çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği (TMK m. 27) dikkate alındığında, Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek, davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” <strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1306 E. 2018/4719 K.</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kararın devamında, annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi talebinin reddini; Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın <strong>eşitlik ilkesi</strong>nin ihlali olarak değerlendirdiğine değinmiştir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. <strong>Anayasa Mahkemesi önüne gelen bireysel başvurularda boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını verememesini Anayasaya aykırılık olarak değerlendirmektedir.</strong> Yargıtay kararının devamı aşağıdadır:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em> “Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararlarında ise; velayet hakkı tevdi edilen çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebin, velayet hakkı ve bu kapsamdaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olması sebebiyle Anayasa&#8217;nın 20. maddesi kapsamında ele alınması gereken bir hukuki değer olduğunu, koruma, bakım ve gözetim hakkı veya benzer terimlerle ifade edilen velayet hakkı kapsamında, çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığını, eşlerin evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduğunu, erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğini, çocuğun bir aileye mensubiyetinin belirlenmesi amacıyla bir soyadı taşıması ile nüfus kütüklerindeki kayıtların güvenilirliği ve istikrarının sağlanmasında, çocuğun ve kamunun açık bir menfaati bulunmakla birlikte, annenin soyadının çocuğa verilmesinin söz konusu menfaatlerin tesisine olumsuz etkilerinin kesin olarak saptanması gerektiğini ve başvurulara konu yargısal uygulamaların ölçülü olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek, eldeki somut olaya benzer nitelikteki başvurulara konu yargısal kararlarda Anayasa’nın 20. maddesi ile birlikte değerlendirilen Anayasa&#8217;nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiş, aynı kararlarında ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesini de kararlaştırmıştır.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Görüldüğü üzere, boşanmış annenin çocuğa kendi soyadını vermek istemesi mümkündür, ancak bunun için Aile Mahkemesi’ne başvuru yapmak gerekir. Başvuru yapılmadığı takdirde, çocuk babanın soyadını kullanmaya devam edecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz; Adana ve ilçelerinde <em>Adana avukat</em> olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/">Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Nov 2019 16:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma mal paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanmadan sonra mal paylaşımı davası]]></category>
		<category><![CDATA[mal paylaşımı davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7193</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Boşanma davaları çekişmeli boşanma davası olarak görülebileceği gibi anlaşmalı boşanma davası olarak da görülebilir. Anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha kısa sürede sonuçlandığı için tercih sebebi olabilir. Anlaşmalı boşanma davalarında eşler ve müşterek çocuklar boşanmanın yıpratıcı etkisine daha az maruz kalmaktadır. Anlaşmalı boşanmak için eşlerin en az 1 yıl evli olmaları ve boşanma ile boşanmanın fer&#8217;isi niteliğinde bulunan nafaka, maddi manevi tazminat ve velayet gibi konularda uzlaşıya varmaları gerekir. Eşlerin mal paylaşımı konusunu ise, boşanma sürecinde psikolojik sıkıntı yaşadıkları için; anlaşmalı boşanma protokolünde ya hiç düzenlemedikleri ya da yanlış düzenledikleri görülmektedir. Bu hatanın sebebi bazen de davaların avukat yardımı ile değil bireysel sonuçlandırmaya çalışılmasıdır. Anlaşmalı Boşandıktan sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir mi? Uygulamada taraflar anlaşmalı olarak boşandıktan sonra, bazen taraflardan biri mal paylaşımı davası açmaktadır. Peki anlaşmalı boşandıktan sonra mal paylaşımı davası açmak mümkün müdür? Bu sorunun cevabını verebilmek için anlaşmalı boşanma esnasında mahkemeye sunulan anlaşmalı boşanma protokolüne bakmak gerekir. Anlaşmalı boşanma protokolünde “herhangi bir talebim yoktur” veya “taraflar boşanmanın maddi sonuçları üzerinde anlaşmışlardır&#8221; ya da “tüm hakkımı aldım” gibi cümleler tarafların mal paylaşımı davası açmasına engel değildir. Bu gibi genelgeçer ifadeler taraflar arasında mal paylaşımı yapıldığı anlamına gelmez. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı tarafların anlaşmasına göre düzenlenebilir. Medeni kanunumuza göre taraflar arasında aslolan edinilmiş mal rejimidir. Ancak taraflar ortak bir karara vararak edinilmiş mal rejimine aykırı mal paylaşımı da yapabilir, bu konuda tarafların anlaşması şarttır. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için mal paylaşımı konusunda uzlaşıya varılması gerekmemektedir. Zira mal paylaşımı davası ayrı bir dava konusudur. Ancak tarafların mal paylaşımı konusunu anlaşmalı boşanma protokolüne yazmasında da bir sakınca bulunmamaktadır. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılabilmesi için anlaşmalı boşanma protokolüne “…edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi çerçevesinde; katılma alacağı, artık değer, değer artış alacağı ve her ne ad altında olursa olsun bir hak talebinde bulunmayacaklardır” gibi cümleler yazılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davaları dışarıdan bakıldığında çok basit gibi görünse de yapılacak hatalar tarafların mağduriyetine yol açabilir. Boşanma gerçekleştikten sonra açılacak mal rejimi davası da buna örnektir. Bu gibi mağduriyetlerle karşılaşmamak adına anlaşmalı boşanma davalarında da bir avukat aracılığıyla davanın takibi tavsiye olunur. Büromuz; mal paylaşımı davaları ve boşanma davaları ile ilgili, Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi/">Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı</p>
<p></strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davaları çekişmeli boşanma davası olarak görülebileceği gibi anlaşmalı boşanma davası olarak da görülebilir. <span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Anlaşmalı boşanma</strong> </a></span>çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha kısa sürede sonuçlandığı için tercih sebebi olabilir. Anlaşmalı boşanma davalarında eşler ve müşterek çocuklar boşanmanın yıpratıcı etkisine daha az maruz kalmaktadır. Anlaşmalı boşanmak için eşlerin en az 1 yıl evli olmaları ve boşanma ile boşanmanın fer&#8217;isi niteliğinde bulunan nafaka, maddi manevi tazminat ve velayet gibi konularda uzlaşıya varmaları gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eşlerin mal paylaşımı konusunu ise, boşanma sürecinde psikolojik sıkıntı yaşadıkları için; anlaşmalı boşanma protokolünde ya hiç düzenlemedikleri ya da yanlış düzenledikleri görülmektedir. Bu hatanın sebebi bazen de davaların avukat yardımı ile değil bireysel sonuçlandırmaya çalışılmasıdır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Anlaşmalı Boşandıktan sonra Mal Paylaşımı Davası Açılabilir mi?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;">Uygulamada taraflar anlaşmalı olarak boşandıktan sonra, bazen taraflardan biri mal paylaşımı davası açmaktadır. Peki <strong>anlaşmalı boşandıktan sonra mal paylaşımı davası açmak mümkün müdür?