<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İcra Ve İflas Hukuku | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<atom:link href="https://avdilberkoyuncu.com/kategori/icra-ve-iflas-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<description>Adana Avukat</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2020 13:59:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.1</generator>

<image>
	<url>https://avdilberkoyuncu.com/wp-content/uploads/2018/01/cropped-simge-1-32x32.png</url>
	<title>İcra Ve İflas Hukuku | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 13:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul Ve Kira Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sözleşmeler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana kira avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[kiralananda üçüncü kişinin oturması]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmazın tahliyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kiraya veren kiracısını taşınmazdan tahliye ettirebilmek için sulh hukuk mahkemelerinde tahliye davası açabileceği gibi ilamsız icra yolu ile tahliye de talep edebilir. Uygulamada genel olarak icra takibi yoluna gidilmektedir. İcra yoluyla taşınmazın tahliyesinde takip borçlusu, kira sözleşmesini imzalayan kiracıdır. Ancak kiracı ölmüş ise aynı konutta oturan mirasçılarına karşı takip başlatılır. Takipten önce kiracı ölmüşse mirasçılarına karşı takibe devam edilemez. Tahliye aşamasında; karşılaşılan sorunlardan biri de, taşınmazda kira sözleşmesinin taraflarına yabancı olan üçüncü kişilerin oturmasıdır. Kiralanan Taşınmazda Üçüncü Kişi Oturuyorsa Tahliye Nasıl Sağlanır? Taşınmazda oturan kişi kira sözleşmesinin tarafı olmayıp tamamen farklı bir kişi ise, oturmasını haklı kılacak resmi bir belge göstermelidir. Aksi halde zorla çıkartılır. Elinde resmi bir belge yoksa ancak, kira sözleşmesinin tarihinden daha evvel taşınmazda oturduğunu beyan eder ve beyan icra müdürü tarafından da doğrulanırsa icra müdürü, tahliyeyi erteleyerek durumu icra mahkemesine bildirir. Mahkeme tarafları dinler ve dava açmak için süre verir. Süresi içerisinde dava açmayan taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır. Ancak belirtmek gerekir ki, asıl borçlunun kan ve kayın hısımlığı açısından altsoyu, üstsoyu, eşi, ikinci dereceye kadar hısımları ve iş ortakları üçüncü kişi sayılmazlar. Alt kiracı üçüncü kişi sayılmaz. “Somut olayda taşınmazda karşılaşılan kişi alt kiracı olduğunu ileri sürüp buna ilişkin kira sözleşmesini ibraz etmiştir. Taşınmazda karşılaşılan kişi kiracının kiracısı ise, kiracı “kira sözleşmesinde kiralananı başkasına devredebileceği konusunda kendisine tanınmış yetkiye dayanarak kiralananı başka bir kişiye kiralamışsa, kiracının kiracısı üçüncü kişi sayılmaz. Bu durumda icra müdürünün İİK 276/2&#8217;ye göre tahliyeyi erteleyerek dosyayı icra mahkemesine sunması gerekir.İcra müdürlüğünce dosya İİK&#8217;nun 276/2. maddesi kapsamında icra mahkemesine gönderilmemişse de, 3. kişinin şikayeti ile uyuşmazlık konusu icra mahkemesine gelmiştir. Bu durumda mahkemece duruşma açılıp yukarıda belirtilen ilkeler nazara alınarak şikayetçi 3. kişi ve alacaklının sunduğu belgeler incelenip İİK&#8217;nun 276/2 ve 3. maddeleri kapsamında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre  karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12. H.D. 2015/17961 E. 2015/29146 K.) Büromuz Adana avukat ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Kiralanan taşınmazın tahliyesi hakkında daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Kiraya veren kiracısını taşınmazdan tahliye ettirebilmek için sulh hukuk mahkemelerinde tahliye davası açabileceği gibi ilamsız icra yolu ile tahliye de talep edebilir. Uygulamada genel olarak icra takibi yoluna gidilmektedir. İcra yoluyla taşınmazın tahliyesinde takip borçlusu, kira sözleşmesini imzalayan kiracıdır. Ancak kiracı ölmüş ise aynı konutta oturan mirasçılarına karşı takip başlatılır. Takipten önce kiracı ölmüşse mirasçılarına karşı takibe devam edilemez. Tahliye aşamasında; karşılaşılan sorunlardan biri de, taşınmazda kira sözleşmesinin taraflarına yabancı olan üçüncü kişilerin oturmasıdır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Kiralanan Taşınmazda Üçüncü Kişi Oturuyorsa Tahliye Nasıl Sağlanır?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;">Taşınmazda oturan kişi kira sözleşmesinin tarafı olmayıp tamamen farklı bir kişi ise, <u>oturmasını haklı kılacak resmi bir belge</u> göstermelidir. Aksi halde zorla çıkartılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Elinde resmi bir belge yoksa ancak, kira sözleşmesinin tarihinden daha evvel taşınmazda oturduğunu beyan eder ve beyan icra müdürü tarafından da doğrulanırsa icra müdürü, tahliyeyi erteleyerek durumu icra mahkemesine bildirir. Mahkeme tarafları dinler ve dava açmak için süre verir. Süresi içerisinde dava açmayan taraf iddiasından vazgeçmiş sayılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak belirtmek gerekir ki, asıl borçlunun kan ve kayın hısımlığı açısından altsoyu, üstsoyu, eşi, ikinci dereceye kadar hısımları ve iş ortakları üçüncü kişi sayılmazlar.</span></p>
<h6><span style="color: #000000;"><strong>Alt kiracı üçüncü kişi sayılmaz.<br />
</strong></span></h6>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Somut olayda taşınmazda karşılaşılan kişi </em><strong><em>alt kiracı olduğunu ileri sürüp buna ilişkin kira sözleşmesini ibraz etmiştir</em></strong><em>. Taşınmazda karşılaşılan kişi kiracının kiracısı ise, kiracı “kira sözleşmesinde kiralananı başkasına devredebileceği konusunda kendisine tanınmış</em><strong><em> yetkiye dayanarak kiralananı başka bir kişiye kiralamışsa, kiracının kiracısı üçüncü kişi sayılmaz</em></strong><em>. Bu durumda icra müdürünün İİK 276/2&#8217;ye göre tahliyeyi erteleyerek dosyayı icra mahkemesine sunması gerekir.İcra müdürlüğünce dosya İİK&#8217;nun 276/2. maddesi kapsamında icra mahkemesine gönderilmemişse de, 3. kişinin şikayeti ile uyuşmazlık konusu icra mahkemesine gelmiştir. Bu durumda mahkemece duruşma açılıp yukarıda belirtilen ilkeler nazara alınarak şikayetçi 3. kişi ve alacaklının sunduğu belgeler incelenip İİK&#8217;nun 276/2 ve 3. maddeleri kapsamında inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre  </em><em>karar</em><em> verilmesi gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12. H.D. 2015/17961 E. 2015/29146 K.)</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Büromuz <strong>Adana avukat</strong> ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Kiralanan taşınmazın tahliyesi hakkında daha detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</em></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Nov 2019 22:31:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[borca kısmi itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibinde imzaya itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibine gecikmiş itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibine itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[muhabere yoluyla icraya itiraz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7209</guid>

					<description><![CDATA[<p>İcra Takibine İtiraz Nedir? &#160; Borçlu, alacaklı tarafından başlatılan ilamsız icra takibine itiraz etmediği takdirde icra takibi kesinleşir. İcra takibinin kesinleşmesi demek, alacaklının alacağını tahsil etmek için gerekli haciz işlemlerini başlatabilmesi anlamına gelir. Borçlunun; borcu olmadığı, vadesi gelmediği ya da borcu ödediği gibi bir iddiası var ise borçlu ilamsız icra takibine itiraz etmelidir. İtiraz çeşitleri; imzaya itiraz ve borca itiraz olmak üzere ikiye ayrılır. Her iki itiraz için başvuru yolu ve itirazın sonuçları farklılık gösterir. İcra Takibine İtiraz (Borca İtiraz) &#160; İcra takibine itiraz etmek isteyen borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde icra takibine itiraz dilekçesi ile ya da sözlü olarak icra dairesine başvuru yapmalıdır. İcra takibine itiraz, icra takibini durdurur. İlamsız icra takibine itiraz harca tabi değildir. Her ne kadar kanunda sözlü olarak da icra takibine itiraz edilebileceği belirtilmiş ise de bazı icra müdürlükleri yoğunluğu gerekçe göstererek sadece dilekçe ile itiraz başvurusu almaktadır. Borçlu itiraz sebepleriyle bağlı mıdır? Borçlunun hiçbir sebep göstermeden, sadece “borca itiraz ediyorum” demesi dahi yeterlidir. Ancak sebep göstermesinde de sakınca bulunmamaktadır. İtiraz dilekçesi yazılırken sebep gösterilmiş ise sebebin ne olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü itiraz sonucunda alacaklı ya itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması davası açacaktır. Alacaklı itirazın kaldırılmasını talep ettiği takdirde, borçlu icra takibine itiraz dilekçesindeki sebepler ile bağlı olacaktır. Örneğin; itiraz dilekçesinde borcunun zamanaşımına uğradığını belirten borçlu, daha sonra açılacak olan itirazın kaldırılması davasında borcun vadesinin gelmediği savunmasında bulunamaz.  Çünkü borçlu itiraz sebepleriyle bağlıdır. Ancak itirazın iptali davasında borçlu itiraz sebepleriyle bağlı değildir, Farklı şekilde savunma metotları öne sürebilir. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Örneğin; 100.000 TL’lik borcun 40.000 TL’sini ödeyen borçlu, ödediği 40.000 TL’yi açıkça icra takibine itiraz dilekçesine yazmalıdır. Aksi takdirde borca itiraz etmemiş sayılır. Borca kısmi itiraz durumunda; sadece itiraz edilen kısım üzerinden icra takibi durur, itiraz edilmeyen bakiyeye ilişkin icra takibi kesinleşir. İcra Takibinde İmzaya İtiraz İcra takibi bir senede dayandığı takdirde, borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bir iddiası varsa, yani senetteki imzayı inkar ediyorsa bunu itirazında açıkça ve ayrıca belirtmek zorundadır. Borçlu, açıkça ve ayrıca imzanın kendisine ait olmadığını belirtmediği takdirde, senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Örneğin; bu borç bana ait değildir” demesi borca itiraz ettiği ancak imzayı kabul ettiği anlamına gelir, bu sebeple imzaya itiraz mutlaka açıkça ve ayrıca belirtilmelidir. İmzaya itiraz edebilmek için, icra takibinin dayandığı senedin adi senet olması gerekir. Adi senet resmi olmayan senettir. Resmi senetteki imza icra takibine itiraz yoluyla öne sürülemez, ayrıca menfi tespit davası açmak gerekir. İcra Takibine İtiraz Süresi İcra takibine itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gündür. Bu süre içerisinde borca itiraz edilmediği takdirde icra takibi kesinleşir. Ancak ödeme emri Tebligat Kanunu’na aykırı şekilde  tebliğ edilmişse borçlu, icra hukuk mahkemesine başvurarak, ödeme emrinin tebliği tarihinin, usulsüz tebligatın öğrenildiği tarih olarak değiştirilmesini isteyebilir. Eğer, gönderilen ödeme emrinde itiraz süresi yedi günden daha fazla yazılmış ise, yazılan süre dikkate alınarak hesaplama yapılır. Yine ödeme emrinde itiraz süresi hiç belirtilmedi ise, yasal süreye bakılmaksızın ilamsız icra takibine itirazın süresi içinde yapıldığı kabul edilir. İtiraz, icra takibini yapan icra müdürlüğüne yapılmalıdır. Şayet, icra müdürlüğü farklı il ya da farklı yerleşim bölgesinde ise; bulunulan yerdeki icra müdürlüğü aracılığıyla yani muhabere yoluyla da icra takibine itiraz edilebilir, bu takdirde itiraz dilekçesini göndermek için gereken masraf peşin olarak borçludan alınır. Gecikmiş İtiraz İcra takibine itiraz süresinin tek istisnası gecikmiş itirazdır. Borçlu kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresi içinde itiraz edememiş ise borca itiraz edebilir. Borçlu, engelin kalktığı günden itibaren 3 gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte icra mahkemesine başvurmalıdır. Dikkat edilirse gecikmiş itiraz durumunda, icra dairesine değil icra mahkemesine başvuru yapılmaktadır. İcra mahkemesi kural olarak duruşma olmaksızın dosya üzerinden başvuruyu karara bağlar. Mahkeme mazereti haklı görürse, icra takibi durur. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davasını açmaz ise haciz kalkar. Büromuz; İcra Hukuku ile ilgili Adana ve ilçelerinde avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/">İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><strong>İcra Takibine İtiraz Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Borçlu, alacaklı tarafından başlatılan ilamsız icra takibine itiraz etmediği takdirde icra takibi kesinleşir. İcra takibinin kesinleşmesi demek, alacaklının alacağını tahsil etmek için gerekli haciz işlemlerini başlatabilmesi anlamına gelir. Borçlunun; borcu olmadığı, vadesi gelmediği ya da borcu ödediği gibi bir iddiası var ise borçlu ilamsız icra takibine itiraz etmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İtiraz çeşitleri; imzaya itiraz ve borca itiraz olmak üzere ikiye ayrılır. Her iki itiraz için başvuru yolu ve itirazın sonuçları farklılık gösterir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İcra Takibine İtiraz (Borca İtiraz)</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İcra takibine itiraz etmek isteyen borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde icra takibine itiraz dilekçesi ile ya da sözlü olarak icra dairesine başvuru yapmalıdır. İcra takibine itiraz, icra takibini durdurur. İlamsız icra takibine itiraz harca tabi değildir. Her ne kadar kanunda sözlü olarak da icra takibine itiraz edilebileceği belirtilmiş ise de bazı icra müdürlükleri yoğunluğu gerekçe göstererek sadece dilekçe ile itiraz başvurusu almaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Borçlu itiraz sebepleriyle bağlı mıdır?</strong> Borçlunun hiçbir sebep göstermeden, sadece “borca itiraz ediyorum” demesi dahi yeterlidir. Ancak sebep göstermesinde de sakınca bulunmamaktadır. İtiraz dilekçesi yazılırken sebep gösterilmiş ise sebebin ne olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü itiraz sonucunda alacaklı ya itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması davası açacaktır. Alacaklı <u>itirazın kaldırılması</u>nı talep ettiği takdirde, borçlu icra takibine itiraz dilekçesindeki sebepler ile bağlı olacaktır. Örneğin; itiraz dilekçesinde borcunun zamanaşımına uğradığını belirten borçlu, daha sonra açılacak olan itirazın kaldırılması davasında borcun vadesinin gelmediği savunmasında bulunamaz.  