</strong> Bu sorunun cevabını verebilmek için anlaşmalı boşanma esnasında mahkemeye sunulan <strong>anlaşmalı boşanma protokolü</strong>ne bakmak gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anlaşmalı boşanma protokolünde <em>“herhangi bir talebim yoktur”</em> veya <em>“taraflar boşanmanın maddi sonuçları üzerinde anlaşmışlardır&#8221; </em>ya da <em>“tüm hakkımı aldım”</em> gibi cümleler tarafların mal paylaşımı davası açmasına engel değildir. Bu gibi genelgeçer ifadeler taraflar arasında mal paylaşımı yapıldığı anlamına gelmez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı tarafların anlaşmasına göre düzenlenebilir. Medeni kanunumuza göre taraflar arasında aslolan <a style="color: #000000;" href="https://avukatdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-mal-paylasimi/">edinilmiş mal rejimi</a>dir. Ancak taraflar ortak bir karara vararak edinilmiş mal rejimine aykırı mal paylaşımı da yapabilir, bu konuda tarafların anlaşması şarttır. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi için mal paylaşımı konusunda uzlaşıya varılması gerekmemektedir. Zira mal paylaşımı davası ayrı bir dava konusudur. Ancak tarafların mal paylaşımı konusunu anlaşmalı boşanma protokolüne yazmasında da bir sakınca bulunmamaktadır. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapılabilmesi için anlaşmalı boşanma protokolüne <em>“…edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi çerçevesinde; katılma alacağı, artık değer, değer artış alacağı ve her ne ad altında olursa olsun bir hak talebinde bulunmayacaklardır” gibi cümleler yazılmalıdır.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anlaşmalı boşanma davaları dışarıdan bakıldığında çok basit gibi görünse de yapılacak hatalar tarafların mağduriyetine yol açabilir. Boşanma gerçekleştikten sonra açılacak mal rejimi davası da buna örnektir. Bu gibi mağduriyetlerle karşılaşmamak adına anlaşmalı boşanma davalarında da bir avukat aracılığıyla davanın takibi tavsiye olunur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Büromuz; mal paylaşımı davaları ve boşanma davaları ile ilgili, <strong>Adana boşanma avukatı</strong> olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</em></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi/">Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanmada-mal-paylasimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aile Konutunun Eşin Rızası Olmaksızın Satılması</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Nov 2019 21:32:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutu şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutu şerhi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutu yargıtay kararı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma aile konutu şerhi]]></category>
		<category><![CDATA[tapu iptal ve tescil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7187</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET : Aile konutu niteliğindeki taşınmazın diğer eşin rızası alınmadan satışının gerçekleştiği, davacı kadının devralan üçüncü kişi şirket aleyhine tapu iptal ve tescil davası açtığı, davalı şirketin tacir olması sebebiyle basiretli davranması gerekirken basiretsiz davrandığı, aile konutunu satan eşin evli olduğunu ve konutun aile konutu niteliğinde olduğunu bilmesi gerektiği, bu sebeple davalının kazanımının korunmaması gerektiği, yerel mahkemenin tapuda şerh olmadığı ve davacının davasını kanıtlayamadığından bahisle davanın reddine karar verdiği, Temyiz edilen hükmün tüm bu sebeplerle BOZULMASINA&#8230; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2014/23740 E.  ,  2015/12031 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan binanın giriş katının &#8220;aile konutu&#8221; olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Aile konutu niteliğindeki bu taşınmazın, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 194/1. maddesi gereğince hak sahibi (koca) tarafından davacı eşin açık rızası alınmadan, davalı &#8230; Tekstil Ltd. Şti. ne 17.11.2008 tarihinde satıldığı, davacı kadın tarafından söz konusu şirket aleyhine &#8230; 1. Aile Mahkemesinin E. 2009/1020 sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil istemiyle dava açıldıktan çok kısa bir süre sonra ise davalı şirket tarafından şirket çalışanı &#8230;&#8217;a 07.01.2010 tarihinde satıldığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalılardan &#8230; Tekstil Ltd. Şti. ve &#8230; iyi niyetli olduklarını savunmuşlardır. Davalı şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nu hükümlerine tabi tacirdir (m. 124 vd.). Her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlüdür (e.TTK m.20/2, 6102 s. TTK.m.18/2). Bu yükümlülüğü satın aldığı taşınmazın hukuki ve fiili durumunu bilmeyi de gerektirir. Başka bir ifade ile, taşınmazın tapu kütüğünde aile konutu olduğuna dair şerh bulunmasa bile taşınmazın &#8220;aile konutu&#8221; ve kendisiyle akdi ilişkiye giren şahsın evli olduğunu bilebilecek durumdadır. Bu özeni göstermemiş ise iyi niyet iddiasında bulunamaz (TMK.m.3/2). Vakıa ve karinelerden iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olanın kötü niyetli olduğunun diğer tarafça ispat edilmesine de lüzum yoktur. Şirket çalışanı &#8230;&#8217;ın da şirket yetkilisi &#8230;&#8217;nun şoförü olduğu, ilk satış işlemi de dahil olmak üzere bizzat bulunmak suretiyle taşınmazın niteliği ve satışı ile ilgili bilgi sahibi bulunduğu, davacı tarafından &#8230; 1. Aile Mahkemesinin E.2009/1020 sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine tapu iptali ve tescil istemiyle dava açıldıktan çok kısa bir süre sonra taşınmazın bu kişiye satış işleminin yapıldığı ve keşif sırasında dava konusu taşınmazda bulunan kiracının ev sahibi olarak davalı şirket yetkilisi &#8230; ismini beyan ettiği anlaşıldığından, iyi niyetli olduğundan söz edilemez. Gerçekleşen bu hukuki duruma göre davacının açık rızası alınmadan tesis edilen satış sebebiyle davalı &#8230;&#8217;ın kazanımı korunamaz. O halde, isteğin kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın giriş katı ile ilgili tapunun iptaline ve davalı koca adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken, davalıların kötü niyetinin kanıtlanamadığı ve tapuda aile konutu şerhi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 08.06.2015 (Pzt.) KARŞI OY YAZISI Türk Medeni Kanunu, iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı yolsuz tescilin düzeltilmesini isteme hakkını, taşınmaz üzerinde ayni hakkı zedelenen kişiye tanımıştır (TMK. m. 1024/3). Şu halde, taşınmaz üzerinde ayni veya sınırlı ayni hak sahibi bulunmayan, şahsi hak sahiplerinin tescilin yolsuzluğunu ileri sürerek düzeltme davası açma hakları yasal olarak yoktur. Davacının taşınmaz üzerinde ayni bir hakkı bulunmamaktadır. O sadece, ilk devir işlemine rızası gereken eş olup, rızanın yokluğu, bu devir işlemini geçersiz kılar ise de, sonraki devirler üzerinde etkili değildir. İlk devir için aranan &#8220;açık rıza” “eş tasarrufu” niteliğinde olmayan sonraki devirler için aranmaz. Olayda, davacının eşi, “aile konutunu” davacının “olurunu” almadan, 17.11.2008 tarihinde &#8230; Tekstil Ldt. Şti.’ne devretmiş, devralan şirket de, taşınmazı daha sonra 7.1.2010 tarihinde &#8230;&#8217;e satmıştır. Üçüncü kişi &#8230;&#8217;in iyi niyetli olmaması da, taşınmaz üzerinde ayni hakkı bulunmayan davacıya yolsuz tescilin düzeltilmesi hakkını vermez. Davanın reddi, bu sebeple sonucu bakımından doğrudur. Yerel mahkeme kararının açıklanan sebeple onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma görüşüne iştirak etmiyorum.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi/">Aile Konutunun Eşin Rızası Olmaksızın Satılması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>ÖZET : <span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutu-serhi-nedir-aile-konutu-serhi-nasil-konulur/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Aile konutu</a></span> niteliğindeki taşınmazın diğer eşin rızası alınmadan satışının gerçekleştiği, davacı kadının devralan üçüncü kişi şirket aleyhine tapu iptal ve tescil davası açtığı, davalı şirketin tacir olması sebebiyle basiretli davranması gerekirken basiretsiz davrandığı, aile konutunu satan eşin evli olduğunu ve konutun aile konutu niteliğinde olduğunu bilmesi gerektiği, bu sebeple davalının kazanımının korunmaması gerektiği, yerel mahkemenin tapuda şerh olmadığı ve davacının davasını kanıtlayamadığından bahisle davanın reddine karar verdiği, Temyiz edilen hükmün tüm bu sebeplerle BOZULMASINA&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2014/23740 E.  ,  2015/12031 K.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi</span></p>
<p><span style="color: #000000;">DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</span><br />
<span style="color: #000000;">Dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan binanın giriş katının &#8220;aile konutu&#8221; olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Aile konutu niteliğindeki bu taşınmazın, Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 194/1. maddesi gereğince hak sahibi (koca) tarafından davacı eşin açık rızası alınmadan, davalı &#8230; Tekstil Ltd. Şti. ne 17.11.2008 tarihinde satıldığı, davacı kadın tarafından söz konusu şirket aleyhine &#8230; 1. Aile Mahkemesinin E. 2009/1020 sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil istemiyle dava açıldıktan çok kısa bir süre sonra ise davalı şirket tarafından şirket çalışanı &#8230;&#8217;a 07.01.2010 tarihinde satıldığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalılardan &#8230; Tekstil Ltd. Şti. ve &#8230; iyi niyetli olduklarını savunmuşlardır. Davalı şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nu hükümlerine tabi tacirdir (m. 124 vd.). Her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlüdür (e.TTK m.20/2, 6102 s. TTK.m.18/2). Bu yükümlülüğü satın aldığı taşınmazın hukuki ve fiili durumunu bilmeyi de gerektirir. Başka bir ifade ile, taşınmazın tapu kütüğünde aile konutu olduğuna dair şerh bulunmasa bile taşınmazın &#8220;aile konutu&#8221; ve kendisiyle akdi ilişkiye giren şahsın evli olduğunu bilebilecek durumdadır. Bu özeni göstermemiş ise iyi niyet iddiasında bulunamaz (TMK.m.3/2). Vakıa ve karinelerden iyi niyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olanın kötü niyetli olduğunun diğer tarafça ispat edilmesine de lüzum yoktur. Şirket çalışanı &#8230;&#8217;ın da şirket yetkilisi &#8230;&#8217;nun şoförü olduğu, ilk satış işlemi de dahil olmak üzere bizzat bulunmak suretiyle taşınmazın niteliği ve satışı ile ilgili bilgi sahibi bulunduğu, davacı tarafından &#8230; 1. Aile Mahkemesinin E.2009/1020 sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine tapu iptali ve tescil istemiyle dava açıldıktan çok kısa bir süre sonra taşınmazın bu kişiye satış işleminin yapıldığı ve keşif sırasında dava konusu taşınmazda bulunan kiracının ev sahibi olarak davalı şirket yetkilisi &#8230; ismini beyan ettiği anlaşıldığından, iyi niyetli olduğundan söz edilemez. Gerçekleşen bu hukuki duruma göre davacının açık rızası alınmadan tesis edilen satış sebebiyle davalı &#8230;&#8217;ın kazanımı korunamaz. O halde, isteğin kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın giriş katı ile ilgili tapunun iptaline ve davalı koca adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken, davalıların kötü niyetinin kanıtlanamadığı ve tapuda aile konutu şerhi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru bulunmamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 08.06.2015 (Pzt.)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">KARŞI OY YAZISI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk Medeni Kanunu, iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı yolsuz tescilin düzeltilmesini isteme hakkını, taşınmaz üzerinde ayni hakkı zedelenen kişiye tanımıştır (TMK. m. 1024/3). Şu halde, taşınmaz üzerinde ayni veya sınırlı ayni hak sahibi bulunmayan, şahsi hak sahiplerinin tescilin yolsuzluğunu ileri sürerek düzeltme davası açma hakları yasal olarak yoktur. Davacının taşınmaz üzerinde ayni bir hakkı bulunmamaktadır. O sadece, ilk devir işlemine rızası gereken eş olup, rızanın yokluğu, bu devir işlemini geçersiz kılar ise de, sonraki devirler üzerinde etkili değildir. İlk devir için aranan &#8220;açık rıza” “eş tasarrufu” niteliğinde olmayan sonraki devirler için aranmaz. Olayda, davacının eşi, “aile konutunu” davacının “olurunu” almadan, 17.11.2008 tarihinde &#8230; Tekstil Ldt. Şti.’ne devretmiş, devralan şirket de, taşınmazı daha sonra 7.1.2010 tarihinde &#8230;&#8217;e satmıştır. Üçüncü kişi &#8230;&#8217;in iyi niyetli olmaması da, taşınmaz üzerinde ayni hakkı bulunmayan davacıya yolsuz tescilin düzeltilmesi hakkını vermez. Davanın reddi, bu sebeple sonucu bakımından doğrudur. Yerel mahkeme kararının açıklanan sebeple onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma görüşüne iştirak etmiyorum.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi/">Aile Konutunun Eşin Rızası Olmaksızın Satılması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yardım Nafakası Nedir? Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 20:34:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[iştirak nafakasının yardım nafakasına dönüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yardım nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[yardım nafakası ne zaman biter]]></category>
		<category><![CDATA[yardım nafakası şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yardım Nafakası Nedir? &#160; Yardım nafakası, yardıma muhtaç olan aile bireyinin, diğer aile bireylerinden talep edebileceği nafakadır. Yardım nafakası; toplumun temel yapı taşı olan ailenin, birbirine karşı olan maddi sorumluluğudur. Yardım nafakası sadece belli aile bireylerinden talep edilir. Bunlar: altsoy (çocuk, torun gibi), üstsoy (anne, baba, büyükanne, dede gibi) ve kardeşlerdir. Türk Medeni Kanun’un 364. Maddesi uyarınca; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” Yardım Nafakası Kimlerden Talep Edilebilir? Yardım nafakası; Altsoydan Üstsoy, Kardeşlerden talep edilebilir. Evlatlık ile evlat edinenin de birbirlerine karşı yardım nafakası yükümlülüğü vardır. Yardım Nafakası Şartları Nelerdir? &#160; -Yardım nafakasından bahsedebilmek için, öncelikle yardım nafakası davası açılmalıdır. Dava açılmadığı takdirde re’sen nafaka yükümlülüğü söz konusu olmayacaktır. -Nafaka talep eden kişi, kendisine yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşmelidir. Maddi durumu iyi seviyeden olan kişi, diğer aile bireylerinden yardım nafakası talep edemez. -Yardım nafakası bağlanacak ise, mirasçılıktaki sıra dikkate alınır. Örneğin, yardım nafakası almak isteyen kişi çocuklarına başvurmadan kardeşlerine başvuramaz. Mirasçılık sırası göz ardı edilerek açılan davalar reddedilir. -Aile bağlarının temelinden sarsılması halinde yardım nafakası yükümlülüğü ortadan kalkar. -Eğer nafaka talep edilen kişi kardeş ise, kardeşin refah seviyesi iyi durumda olmalıdır. Altsoy, üstsoydan yardım nafakası talep edilir iken bu kriter aranmaz, ancak kardeşten nafaka talep edilecek ise talep edilen kardeşin refah seviyesi iyi olmalıdır. -Yardıma muhtaç olan kişi yaşamını devam ettirebilmek için, bakım evinde kalıyorsa, bakım kurumu da nafaka yükümlülerinden yardım nafakası talep edebilir. İştirak Nafakasının Yardım Nafakasına Dönüşmesi &#160; İştirak nafakası, boşanma ile velayet kendisine verilmeyen tarafın, müşterek çocuğun bakımı için ödediği paradır. İştirak nafakası çocuk ergin olunca sona erer. Ancak çocuk ergin olduktan sonra eğitim hayatını devam ettiriyor ise, iştirak nafakası yardım nafakasına dönüşür. Yardım Nafakası Ne Zaman Biter? Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Örneğin kişi hem annesinden hem de kardeşinden nafaka alıyor ise bu durum hakkaniyete aykırı olarak değerlendirildiği takdirde yardım nafakası azaltılabileceği gibi kaldırıladabilir. Yardım Nafakası Yetkili ve Görevli Mahkeme Yardım nafakası davası görevli mahkeme Aile mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Büromuz Aile Hukuku&#8217;ndan kaynaklı davalar için Adana avukat olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir/">Yardım Nafakası Nedir? Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>Yardım Nafakası Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Yardım nafakası, yardıma muhtaç olan aile bireyinin, diğer aile bireylerinden talep edebileceği nafakadır. Yardım nafakası; toplumun temel yapı taşı olan ailenin, birbirine karşı olan maddi sorumluluğudur. Yardım nafakası sadece belli aile bireylerinden talep edilir. Bunlar: altsoy (çocuk, torun gibi), üstsoy (anne, baba, büyükanne, dede gibi) ve kardeşlerdir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk Medeni Kanun’un 364. Maddesi uyarınca; <em>“Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yardım Nafakası Kimlerden Talep Edilebilir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yardım nafakası;</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Altsoydan</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Üstsoy,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kardeşlerden talep edilebilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Evlatlık ile evlat edinenin de birbirlerine karşı yardım nafakası yükümlülüğü vardır.</span></li>