Çünkü borçlu itiraz sebepleriyle bağlıdır. Ancak <u>itirazın iptali davası</u>nda borçlu itiraz sebepleriyle bağlı değildir, Farklı şekilde savunma metotları öne sürebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Örneğin; 100.000 TL’lik borcun 40.000 TL’sini ödeyen borçlu, ödediği 40.000 TL’yi açıkça icra takibine itiraz dilekçesine yazmalıdır. Aksi takdirde borca itiraz etmemiş sayılır. Borca <strong><u>kısmi itiraz</u></strong> durumunda; sadece itiraz edilen kısım üzerinden icra takibi durur, itiraz edilmeyen bakiyeye ilişkin icra takibi kesinleşir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İcra Takibinde İmzaya İtiraz</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İcra takibi bir senede dayandığı takdirde, borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bir iddiası varsa, yani senetteki imzayı inkar ediyorsa bunu itirazında açıkça ve ayrıca belirtmek zorundadır. Borçlu, açıkça ve ayrıca imzanın kendisine ait olmadığını belirtmediği takdirde, senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Örneğin; bu borç bana ait değildir” demesi borca itiraz ettiği ancak imzayı kabul ettiği anlamına gelir, bu sebeple imzaya itiraz mutlaka açıkça ve ayrıca belirtilmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İmzaya itiraz edebilmek için, icra takibinin dayandığı senedin adi senet olması gerekir. Adi senet resmi olmayan senettir. Resmi senetteki imza icra takibine itiraz yoluyla öne sürülemez, ayrıca menfi tespit davası açmak gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İcra Takibine İtiraz Süresi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İcra takibine itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren <strong>7 gün</strong>dür. Bu süre içerisinde borca itiraz edilmediği takdirde icra takibi kesinleşir. Ancak ödeme emri Tebligat Kanunu’na aykırı şekilde  tebliğ edilmişse borçlu, icra hukuk mahkemesine başvurarak, ödeme emrinin tebliği tarihinin, usulsüz tebligatın öğrenildiği tarih olarak değiştirilmesini isteyebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğer, gönderilen ödeme emrinde itiraz süresi yedi günden daha fazla yazılmış ise, yazılan süre dikkate alınarak hesaplama yapılır. Yine ödeme emrinde itiraz süresi hiç belirtilmedi ise, yasal süreye bakılmaksızın ilamsız icra takibine itirazın süresi içinde yapıldığı kabul edilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İtiraz, icra takibini yapan <strong>icra müdürlüğü</strong>ne yapılmalıdır. Şayet, icra müdürlüğü farklı il ya da farklı yerleşim bölgesinde ise; bulunulan yerdeki icra müdürlüğü aracılığıyla yani muhabere yoluyla da icra takibine itiraz edilebilir, bu takdirde itiraz dilekçesini göndermek için gereken masraf peşin olarak borçludan alınır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Gecikmiş İtiraz</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İcra takibine itiraz süresinin tek istisnası <strong>gecikmiş itiraz</strong>dır. Borçlu kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresi içinde itiraz edememiş ise borca itiraz edebilir. Borçlu, engelin kalktığı günden itibaren <strong>3 gün</strong> içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte icra mahkemesine başvurmalıdır. Dikkat edilirse gecikmiş itiraz durumunda, icra dairesine değil icra mahkemesine başvuru yapılmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İcra mahkemesi kural olarak duruşma olmaksızın dosya üzerinden başvuruyu karara bağlar. Mahkeme mazereti haklı görürse, icra takibi durur. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davasını açmaz ise haciz kalkar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz; <span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/faaliyet-alanlari/icra-ve-iflas-hukuku/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>İcra Hukuku</strong></a></span> ile ilgili Adana ve ilçelerinde avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong><a style="color: #0000ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/tahliyesi-istenen-tasinmazda-ucuncu-kisinin-oturmasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tahliyesi İstenen Taşınmazda Üçüncü Kişinin Oturması</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/">İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İcra Takibi Kesinleşmeden Şikayet Mümkün mü?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Nov 2019 19:58:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[icra kesinleşmeden şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[icra mahkemesi şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibinin kesinleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet yargıtay kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7197</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÖZETİ : İcra ceza mahkemelerinde şikayet hakkının doğması için bu suçların niteliği gereği icra takibinin kesinleşmesi gerektiği, icra takibi kesinleşmeden yapılacak şikayetin, henüz doğmamış bir hakkın kullanımı niteliğinde olacağı ve icra takibinin sonradan kesinleşmesinin de bu şikayeti süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir şikayet konumuna getirmeyeceği&#8230; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         2019/2471 E.  ,  2019/8097 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığın üzerine atılı 2004 sayılı İİK’nın 331/1. maddesine aykırılık suçunun kovuşturmasının şikayet şartına bağlı olduğu, İİK’nın Onaltıncı Bab’ında düzenlenen bir kısım suçlar bakımından şikayet hakkının doğması için bu suçların niteliği gereği icra takibinin kesinleşmesi gerektiği, icra takibi kesinleşmeden yapılacak şikayetin, henüz doğmamış bir hakkın kullanımı niteliğinde olacağı ve icra takibinin sonradan kesinleşmesinin de bu şikayeti süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir şikayet konumuna getirmeyeceği cihetle; CMK&#8217;nun 223/8. maddesinde soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde “davanın düşmesine” karar verileceğinin öngörülmesi, Somut uyuşmazlıkta; ödeme emrinin borçlu şirkete 24/01/2011 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle şikayete konu icra takibi henüz kesinleşmeden 20/12/2010 tarihinde şikayette bulunulduğu ve buna göre kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında açılan davanın “düşmesine” karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun&#8217;un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK&#8217;nın 322. maddesinin verdiği yetkiyle, soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından 5271 sayılı CMK&#8217;nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan DAVANIN DÜŞMESİNE, 15/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. &#160;</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu/">İcra Takibi Kesinleşmeden Şikayet Mümkün mü?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>ÖZETİ : İcra ceza mahkemelerinde şikayet hakkının doğması için bu suçların niteliği gereği icra takibinin kesinleşmesi gerektiği, icra takibi kesinleşmeden yapılacak şikayetin, henüz doğmamış bir hakkın kullanımı niteliğinde olacağı ve icra takibinin sonradan kesinleşmesinin de bu şikayeti süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir şikayet konumuna getirmeyeceği&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2019/2471 E.  ,  2019/8097 K.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi</span><br />
<span style="color: #000000;">SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:</span><br />