</ul>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">-Yardım nafakasından bahsedebilmek için, öncelikle <strong>yardım nafakası davası</strong> açılmalıdır. Dava açılmadığı takdirde re’sen nafaka yükümlülüğü söz konusu olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-Nafaka talep eden kişi, kendisine yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşmelidir. Maddi durumu iyi seviyeden olan kişi, diğer aile bireylerinden yardım nafakası talep edemez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-Yardım nafakası bağlanacak ise, <strong>mirasçılıktaki sıra </strong>dikkate alınır. Örneğin, yardım nafakası almak isteyen kişi çocuklarına başvurmadan kardeşlerine başvuramaz. Mirasçılık sırası göz ardı edilerek açılan davalar reddedilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-Aile bağlarının temelinden sarsılması halinde yardım nafakası yükümlülüğü ortadan kalkar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-Eğer nafaka talep edilen kişi kardeş ise, kardeşin refah seviyesi iyi durumda olmalıdır. Altsoy, üstsoydan yardım nafakası talep edilir iken bu kriter aranmaz, ancak kardeşten nafaka talep edilecek ise talep edilen kardeşin refah seviyesi iyi olmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-Yardıma muhtaç olan kişi yaşamını devam ettirebilmek için, bakım evinde kalıyorsa, bakım kurumu da nafaka yükümlülerinden yardım nafakası talep edebilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İştirak Nafakasının Yardım Nafakasına Dönüşmesi</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İştirak nafakası, boşanma ile velayet kendisine verilmeyen tarafın, müşterek çocuğun bakımı için ödediği paradır. İştirak nafakası çocuk ergin olunca sona erer. Ancak çocuk ergin olduktan sonra eğitim hayatını devam ettiriyor ise, iştirak nafakası yardım nafakasına dönüşür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yardım Nafakası Ne Zaman Biter?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Örneğin kişi hem annesinden hem de kardeşinden nafaka alıyor ise bu durum hakkaniyete aykırı olarak değerlendirildiği takdirde yardım nafakası azaltılabileceği gibi kaldırıladabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yardım Nafakası Yetkili ve Görevli Mahkeme</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yardım nafakası davası görevli mahkeme Aile mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz Aile Hukuku&#8217;ndan kaynaklı davalar için Adana avukat olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için tıklayınız.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir/">Yardım Nafakası Nedir? Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezaevinde Olan Eşin Nafaka Ödeme Yükümlülüğü</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/cezaevinde-olan-esin-nafaka-odeme-yukumlulugu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cezaevinde-olan-esin-nafaka-odeme-yukumlulugu</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/cezaevinde-olan-esin-nafaka-odeme-yukumlulugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2019 20:11:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevinde nafaka ödenir mi]]></category>
		<category><![CDATA[hükümlü eş nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka yargıtay kararı]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın arttırılması davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7175</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET : Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu, davalı erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, tedbir ve iştirak nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmediği. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi          2019/223 E.,  2019/849 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi VASİ : &#8230; DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, tazminat miktarları ve reddedilen nafaka talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ortak çocuk 12.07.1999 doğumlu Murat&#8217;ın inceleme tarihinde ergin olduğunun anlaşılmasına göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 3-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re&#8217;sen) almak zorundadır (TMK m. 169). Yine boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK. M. 182). Bu hususu hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. Dosya kapsamından davalı erkeğin cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Davalının cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, tedbir ve iştirak nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez. O halde; Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 169, 182, 185/2 ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere velayeti davacı anneye verilen ortak çocuk 2002 doğumlu Nuray yararına davalının mali gücü oranında tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. 4-Ortak çocuk 12.07.1999 doğumlu Murat yararına ergin olduğu tarihe kadar tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 5-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re&#8217;sen) almak zorundadır (TMK m. 169). O halde; Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. 6-Mahkemece davacı kadının çalıştığı ve davalı erkeğin hükümlü olması sebebiyle, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmişse de, dosya içindeki kolluk araştırmasında davacı kadının ev hanımı olduğunun belirlendiği, ancak bir kısım tanıklarca da organize sanayide çalıştığı beyan edilmiştir. Mahkemece kadının sürekli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, gelir elde ediyorsa bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, işten ayrılmış ise hangi tarihte işten ayrıldığı, kendi rızası ile işten ayrılıp ayrılmadığı ve davalı erkeğin de herhangi bir geliri ve malvarlığının olup olmadığı araştırılarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yoksulluk nafakası hakkında karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.), (4.), (5.) ve (6.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.02.2019 (Pzt.)</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/cezaevinde-olan-esin-nafaka-odeme-yukumlulugu/">Cezaevinde Olan Eşin Nafaka Ödeme Yükümlülüğü</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">ÖZET : <span style="font-family: Verdana; font-size: small; color: #000000;">Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu, davalı erkeğin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, tedbir ve iştirak nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmediği.</span></span></b></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         </span></b></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">2019/223 E.,  2019/849 K.</span></b></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;İçtihat Metni&#8221;</span></b></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana; font-size: small; color: #000000;">MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi<br />
VASİ : &#8230;<br />
DAVA TÜRÜ : Boşanma<br />
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, tazminat miktarları ve reddedilen nafaka talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:<br />
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ortak çocuk 12.07.1999 doğumlu Murat&#8217;ın inceleme tarihinde ergin olduğunun anlaşılmasına göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.<br />
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.<br />
3-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re&#8217;sen) almak zorundadır (TMK m. 169). Yine boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür (TMK. M. 182). Bu hususu hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. Dosya kapsamından davalı erkeğin cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Davalının cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, tedbir ve iştirak nafakası ile sorumlu tutulmamasını gerektirmez. O halde; Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 169, 182, 185/2 ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere velayeti davacı anneye verilen ortak çocuk 2002 doğumlu Nuray yararına davalının mali gücü oranında tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.<br />
4-Ortak çocuk 12.07.1999 doğumlu Murat yararına ergin olduğu tarihe kadar tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.<br />
5-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re&#8217;sen) almak zorundadır (TMK m. 169). O halde; Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.<br />
6-Mahkemece davacı kadının çalıştığı ve davalı erkeğin hükümlü olması sebebiyle, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmişse de, dosya içindeki kolluk araştırmasında davacı kadının ev hanımı olduğunun belirlendiği, ancak bir kısım tanıklarca da organize sanayide çalıştığı beyan edilmiştir. Mahkemece kadının sürekli gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, gelir elde ediyorsa bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı, işten ayrılmış ise hangi tarihte işten ayrıldığı, kendi rızası ile işten ayrılıp ayrılmadığı ve davalı erkeğin de herhangi bir geliri ve malvarlığının olup olmadığı araştırılarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yoksulluk nafakası hakkında karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.<br />
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.), (4.), (5.) ve (6.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.02.2019 (Pzt.)</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/cezaevinde-olan-esin-nafaka-odeme-yukumlulugu/">Cezaevinde Olan Eşin Nafaka Ödeme Yükümlülüğü</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/cezaevinde-olan-esin-nafaka-odeme-yukumlulugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davalarında Çocukla Kişisel İlişki Tesisi</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-cocukla-kisisel-iliski-tesisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davalarinda-cocukla-kisisel-iliski-tesisi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-cocukla-kisisel-iliski-tesisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2019 21:30:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davasında velayet]]></category>
		<category><![CDATA[çekişmesiz yargı işi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukla kişisel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz sebepleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7144</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZET : Çocukla Anne-Baba Arasında Kişisel İlişki Düzenlenmesine İlişkin Kararlar Çekişmesiz Yargı İşi Olup, Temyiz Yoluna Başvurulamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/4578 E.  ,  2017/9551 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Velayetin Kaldırılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Bölge Adliye Mahkemesince verilen bir kararın temyiz yoluna başvurulabilen kararlardan olup olmadığının belirlenmesinde davanın fer&#8217;i niteliğindeki hükümler dikkate alınamaz. Dava, velayetin kaldırılmasına ilişkin olup çekişmesiz yargı işidir (HMK m.362/2-b-13). Bölge Adliye Mahkemesince çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar kesin nitelikte olup, bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz (HMK m.362/1 -ç). Davalının temyiz talebinin bu sebeple reddine, karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz talebinin yukarıda gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi. 18.09.2017(Pzt.) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Davacı velayetin kaldırılması davası açmış, ilk derece mahkemesi, ara kararla küçüğün anneannenin bakım ve gözetiminde bırakılmasına, hükümle ise velayetin babadan kaldırılmasına, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Her iki taraf vekilin istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, davalı tarafın istinaf talibinin tümüyle reddine, davacı tarafın istinaf talebiyle ilgili olarak ise; kişisel ilişki yönünden istinaf talebinin kabulüne karar vermiş, velayet ve kişisel ilişki düzenlenmesi konularında yeniden hüküm kurmuştur. Velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi çekişmesiz yargı işleri arasında [HMK m.382-(2)-b)-13)] sayılmasına karşın, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler, çekişmesiz yargı işleri (HMK m.382) arasında sayılmamıştır. Diğer yandan velayete ilişkin dava ve işler, basit yargılama usulüne tabi işler [HMK m. 316-(1)-ç)] arasında sayılırken, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler, basit yargılama işleri (HMK m.316) arasında da gösterilmemiştir (Dairemizin 05.05.2015 gün ve 2014/26409 E.2015/9454 K. kararı emsal niteliktedir). Dolayısıyla kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işlerde yazılı usulün uygulanması gerekmektedir. Görülüyor ki kanun koyucu velayet davasına ilişkin dava ve işler ile kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işleri usul açısından birbirinden ayrı tutmuştur. HMK’nın 362. maddesinde belirtilen temyiz edilmeyen kararlar arasında da, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler yer almamaktadır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünde yasal düzenlemeye uygun olarak, velayet yönüyle hükmün kesin olduğunu, kişisel ilişki düzenlenmesi yönüyle ise temyiz yolunun açık olduğunu belirtmiştir. Kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler kamu düzenine ilişkindir. Kişisel ilişki kararları çocuğun üstün yararını yakından ilgilendirmektedir. Kişisel ilişki ile ilgili hükümlere temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin yasal bir dayanak bulunmamaktadır. Kanun koyucunun kişisel ilişki ile velayete ilişkin dava ve işleri birbirinden ayrı usullere tabi tutması da dikkate alındığında, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin hükümleri velayetin eki netliğinde sayarak temyiz yolunu kapatmak, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkına (Anayasa m.36, AİHS m.6), yasal olmayan bir müdahale niteliğinde olur. Yukarıda açıklanan sebeplerle, temyiz edilen hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 361. maddesi gereğince kişisel ilişki düzenlemesine ilişkin bölüm yönünden esastan incelenmesi gerektiğini düşündüğümden, temyiz isteminin tümüyle reddine yönelik sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-cocukla-kisisel-iliski-tesisi/">Boşanma Davalarında Çocukla Kişisel İlişki Tesisi</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>ÖZET : </strong></span><span style="color: #000000;"><strong>Çocukla Anne-Baba Arasında Kişisel İlişki Düzenlenmesine İlişkin Kararlar Çekişmesiz Yargı İşi Olup, Temyiz Yoluna Başvurulamaz.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2017/4578 E.  ,  2017/9551 K.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">MAHKEMESİ :Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi</span><br />
<span style="color: #000000;">DAVA TÜRÜ : Velayetin Kaldırılması</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</span><br />