<span style="color: #000000;">Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.</span><br />
<span style="color: #000000;">Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;</span><br />
<span style="color: #000000;">Sanığın üzerine atılı 2004 sayılı İİK’nın 331/1. maddesine aykırılık suçunun kovuşturmasının şikayet şartına bağlı olduğu, İİK’nın Onaltıncı Bab’ında düzenlenen bir kısım suçlar bakımından şikayet hakkının doğması için bu suçların niteliği gereği icra takibinin kesinleşmesi gerektiği, icra takibi kesinleşmeden yapılacak şikayetin, henüz doğmamış bir hakkın kullanımı niteliğinde olacağı ve icra takibinin sonradan kesinleşmesinin de bu şikayeti süresinde ve usulüne uygun yapılmış bir şikayet konumuna getirmeyeceği cihetle;</span><br />
<span style="color: #000000;">CMK&#8217;nun 223/8. maddesinde soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde “davanın düşmesine” karar verileceğinin öngörülmesi,</span><br />
<span style="color: #000000;">Somut uyuşmazlıkta; ödeme emrinin borçlu şirkete 24/01/2011 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle şikayete konu icra takibi henüz kesinleşmeden 20/12/2010 tarihinde şikayette bulunulduğu ve buna göre kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında açılan davanın “düşmesine” karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,</span><br />
<span style="color: #000000;">Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun&#8217;un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK&#8217;nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK&#8217;nın 322. maddesinin verdiği yetkiyle, soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından 5271 sayılı CMK&#8217;nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan DAVANIN DÜŞMESİNE, 15/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu/">İcra Takibi Kesinleşmeden Şikayet Mümkün mü?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murisin Tereke Borcunu Ödemek Mirası Kabul Etmektir</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/7056-2/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=7056-2</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/7056-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 20:41:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[mirasın hükmen reddi]]></category>
		<category><![CDATA[mirasın reddi]]></category>
		<category><![CDATA[murisin tereke borcu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=7056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kararın Özeti: &#8220;Murisin Tereke Borcunu Ödemenin Terekeyi Kabul Anlamına Geldiği&#8221; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/11054 E.  ,  2019/4855 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.03.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.09.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı &#8230;’in kendi adına asaleten davacı &#8230; adına velayeten verdiği vekaletnameye dayanarak davacı vekili, 28.11.2010 tarihinde vefat eden &#8230;’in terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı &#8230; A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, muirisin ölü tarihinde borç ödemeden aciz halde olduğunun açıkça belli olmadığını, dava şartlarının oluşmadığını, murisin eşi olan davacının murisin bir takım borçlarını ödeyerek terekeyi sahiplendiğini, dava şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı &#8230; vekili cevap dilekçesinde, HMK 116. maddesi gereğince ilk itirazda bulunduklarını, davanın 3 ay içerisinde açılmadığını, davacının mirasın gerçek ret davası açıp takip etmediğini, bu sebeple artık TMK’nın 605. maddesinin uygulanamayacağını, bu davranışın terekenin zımnen kabulü anlamına geldiğini, dava şartlarının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, terekeni borca batık olduğu ancak davacıların terekenin vergi borcunu ödemekle terekeyi kabul etmiş olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar temyiz etmiştir. Dava, TMK&#8217;nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Ayrıca, TMK’nın 610/2. Maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme hakkı bulunmadığından davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. Somut olayda davacı &#8230;’in murise ait bir takım vergi borçlarını ödeyerek terekeyi sahiplendiği, TMK 610/2. maddesine göre terekeyi reddetme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu davacı açısından davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak diğer davacı &#8230;’in 23.12.2005 doğumlu olduğu, annesi davacı &#8230;’in, &#8230;’e velayeten dava açtığı, vergi dairesine yapılan ödemelerde küçüğün adının yer almadığı, bu sebeple davacı &#8230; adına açılan davanın terekeyi sahiplendiğinden bahisle reddedilmesi doğru değildir. Davada, annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatışmaktadır. Mahkemece Medeni Kanunun 426/2. maddesi uyarınca 23.12.2005 doğumlu &#8230; için kayyım tayin ettirilmesi, davanın kayyım tarafından devam ettirilmesi ve gösterdiği takdirde delilleri toplanması gerekir. Kabule göre de, murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı gayrimenkul, araç, banka kaydı olup olmadığı, davalıya ölüm tarihi itibariyle borç miktarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, murisin 28.11.2010 tarihi itibariyle gayrimenkul, araç, banka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet, banka müdürlüklerine yazı yazılmalıdır. Davalılara olan borcunun ölüm tarihi itibariyle miktarı belirlenmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Büromuz miras hukuku ile ilgili davalarda avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Adana avukat  &#160;</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/7056-2/">Murisin Tereke Borcunu Ödemek Mirası Kabul Etmektir</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Kararın Özeti:</strong> <strong>&#8220;Murisin Tereke Borcunu Ödemenin Terekeyi Kabul Anlamına Geldiği&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yargıtay 14. Hukuk Dairesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2016/11054 E.  ,  2019/4855 K.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.03.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.09.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:</span><br />
<span style="color: #000000;">K A R A R</span><br />
<span style="color: #000000;">Davacı &#8230;’in kendi adına asaleten davacı &#8230; adına velayeten verdiği vekaletnameye dayanarak davacı vekili, 28.11.2010 tarihinde vefat eden &#8230;’in terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Davalı &#8230; A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, muirisin ölü tarihinde borç ödemeden aciz halde olduğunun açıkça belli olmadığını, dava şartlarının oluşmadığını, murisin eşi olan davacının murisin bir takım borçlarını ödeyerek terekeyi sahiplendiğini, dava şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.</span><br />
<span style="color: #000000;">Davalı &#8230; vekili cevap dilekçesinde, HMK 116. maddesi gereğince ilk itirazda bulunduklarını, davanın 3 ay içerisinde açılmadığını, davacının mirasın gerçek ret davası açıp takip etmediğini, bu sebeple artık TMK’nın 605. maddesinin uygulanamayacağını, bu davranışın terekenin zımnen kabulü anlamına geldiğini, dava şartlarının mahkemece araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.</span><br />