<span style="color: #000000;">Bölge Adliye Mahkemesince verilen bir kararın temyiz yoluna başvurulabilen kararlardan olup olmadığının belirlenmesinde davanın fer&#8217;i niteliğindeki hükümler dikkate alınamaz. Dava, velayetin kaldırılmasına ilişkin olup çekişmesiz yargı işidir (HMK m.362/2-b-13). Bölge Adliye Mahkemesince çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar kesin nitelikte olup, bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz (HMK m.362/1 -ç). Davalının temyiz talebinin bu sebeple reddine, karar verilmesi gerekmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">SONUÇ: Temyiz talebinin yukarıda gösterilen sebeple REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi. 18.09.2017(Pzt.)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">(Muhalif)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">KARŞI OY YAZISI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davacı velayetin kaldırılması davası açmış, ilk derece mahkemesi, ara kararla küçüğün anneannenin bakım ve gözetiminde bırakılmasına, hükümle ise velayetin babadan kaldırılmasına, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Her iki taraf vekilin istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, davalı tarafın istinaf talibinin tümüyle reddine, davacı tarafın istinaf talebiyle ilgili olarak ise; kişisel ilişki yönünden istinaf talebinin kabulüne karar vermiş, velayet ve kişisel ilişki düzenlenmesi konularında yeniden hüküm kurmuştur.</span><br />
<span style="color: #000000;">Velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi çekişmesiz yargı işleri arasında [HMK m.382-(2)-b)-13)]</span><br />
<span style="color: #000000;">sayılmasına karşın, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler, çekişmesiz yargı işleri (HMK m.382) arasında sayılmamıştır. Diğer yandan velayete ilişkin dava ve işler, basit yargılama usulüne tabi işler [HMK m. 316-(1)-ç)] arasında sayılırken, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler, basit yargılama işleri (HMK m.316) arasında da gösterilmemiştir (Dairemizin 05.05.2015 gün ve 2014/26409 E.2015/9454 K. kararı emsal niteliktedir). Dolayısıyla kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işlerde yazılı usulün uygulanması gerekmektedir. Görülüyor ki kanun koyucu velayet davasına ilişkin dava ve işler ile kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işleri usul açısından birbirinden ayrı tutmuştur.</span><br />
<span style="color: #000000;">HMK’nın 362. maddesinde belirtilen temyiz edilmeyen kararlar arasında da, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler yer almamaktadır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünde yasal düzenlemeye uygun olarak, velayet yönüyle hükmün kesin olduğunu, kişisel ilişki düzenlenmesi yönüyle ise temyiz yolunun açık olduğunu belirtmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin dava ve işler kamu düzenine ilişkindir. Kişisel ilişki kararları çocuğun üstün yararını yakından ilgilendirmektedir. Kişisel ilişki ile ilgili hükümlere temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin yasal bir dayanak bulunmamaktadır. Kanun koyucunun kişisel ilişki ile velayete ilişkin dava ve işleri birbirinden ayrı usullere tabi tutması da dikkate alındığında, kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin hükümleri velayetin eki netliğinde sayarak temyiz yolunu kapatmak, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkına (Anayasa m.36, AİHS m.6), yasal olmayan bir müdahale niteliğinde olur.</span><br />
<span style="color: #000000;">Yukarıda açıklanan sebeplerle, temyiz edilen hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 361. maddesi gereğince kişisel ilişki düzenlemesine ilişkin bölüm yönünden esastan incelenmesi gerektiğini düşündüğümden, temyiz isteminin tümüyle reddine yönelik sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-cocukla-kisisel-iliski-tesisi/">Boşanma Davalarında Çocukla Kişisel İlişki Tesisi</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-cocukla-kisisel-iliski-tesisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davasında Tarafların Kusurları Somutlaştırılmalıdır</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasinda-taraflarin-kusurlari-somutlastirilmalidir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davasinda-taraflarin-kusurlari-somutlastirilmalidir</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasinda-taraflarin-kusurlari-somutlastirilmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 14:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davasında kusur]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davasında kusur tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[ziynet davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7131</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZETİ : Açılan Boşanma Davasında Tarafların Kusur Sebepleri Somutlaştırılmadığı, Mahkemece Gerekçesiz Olarak Karar Verildiği. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi          2018/3222 E.  ,  2019/2070 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVACI-DAVALI : &#8230; DAVALI-DAVACI : &#8230; DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma &#8211; Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafakanın miktarı ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 04/03/2019 günü temyiz eden davalı-davacı &#8230; ile karşı taraf davacı-davalı &#8230; ile vekili Av. &#8230; geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının nafakanın miktarına yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece taraflarca açılan evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma davalarının kabulüne ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Hükmün gerekçe kısmında &#8220;Taraflar arasında evlendikleri günden itibaren anlaşmazlıkların bulunduğu, her iki tarafın da boşanmayı istediği bu sebeple taraflar arasında mevcut evlilik birliğin devamının taraflardan beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığı, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerektiği” belirtilmiş, maddi ve manevi tazminata ilişkin gerekçe kısmında ise &#8220;Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ve evlilik birliğinin sona ermesinde hangi tarafın kusurlu olduğu anlaşılamamış olup bu durumda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek tarafların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine” karar verildiği belirtilmiştir. Hüküm, &#8220;Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri&#8221; (HMK m.297/1-c) kapsamalıdır. Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar. Kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp, değerlendirebilmeleri ve Yargıtay&#8217;ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa&#8217;nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 27. ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Somut olayda, yerel mahkeme kararında, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, tarafların kusurları somut olarak belirtilmemiş, kusur değerlendirmesine esas alınan vakıalar gerekçede gösterilmemiştir. O halde yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece kusura ilişkin bir tespit yapılmadan yeterli gerekçeden yoksun ve denetime elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir. 3-Toplanan delillerle düğünde takılan ziynet eşyalarının bozdurularak davacı-davalı erkek adına bankada hesaba yatırıldığı anlaşılmaktadır. Düğünde takılan ziynetler kadına aittir. Davalı-davacı kadının ziynet eşyalarını geri istememek üzere davacı-davalı erkeğe verdiği erkek tarafından ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında ziynet alacağına ilişkin dava yönünden bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle ziynet alacağının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 2. bentteki bozma sebebine göre kusur belirlemesi ve tazminatlara yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.03.2019(Pzt.) &#160;</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasinda-taraflarin-kusurlari-somutlastirilmalidir/">Boşanma Davasında Tarafların Kusurları Somutlaştırılmalıdır</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>ÖZETİ : </strong></span><span style="color: #000000;"><strong>Açılan Boşanma Davasında Tarafların Kusur Sebepleri Somutlaştırılmadığı, Mahkemece Gerekçesiz Olarak Karar Verildiği.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi         </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2018/3222 E.  ,  2019/2070 K.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi</span><br />