<span style="color: #000000;">Mahkemece, terekeni borca batık olduğu ancak davacıların terekenin vergi borcunu ödemekle terekeyi kabul etmiş olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Dava, TMK&#8217;nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.</span><br />
<span style="color: #000000;">Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Ayrıca, TMK’nın 610/2. Maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme hakkı bulunmadığından davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır.</span><br />
<span style="color: #000000;">Somut olayda davacı &#8230;’in murise ait bir takım vergi borçlarını ödeyerek terekeyi sahiplendiği, TMK 610/2. maddesine göre terekeyi reddetme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu davacı açısından davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak diğer davacı &#8230;’in 23.12.2005 doğumlu olduğu, annesi davacı &#8230;’in, &#8230;’e velayeten dava açtığı, vergi dairesine yapılan ödemelerde küçüğün adının yer almadığı, bu sebeple davacı &#8230; adına açılan davanın terekeyi sahiplendiğinden bahisle reddedilmesi doğru değildir. Davada, annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatışmaktadır. Mahkemece Medeni Kanunun 426/2. maddesi uyarınca 23.12.2005 doğumlu &#8230; için kayyım tayin ettirilmesi, davanın kayyım tarafından devam ettirilmesi ve gösterdiği takdirde delilleri toplanması gerekir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Kabule göre de, murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı gayrimenkul, araç, banka kaydı olup olmadığı, davalıya ölüm tarihi itibariyle borç miktarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, murisin 28.11.2010 tarihi itibariyle gayrimenkul, araç, banka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, emniyet, banka müdürlüklerine yazı yazılmalıdır. Davalılara olan borcunun ölüm tarihi itibariyle miktarı belirlenmelidir.</span><br />
<span style="color: #000000;">Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz miras hukuku ile ilgili davalarda avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Adana avukat </span></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/7056-2/">Murisin Tereke Borcunu Ödemek Mirası Kabul Etmektir</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/7056-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tehir-i İcrada Teminat ve Aşkın Haciz</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Oct 2019 17:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana icra avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın haciz]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın haciz yargıtay kararı]]></category>
		<category><![CDATA[taşkın haciz davası]]></category>
		<category><![CDATA[tehir-i icra ve aşkın haciz]]></category>
		<category><![CDATA[teminat mektubu haciz fekki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kesinleşmeden icraya konulabilen mahkeme ilamını temyiz ya da istinaf etmek, açılan icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Borçlu veya vekili icra takibinde haciz işlemi yapılmasına engel olmak istiyorsa, Yargıtay ya da istinaf mahkemesinden tehir-i icra talebinde bulunmalıdır. Tehir-i icra başka bir yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır, okumak için tıklayınız. Bu yazıda tehir-i icra talep etmek için yatırılan teminatın öncesinde, haciz işlemine geçilmiş ise; yapılan hacizlerin aşkın haciz olup olmayacağına Yargıtay kararları dikkate alınarak değinilecektir. Aşkın Haciz Nedir? İİK md. 85/1: “Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur” demektedir. Borçlu tehir-i icra kararı talebinde bulunur iken, icra müdürlüğünün hesapladığı teminat tutarını icra müdürlüğüne depo eder. Teminat tutarı icra dosyasının güncel hali ve 3 aylık işleyecek faiz dahil hesaplanır. Dolayısıyla tehir-i icra yani icranın ertelenmesi talebinde bulunan borçlu borca yetecek tutarı icraya zaten yatırmaktadır. Hal böyle iken borcu aşacak şekilde yapılan haczin aşkın haciz olduğu kabul edilmeli ve böyle bir durumda icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra dosyasının alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılamasıdır. Güncel Yargıtay kararları da bu yöndedir. “Öte yandan İİK&#8217;nun 85. maddesi uyarınca, borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana para, faiz ve masraflar dahil tüm alacağına yetecek miktarı haczolunur. Buna göre, dosya alacağının tamamının icra müdürlüğüne yatırılması halinde, mevcut hacizler aşkın hale geleceği gibi, hacizlerin devam etmesinde alacaklının da hukuki yararı kalmayacağından kaldırılmaları gerekir. Yargıtay&#8217;dan tehiri icra kararı almak üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi İİK.nun 85/son maddesiyle de bağdaşmayacaktır.” (Yargıtay 12. H.D. 2018/4550 E. 2018/10523 K. 24.10.2018 K.T.) “Borçlu tarafından, dosya borcunun tamamı (asıl alacak ve fer&#8217;ileri) icra dairesine depo edilmiş olmakla, mahkemece, aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”(Yargıtay 12. H.D. 2016/23229 E. 2016/19884 K. 27/09/2016 K.T.) Güncel kararlar, teminat yatırılmadan önce yapılan haczin aşkın haciz olacağından dolayı kaldırılması gerektiği iken aksi yönde kararlar da mevcuttur: “Somut olayda, alacaklının talebi ile 27.02.2013 tarihinde haciz işlemi yapıldıktan sonra teminatın kabulüne dair kararın alınması üzerine 06.03.2013 tarihinde 60 günlük mehil vesikası verilmiş ve borçlu vekilince aynı tarihte hacizlerin de fekki talep edilmiştir. Bu durumda haciz tarihi, itirazın iptaline dair verilen karardan sonra, ancak mehil vesikası verilmesinden öncedir. Her ne kadar şikayet tarihinde borçlu Yargıtay&#8217;ın ilgili dairesinden tehiri icraya dair karar getirememiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere tehiri icra kararı alınmış olsa bile bu karar takibi olduğu yerde durdurur, karardan önce uygulanan haciz işlemlerini ortadan kaldırmaz.” (Yargıtay 12. H.D. 2014/1283 E. 2014/3936 K. 13.02.2014 K.T.) “İİK’nun 36. maddesine dayanılarak mehil vesikası verilmesi ve bilahare tehir-i icra kararının sunulması sadece takibi olduğu yerde durdurur, daha önce yapılmış hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz. Bu nedenle hacizlerin kaldırılması da doğru olmamıştır.” (Yargıtay 8.H.D. 2015/16063 E. 2015/16471 K. 16/09/2015 Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/">Tehir-i İcrada Teminat ve Aşkın Haciz</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Kesinleşmeden icraya konulabilen mahkeme ilamını temyiz ya da istinaf etmek, açılan icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Borçlu veya vekili icra takibinde haciz işlemi yapılmasına engel olmak istiyorsa, Yargıtay ya da istinaf mahkemesinden tehir-i icra talebinde bulunmalıdır. Tehir-i icra başka bir yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır, okumak için tıklayınız. Bu yazıda tehir-i icra talep etmek için yatırılan teminatın öncesinde, haciz işlemine geçilmiş ise; yapılan hacizlerin aşkın haciz olup olmayacağına Yargıtay kararları dikkate alınarak değinilecektir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Aşkın Haciz Nedir?</p>