<span style="color: #000000;">DAVACI-DAVALI : &#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;">DAVALI-DAVACI : &#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;">DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma &#8211; Ziynet Alacağı</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafakanın miktarı ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 04/03/2019 günü temyiz eden davalı-davacı &#8230; ile karşı taraf davacı-davalı &#8230; ile vekili Av. &#8230; geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:</span><br />
<span style="color: #000000;">1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının nafakanın miktarına yönelik temyiz itirazları yersizdir.</span><br />
<span style="color: #000000;">2-Mahkemece taraflarca açılan evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma davalarının kabulüne ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Hükmün gerekçe kısmında &#8220;Taraflar arasında evlendikleri günden itibaren anlaşmazlıkların bulunduğu, her iki tarafın da boşanmayı istediği bu sebeple taraflar arasında mevcut evlilik birliğin devamının taraflardan beklenemeyecek derecede temelinden sarsıldığı, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerektiği” belirtilmiş, maddi ve manevi tazminata ilişkin gerekçe kısmında ise &#8220;Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ve evlilik birliğinin sona ermesinde hangi tarafın kusurlu olduğu anlaşılamamış olup bu durumda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek tarafların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine” karar verildiği belirtilmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Hüküm, &#8220;Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri&#8221; (HMK m.297/1-c) kapsamalıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;">Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar. Kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp, değerlendirebilmeleri ve Yargıtay&#8217;ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa&#8217;nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 27. ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Yine, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.</span><br />
<span style="color: #000000;">Somut olayda, yerel mahkeme kararında, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, tarafların kusurları somut olarak belirtilmemiş, kusur değerlendirmesine esas alınan vakıalar gerekçede gösterilmemiştir. O halde yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, mahkemece kusura ilişkin bir tespit yapılmadan yeterli gerekçeden yoksun ve denetime elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">3-Toplanan delillerle düğünde takılan ziynet eşyalarının bozdurularak davacı-davalı erkek adına bankada hesaba yatırıldığı anlaşılmaktadır. Düğünde takılan ziynetler kadına aittir. Davalı-davacı kadının ziynet eşyalarını geri istememek üzere davacı-davalı erkeğe verdiği erkek tarafından ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında ziynet alacağına ilişkin dava yönünden bilirkişi raporu alınıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle ziynet alacağının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 2. bentteki bozma sebebine göre kusur belirlemesi ve tazminatlara yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.03.2019(Pzt.)</span></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasinda-taraflarin-kusurlari-somutlastirilmalidir/">Boşanma Davasında Tarafların Kusurları Somutlaştırılmalıdır</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasinda-taraflarin-kusurlari-somutlastirilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yurtdışındaki Boşanmanın Türkiye’de Tanınması ve Yeni KHK</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/yurtdisindaki-bosanmanin-turkiyede-taninmasi-ve-yeni-khk/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yurtdisindaki-bosanmanin-turkiyede-taninmasi-ve-yeni-khk</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/yurtdisindaki-bosanmanin-turkiyede-taninmasi-ve-yeni-khk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Oct 2019 12:49:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[tanıma tenfiz khk]]></category>
		<category><![CDATA[tanıma ve tenfiz farkı nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[yurtdışında boşanma nasıl olur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurtdışında gerçekleşen boşanmaların Türk makamları nezdinde bir geçerliliği bulunmamaktadır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de geçerli olabilmesi için Tanıma/Tenfiz davası açmak gerekmektedir. Bazı vatandaşlar yurtdışında boşanmış olmasının Türkiye’de de geçerli olacağı düşüncesine kapılarak Türkiye’de dava açmamaktadır. Bu durum ise başta kendileri ve ölüm durumunda mirasçıları nezdinde hukuki ve maddi mağduriyetlere sebebiyet verebilir. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçebilmek adına mutlaka tanıma tenfiz davası açılmalıdır. Tanıma; yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türkiye’deki makamlar nezdinde geçerli bir boşanma kararı etkisini göstermesi anlamına gelmektedir. Tenfiz ise; yabancı mahkemenin, boşanma kararı yanında velayet, nafaka, tazminat gibi boşanmanın ferileri hakkında da karar vermiş olması durumunda, bu kararların Türkiye’de icra edilebilmesi anlamına gelir. Tanıma Tenfiz Davasının Şartları Nelerdir? Yabancı mahkeme tarafından verilen bir boşanma ilamı bulunmalıdır. Verilen boşanma kararı kesinleşmelidir. Boşanma kararında Türk kamu düzenine açıkça bir aykırılık bulunmamalıdır. Yabancı mahkeme tarafından hukuk davalarına ilişkin bir karar olmalıdır. Yabancı ülke ve Türkiye arasında karşılığın bulunması gerekir (aşağıda değinilecektir.) Tanıma Tenfiz Davası İçin Hangi Evraklar Gerekir? Öncelikle boşanma kararını veren yabancı mahkemeden imzalı ve mühürlü karar sureti alınmalıdır. Yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararı yabancı ülkenin kendi iç hukuk düzenlemesine göre kesinleşmiş bir karar olmalıdır. Türk hukuk sistemimize göre kesinleşme; yasa yollarının tüketilmesi, yasa yoluna başvurudan feragat edilmesi ya da başvuru süresinin geçirilmesi ile mümkündür. Konsolosluktan apostile şerhi alınması gerekir. Apostile şerhinin amacı, kararı veren yabancı ülke yetkili makamlarının, kararı vermeye yetkili olduğunun konsoloslukça tespiti için istenen onaydır. Türk hukukuna göre, apostile şerhi konsolosluklardan alınmalıdır. Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkçe olarak tercümesi yapılmalıdır. Tercüme yeminli tercüme büroları aracılığıyla yapılabilir. Tanıma Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer? Bizzat Katılmak Gerekir mi? Tanıma tenfiz davasında, eşlerden her biri kendi başına ya da vekili aracılığı ile bu yola başvurabilir. Diğer eşin başvuru anında olmasına gerek yoktur. Ancak davalı eşe tebligat çıkarılması, yasa gereği zorunludur. Davalar genel olarak kısa sürmekte olup, tebligat aşamasına göre dava süresi değişkenlik göstermektedir. Taraflar bir avukat ile temsil edildikleri takdirde davaya bizzat katılma zorunlulukları bulunmamaktadır. Davalı eş tebliğ yapılmasına rağmen duruşmaya katılmaz ya da kendisini bir avukat ile temsil ettirmez ise yokluğunda karar verilebilir. Tanıma Tenfiz Davası Hangi Ülkeler İçin Söz Konusu Olur? Almanya, Hollanda, İngiltere, Amerika, Avusturya, Kanada, İsviçre, Belçika, Fransa, Norveç, Avustralya, Azerbaycan, Türkmenistan, Rusya, Ukrayna, İsveç, Slovakya, Macaristan, İtalya, İspanya, Japonya, Mısır, Çin, Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya’da verilen boşanma kararları için tanıma tenfiz davası açılmalıdır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için tıklayın.  