<p></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>İİK md. 85/1:</em></strong><em> “Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur” demektedir.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Borçlu tehir-i icra kararı talebinde bulunur iken, icra müdürlüğünün hesapladığı <strong>teminat</strong> tutarını icra müdürlüğüne depo eder. Teminat tutarı icra dosyasının güncel hali ve 3 aylık işleyecek faiz dahil hesaplanır. Dolayısıyla tehir-i icra yani icranın ertelenmesi talebinde bulunan borçlu borca yetecek tutarı icraya zaten yatırmaktadır. Hal böyle iken borcu aşacak şekilde yapılan haczin aşkın haciz olduğu kabul edilmeli ve böyle bir durumda icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra dosyasının alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılamasıdır. Güncel Yargıtay kararları da bu yöndedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Öte yandan İİK&#8217;nun 85. maddesi uyarınca, borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana para, faiz ve masraflar dahil tüm alacağına yetecek miktarı haczolunur. <strong>Buna göre, dosya alacağının tamamının icra müdürlüğüne yatırılması halinde, mevcut hacizler aşkın hale geleceği gibi, hacizlerin devam etmesinde alacaklının da hukuki yararı kalmayacağından kaldırılmaları gerekir.</strong><strong><br />
</strong>Yargıtay&#8217;dan tehiri icra kararı almak üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi İİK.nun 85/son maddesiyle de bağdaşmayacaktır.” <strong>(Yargıtay 12. H.D. 2018/4550 E. 2018/10523 K. 24.10.2018 K.T.)</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Borçlu tarafından, dosya borcunun tamamı (asıl alacak ve fer&#8217;ileri) icra dairesine depo edilmiş olmakla, mahkemece, aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”<strong>(Yargıtay 12. H.D. 2016/23229 E. 2016/19884 K. 27/09/2016 K.T.)</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Güncel kararlar, teminat yatırılmadan önce yapılan haczin aşkın haciz olacağından dolayı kaldırılması gerektiği iken aksi yönde kararlar da mevcuttur:</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Somut olayda, alacaklının talebi ile 27.02.2013 tarihinde haciz işlemi yapıldıktan sonra teminatın kabulüne dair kararın alınması üzerine 06.03.2013 tarihinde 60 günlük mehil vesikası verilmiş ve borçlu vekilince aynı tarihte hacizlerin de fekki talep edilmiştir. Bu durumda haciz tarihi, itirazın iptaline dair verilen karardan sonra, ancak mehil vesikası verilmesinden öncedir. Her ne kadar şikayet tarihinde borçlu Yargıtay&#8217;ın ilgili dairesinden tehiri icraya dair karar getirememiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere tehiri icra kararı alınmış olsa bile bu karar takibi olduğu yerde durdurur, karardan önce uygulanan haciz işlemlerini ortadan kaldırmaz.” <strong>(Yargıtay 12. H.D. 2014/1283 E. 2014/3936 K. 13.02.2014 K.T.)</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“İİK’nun 36. maddesine dayanılarak mehil vesikası verilmesi ve bilahare tehir-i icra kararının sunulması sadece takibi olduğu yerde durdurur, daha önce yapılmış hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz. Bu nedenle hacizlerin kaldırılması da doğru olmamıştır.” <strong>(Yargıtay 8.H.D. 2015/16063 E. 2015/16471 K. 16/09/2015</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</em></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/">Tehir-i İcrada Teminat ve Aşkın Haciz</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Arasındaki Farklar</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-tedbir-ve-ihtiyati-haciz-arasindaki-farklar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ihtiyati-tedbir-ve-ihtiyati-haciz-arasindaki-farklar</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-tedbir-ve-ihtiyati-haciz-arasindaki-farklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2019 20:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana icra avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyati haciz ihtiyati tedbir farkları]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyati haciz nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyati haciz teminat oranı 2019]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyati tedbir nasıl alınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6890</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları; alacaklının veya hak sahibinin hakkını güvence altına alan geçici hukuki korumalardır. İhtiyati tedbir kararı ihtiyati haciz kararını da kapsar niteliktedir. Günümüzde davalar ve icra takiplerinin açılış ve kesinleşme süreci göz önüne alındığında, borçlu ya da mal üzerinde hak sahibi olmayan kişiler, hak sahiplerinin hakkını suistimal ederek mal kaçırabilmektedir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz ile bu gibi durumların önüne geçerek,  oluşacak mağduriyetlerin engellenmesi amaçlanmaktadır. Ancak burada karşı tarafın tasarruf hakkı da ihlal edileceğinden her iki koruma tedbirinde de talebin gerekliliği konusunda mahkemeye yeterli deliller sunulmalıdır. Uygulamada sık sık karıştırılan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz arasında benzer yönler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. İhtiyati Tedbir ile İhtiyati Haciz Arasındaki Farklılıklar &#160; &#62; Dava konusu bakımından: ihtiyati haciz para ve teminat alacaklarına ilişkin dava ve icra takipleri bakımından uygulama alanı bulur iken ihtiyati tedbir para dışında da uygulama alanı bulabilir. Örneğin bir boşanma davalarında velayet, mal rejimi davaları gibi çeşitli davalarda da ihtiyati tedbir istenebilir. &#62; Yetkili mahkeme bakımından: İhtiyati haciz kararı icra takibinin açılacağı yer mahkemesinden, ancak alacağa ilişkin bir dava var ise, davanın görüldüğü yer mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilir. İhtiyati tedbir kararı ise, dava açılamadan esas hakkında görevli ve yetkili yer mahkemesinden, dava açıldıktan sonra ise davanın görüldüğü yer mahkemesinden talep edilir. &#62; Teminat bakımından: İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olacağına dair mahkeme veznesine teminat yatırmaya mecburdur. Teminat tutarı yaklaşık %15-%20 civarıdır. Alacak ilama dayanıyor ise teminat yatırma zorunluluğu yoktur. İhtiyati tedbir kararında ise; yine başvuran hak sahibi teminat göstermek zorundadır. Ancak hak sahibi, ihtiyati tedbirin gerekliliğini kuvvetli deliller ile ispat ederse veya resmi senede dayanıyor ise, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. &#62; Uygulanma süresi bakımından: Alacaklı, ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden, 10 gün içerisinde kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbir ise, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden 1 hafta içerisinde talep edilmelidir. Aksi takdirde ihtiyati tedbir kararı da kendiliğinden kalkar. &#62; İtiraz süresi bakımından: İhtiyati hacizde borçlu haciz huzurunda yapılmış ise haciz tarihinden itibaren, yokluğunda yapılmış ise haciz tutanağının tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkemeye müracaat ile itiraz edebilir. İhtiyati tedbirse ise, ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyor ise bu tarihten, bulunmuyor ise tutanağın tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde mahkemeye itiraz edebilir. &#62; Malın devrini engeller mi? İhtiyati tedbir malın devrini engeller, dolayısıyla malın üçüncü kişilere satışına izin vermez. Ancak ihtiyati haciz malın üçüncü kişilere devrini engellemez, ancak üçüncü kişi hacizli mal edinmiş olur. (Yargıtay 23. H.D. 2013/3628 E. 2013/3811 K. 05/06/2013 K.T.) &#62;Sonuçları bakımından: İhtiyati hacizde icra takibi ya da dava sonunda hacizli mal aynen alacaklıya verilmez, satışı yapılarak elde edilen bedel alacaklıya verilir. İhtiyati tedbirde ise, tedbir konulan mal aynen hak sahibi başvurana verilir. Hukuk büromuz İcra Hukuku alanında Adana icra avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: İdari Para Cezasına İtiraz</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-tedbir-ve-ihtiyati-haciz-arasindaki-farklar/">İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Arasındaki Farklar</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları; alacaklının veya hak sahibinin hakkını güvence altına alan geçici hukuki korumalardır. İhtiyati tedbir kararı ihtiyati haciz kararını da kapsar niteliktedir. Günümüzde davalar ve icra takiplerinin açılış ve kesinleşme süreci göz önüne alındığında, borçlu ya da mal üzerinde hak sahibi olmayan kişiler, hak sahiplerinin hakkını suistimal ederek mal kaçırabilmektedir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz ile bu gibi durumların önüne geçerek,  oluşacak mağduriyetlerin engellenmesi amaçlanmaktadır. Ancak burada karşı tarafın tasarruf hakkı da ihlal edileceğinden her iki koruma tedbirinde de talebin gerekliliği konusunda mahkemeye yeterli deliller sunulmalıdır. Uygulamada sık sık karıştırılan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz arasında benzer yönler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyati Tedbir ile İhtiyati Haciz Arasındaki Farklılıklar</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt; Dava konusu bakımından: </strong>ihtiyati haciz para ve teminat alacaklarına ilişkin dava ve icra takipleri bakımından uygulama alanı bulur iken ihtiyati tedbir para dışında da uygulama alanı bulabilir. Örneğin bir boşanma davalarında velayet, mal rejimi davaları gibi çeşitli davalarda da ihtiyati tedbir istenebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt; Yetkili mahkeme bakımından: </strong>İhtiyati haciz kararı icra takibinin açılacağı yer mahkemesinden, ancak alacağa ilişkin bir dava var ise, davanın görüldüğü yer mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilir. İhtiyati tedbir kararı ise, dava açılamadan esas hakkında görevli ve yetkili yer mahkemesinden, dava açıldıktan sonra ise davanın görüldüğü yer mahkemesinden talep edilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt; Teminat bakımından: </strong>İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olacağına dair mahkeme veznesine teminat yatırmaya mecburdur. Teminat tutarı yaklaşık %15-%20 civarıdır. Alacak ilama dayanıyor ise teminat yatırma zorunluluğu yoktur. İhtiyati tedbir kararında ise; yine başvuran hak sahibi teminat göstermek zorundadır. Ancak hak sahibi, ihtiyati tedbirin gerekliliğini kuvvetli deliller ile ispat ederse veya resmi senede dayanıyor ise, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt; Uygulanma süresi bakımından: </strong>Alacaklı, ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden, 10 gün içerisinde kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbir ise, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden 1 hafta içerisinde talep edilmelidir. Aksi takdirde ihtiyati tedbir kararı da kendiliğinden kalkar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt; İtiraz süresi bakımından:</strong> İhtiyati hacizde borçlu haciz huzurunda yapılmış ise haciz tarihinden itibaren, yokluğunda yapılmış ise haciz tutanağının tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkemeye müracaat ile itiraz edebilir. İhtiyati tedbirse ise, ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyor ise bu tarihten, bulunmuyor ise tutanağın tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde mahkemeye itiraz edebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt; Malın devrini engeller mi?</strong> İhtiyati tedbir malın devrini engeller, dolayısıyla malın üçüncü kişilere satışına izin vermez. Ancak ihtiyati haciz malın üçüncü kişilere devrini engellemez, ancak üçüncü kişi hacizli mal edinmiş olur. (Yargıtay 23. H.D. 2013/3628 E. 2013/3811 K. 05/06/2013 K.T.)</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&gt;Sonuçları bakımından:</strong> İhtiyati hacizde icra takibi ya da dava sonunda hacizli mal aynen alacaklıya verilmez, satışı yapılarak elde edilen bedel alacaklıya verilir. İhtiyati tedbirde ise, tedbir konulan mal aynen hak sahibi başvurana verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Hukuk büromuz </em></strong><strong><em>İcra Hukuku</em></strong> <strong><em>alanında Adana icra avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</em></strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/idari-para-cezasina-itiraz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İdari Para Cezasına İtiraz</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-tedbir-ve-ihtiyati-haciz-arasindaki-farklar/">İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Arasındaki Farklar</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-tedbir-ve-ihtiyati-haciz-arasindaki-farklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emekli Maaşındaki Blokenin Kaldırılması</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/emekli-maasindaki-blokenin-kaldirilmasi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=emekli-maasindaki-blokenin-kaldirilmasi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/emekli-maasindaki-blokenin-kaldirilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Sep 2019 17:44:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana icra avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[emekli maaşına haciz]]></category>
		<category><![CDATA[emekli maaşına haciz 2019]]></category>
		<category><![CDATA[emekli maaşına haciz muvafakat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6863</guid>