Yeni Düzenleme Neler Getirdi? 690 Sayılı KHK ile yurtdışında boşanan vatandaşların; boşanma kararını, tanıma tenfiz davası açmaksızın idari yol ile tanıtabilmesi olanağı getirilmiştir. Bu değişiklik yalnızca boşanma, evliliğin butlanı ve iptaline yöneliktir. Eğer boşanma kararının içeriğinde; velayet, nafaka, tazminat, çocukla kişisel ilişki vs. hususlarda da karar verilmişse, mahkemede tanıma tenfiz davası açmak gerekmektedir. Nüfus Kütüğüne Tescil uygulamasına henüz geçilmemiştir. Bu sebeple yurtdışındaki boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için, Türk mahkemelerinde dava açmak zorunludur. Tanıma/Tenfiz davaları, boşanma davaları ve diğer Aile Hukuku ile ilgili davalar için, Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Bu konu ile ilgili aşağıdaki yazımızı da okuyabilirsiniz: Boşanma Davalarında Adli Yardım Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi? Aile Konutunun Eşin Rızası Olmaksızın Satılması Yardım Nafakası Nedir? Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/yurtdisindaki-bosanmanin-turkiyede-taninmasi-ve-yeni-khk/">Yurtdışındaki Boşanmanın Türkiye’de Tanınması ve Yeni KHK</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Yurtdışında gerçekleşen boşanmaların Türk makamları nezdinde bir geçerliliği bulunmamaktadır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de geçerli olabilmesi için Tanıma/Tenfiz davası açmak gerekmektedir. Bazı vatandaşlar yurtdışında boşanmış olmasının Türkiye’de de geçerli olacağı düşüncesine kapılarak Türkiye’de dava açmamaktadır. Bu durum ise başta kendileri ve ölüm durumunda mirasçıları nezdinde hukuki ve maddi mağduriyetlere sebebiyet verebilir. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçebilmek adına mutlaka tanıma tenfiz davası açılmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tanıma; yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türkiye’deki makamlar nezdinde geçerli bir boşanma kararı etkisini göstermesi anlamına gelmektedir. Tenfiz ise; yabancı mahkemenin, boşanma kararı yanında velayet, nafaka, tazminat gibi boşanmanın ferileri hakkında da karar vermiş olması durumunda, bu kararların Türkiye’de icra edilebilmesi anlamına gelir.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Tanıma Tenfiz Davasının Şartları Nelerdir?</strong></span></h4>
<ol>
<li><span style="color: #000000;">Yabancı mahkeme tarafından verilen bir <strong><em>boşanma ilamı</em></strong> bulunmalıdır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Verilen boşanma kararı <strong><em>kesinleşmelidir.</em></strong></span></li>
<li><span style="color: #000000;">Boşanma kararında <strong><em>Türk</em></strong> <strong><em>kamu düzenine açıkça bir aykırılık bulunmamalıdır</em></strong>.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yabancı mahkeme tarafından <strong><em>hukuk davalarına ilişkin bir karar</em></strong> olmalıdır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yabancı ülke ve Türkiye arasında <strong><em>karşılığın bulunması gerekir</em></strong> (aşağıda değinilecektir.)</span></li>
</ol>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Tanıma Tenfiz Davası İçin Hangi Evraklar Gerekir?</strong></span></h5>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Öncelikle boşanma kararını veren yabancı mahkemeden imzalı ve mühürlü karar sureti alınmalıdır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma kararı yabancı ülkenin kendi iç hukuk düzenlemesine göre kesinleşmiş bir karar olmalıdır. Türk hukuk sistemimize göre kesinleşme; yasa yollarının tüketilmesi, yasa yoluna başvurudan feragat edilmesi ya da başvuru süresinin geçirilmesi ile mümkündür.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Konsolosluktan apostile şerhi alınması gerekir. Apostile şerhinin amacı, kararı veren yabancı ülke yetkili makamlarının, kararı vermeye yetkili olduğunun konsoloslukça tespiti için istenen onaydır. Türk hukukuna göre, apostile şerhi konsolosluklardan alınmalıdır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkçe olarak tercümesi yapılmalıdır. Tercüme yeminli tercüme büroları aracılığıyla yapılabilir.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Tanıma Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer? Bizzat Katılmak Gerekir mi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tanıma tenfiz davasında, eşlerden her biri kendi başına ya da vekili aracılığı ile bu yola başvurabilir. Diğer eşin başvuru anında olmasına gerek yoktur. Ancak davalı eşe tebligat çıkarılması, yasa gereği zorunludur. Davalar genel olarak kısa sürmekte olup, tebligat aşamasına göre dava süresi değişkenlik göstermektedir. Taraflar bir avukat ile temsil edildikleri takdirde davaya bizzat katılma zorunlulukları bulunmamaktadır. Davalı eş tebliğ yapılmasına rağmen duruşmaya katılmaz ya da kendisini bir avukat ile temsil ettirmez ise yokluğunda karar verilebilir.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Tanıma Tenfiz Davası Hangi Ülkeler İçin Söz Konusu Olur?</span></strong></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Almanya, Hollanda, İngiltere, Amerika, Avusturya, Kanada, İsviçre, Belçika, Fransa, Norveç, Avustralya, Azerbaycan, Türkmenistan, Rusya, Ukrayna, İsveç, Slovakya, Macaristan, İtalya, İspanya, Japonya, Mısır, Çin, Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya’da verilen boşanma kararları için tanıma tenfiz davası açılmalıdır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için <strong><span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/turkiye-ile-tanima-tenfiz-anlasmasi-olan-ulkeler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a></span>. </strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yeni Düzenleme Neler Getirdi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">690 Sayılı KHK ile yurtdışında boşanan vatandaşların; boşanma kararını, tanıma tenfiz davası açmaksızın idari yol ile tanıtabilmesi olanağı getirilmiştir. Bu değişiklik yalnızca boşanma, evliliğin butlanı ve iptaline yöneliktir. Eğer boşanma kararının içeriğinde; velayet, nafaka, tazminat, çocukla kişisel ilişki vs. hususlarda da karar verilmişse, mahkemede tanıma tenfiz davası açmak gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Nüfus Kütüğüne Tescil uygulamasına henüz geçilmemiştir. Bu sebeple yurtdışındaki boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi için, Türk mahkemelerinde dava açmak zorunludur. </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Tanıma/Tenfiz davaları, boşanma davaları ve diğer</em><em> Aile Hukuku ile ilgili davalar için,</em><em> Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</em></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Bu konu ile ilgili aşağıdaki yazımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-adli-yardim/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davalarında Adli Yardım</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanmis-kadin-cocuguna-kendi-soyadini-verebilir-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanmış Kadın Çocuğuna Kendi Soyadını Verebilir mi?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/aile-konutunun-esin-rizasi-olmaksizin-satilmasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Aile Konutunun Eşin Rızası Olmaksızın Satılması</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/yardim-nafakasi-nedir-yardim-nafakasi-sartlari-nelerdir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yardım Nafakası Nedir? Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/yurtdisindaki-bosanmanin-turkiyede-taninmasi-ve-yeni-khk/">Yurtdışındaki Boşanmanın Türkiye’de Tanınması ve Yeni KHK</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/yurtdisindaki-bosanmanin-turkiyede-taninmasi-ve-yeni-khk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