					<description><![CDATA[<p>T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ 2014/15994 2014/17253 10.11.2014 TÜKETİCİ KREDİSİ NEDENİYLE EMEKLİ MAAŞI ÜZERİNE KONULAN BLOKE ( Banka İle İmzalanan Tüketici Kredi Sözleşmesi Sırasında Verilen Muvafakatın İİK. Md. 83/a Gereğince Geçersiz Olduğu &#8211; Haczi Caiz Olmayan ve Kısmen Caiz Olan Şeyler Bakımından Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı ) EMEKLİ MAAŞININ HACZİ ( Mal ve Hakların Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı &#8211; Davacı Davalı Banka İle İmzaladığı Kredi Sözleşmesi Sırasında Bloke İşlemine Muvafakat Vermiş Olsa da Bu Muvafakatın İİK&#8217;nın 83/A Md.si Gereğince Geçersiz Olduğu/Bloke İşleminin Kaldırılması Gerektiği ) MAL VE HAKLARIN HACZEDİLEBİLECEĞİNE DAİR ÖNCEDEN YAPILAN ANLAŞMALAR ( Emekli Maaşı Üzerindeki Bloke İşleminin Kaldırılması İsteminin Kabulü Gerektiği &#8211; Mal ve Hakların Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı ) HACZİ MÜMKÜN OLMAYAN ŞEYLER ( Haczi Caiz Olmayan ve Kısmen Caiz Olan Şeyler Bakımından Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı &#8211; Emekli Maaşı Üzerindeki Bloke İşleminin Kaldırılması İstemi/Davacının Davalı Banka İle İmzaladığı Kredi Sözleşmesi Sırasında Muvafakat Vermiş Olmasının Geçersiz Bulunduğu ) EMEKLİ MAAŞI ÜZERİNDEKİ BLOKE İŞLEMİNİN KALDIRILMASI İSTEMİ ( Haczi Mümkün Olmayan Şeyler &#8211; Davacı Davalı Banka İle İmzaladığı Kredi Sözleşmesi Sırasında Muvafakat Vermiş Olsa da Bu Muvafakat İİK&#8217;nın 83/A Md.si Gereğince Geçersiz Olduğu/Davalı Bankanın Davacının Emekli Maaşından Yaptığı Kesintilerin Haksız Olduğu ) 5510/m.88,93 2004/m.82,83 ÖZET : Dava, bankadan kullanılan tüketici kredisi nedeniyle emekli maaşı üzerindeki bloke işleminin kaldırılması istemine ilişkindir. 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 93. maddesi uyarınca gelir aylık ve ödeneklerin, 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği, bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine yönelik taleplerin, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedileceği öngörülmüştür. Yine İİK 83/a maddesi uyarınca haczi caiz olmayan mallar ve haklar ve kısmen haczi caiz olan şeyler bakımından aynı Yasa&#8217;nın 82-83 maddesinde yazılı mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Somut olayda da davacı davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesi sırasında muvafakat vermiş olup, bu muvafakat İİK&#8217;nın 83/a maddesi gereğince geçersizdir. Bu itibarla, davalı bankanın davacının emekli maaşından yaptığı kesintiler haksız olduğu halde mahkemece aksi yöndeki yazılı gerekçe ile yapılan kesintilerin haklı olduğu, davacının dava açmakta haksız olduğu gerekçesiyle, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi&#8217;nce verilen 21/05/2013 tarih ve 2012/1443-2013/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sevim Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: KARAR : Davacı, davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, kredi borcunun SGK&#8217;dan almakta olduğu emekli maaşından tahsil edildiğini, maaş hesabının bir başka bankaya aktarılması yönündeki talebinin ise davalı banka tarafından yerine getirilmediğini, tahsil işlemine ilişkin sözleşme hükmünün haksız şart teşkil ettiğini ileri sürerek, emekli maaşı üzerindeki bloke işleminin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının davalı bankadan Erenköy ve Çemenzar şubeleri arasında 26/08/2010 tarihli 30.000,00 TL bedelli, 14/12/2010 tarihli 2.000,00 TL bedelli ve 17/03/2011 tarihli 2.500,00 TL bedelli üç adet bireysel kredi kullandığı kredilere ilişkin genel kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkilinin, davacının hesabına yatırılan para üzerinde mahsup, hapis ve rehin hakkının bulunduğunu, müvekkilince bu hakkın kullanıldığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait emekli maşı üzerinde haciz yada bloke işleminin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen bireysel kredi sözleşmelerine dayalı olarak davacının davalı bankadan üç kez kredi kullandıktan sonra maşına bloke konulduğu, davacının kredi kullanırken emekli maşı üzerine haciz konulmasına muvaffakat ettiği, ayrıca emekli maaşının başka banka hesabına aktarılması yönündeki tasarruf yetkisinin, SGK&#8217;ya ait olduğu ve talebin karşılanmasının sonuca etkili olmayacağı, bu haliyle davalı bankanın kredi alacaklarını tahsil amacı ile davacı borçlunun muvaffakatı doğrultusunda maaş hesabından kesinti yapması yönündeki işlemde sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemelere aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak mahkemece, 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 93. maddesi gereğince muvafakat edilmesi halinde emekli maaşının haczinin mümkün olduğu, davacının davalı banka ile kredi sözleşmesi imzalarken kredi taksitlerinin, emekli maaşından tahsili konusunda davalı bankaya muvafakat verdiği bu nedenle yapılan kesintilerin haklı olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmişse de; 5510 sayılı Yasa&#8217;nın 93. maddesi uyarınca gelir aylık ve ödeneklerin, 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği, bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine yönelik taleplerin, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedileceği öngörülmüştür. Yine İİK 83/a maddesi uyarınca haczi caiz olmayan mallar ve haklar ve kısmen haczi caiz olan şeyler bakımından aynı Yasa&#8217;nın 82-83 maddesinde yazılı mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Somut olayda da davacı davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesi sırasında muvafakat vermiş olup, bu muvafakat İİK&#8217;nın 83/a maddesi gereğince geçersizdir. Bu itibarla, davalı bankanın davacının emekli maaşından yaptığı kesintiler haksız olduğu halde mahkemece aksi yöndeki yazılı gerekçe ile yapılan kesintilerin haklı olduğu, davacının dava açmakta haksız olduğu gerekçesiyle, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/emekli-maasindaki-blokenin-kaldirilmasi/">Emekli Maaşındaki Blokenin Kaldırılması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>T.C.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>YARGITAY 11. </strong></span><strong style="color: #000000;">HUKUK DAİRESİ</strong></p>
<p><strong style="color: #000000;">2014/15994</strong></p>
<p><strong style="color: #000000;">2014/17253</strong></p>
<p><strong style="color: #000000;">10.11.2014</strong></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong> TÜKETİCİ KREDİSİ NEDENİYLE EMEKLİ MAAŞI ÜZERİNE KONULAN BLOKE</strong> ( Banka İle İmzalanan Tüketici Kredi Sözleşmesi Sırasında Verilen Muvafakatın İİK. Md. 83/a Gereğince Geçersiz Olduğu &#8211; Haczi Caiz Olmayan ve Kısmen Caiz Olan Şeyler Bakımından Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı )</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong> EMEKLİ MAAŞININ HACZİ</strong> ( Mal ve Hakların Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı &#8211; Davacı Davalı Banka İle İmzaladığı Kredi Sözleşmesi Sırasında Bloke İşlemine Muvafakat Vermiş Olsa da Bu Muvafakatın İİK&#8217;nın 83/A Md.si Gereğince Geçersiz Olduğu/Bloke İşleminin Kaldırılması Gerektiği )</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong> MAL VE HAKLARIN HACZEDİLEBİLECEĞİNE DAİR ÖNCEDEN YAPILAN ANLAŞMALAR</strong> ( Emekli Maaşı Üzerindeki Bloke İşleminin Kaldırılması İsteminin Kabulü Gerektiği &#8211; Mal ve Hakların Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı )</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong> HACZİ MÜMKÜN OLMAYAN ŞEYLER</strong> ( Haczi Caiz Olmayan ve Kısmen Caiz Olan Şeyler Bakımından Haczedilebileceğine Dair Önceden Yapılan Anlaşmaların Muteber Olmadığı &#8211; Emekli Maaşı Üzerindeki Bloke İşleminin Kaldırılması İstemi/Davacının Davalı Banka İle İmzaladığı Kredi Sözleşmesi Sırasında Muvafakat Vermiş Olmasının Geçersiz Bulunduğu )</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>EMEKLİ MAAŞI ÜZERİNDEKİ BLOKE İŞLEMİNİN KALDIRILMASI İSTEMİ</strong> ( Haczi Mümkün Olmayan Şeyler &#8211; Davacı Davalı Banka İle İmzaladığı Kredi Sözleşmesi Sırasında Muvafakat Vermiş Olsa da Bu Muvafakat İİK&#8217;nın 83/A Md.si Gereğince Geçersiz Olduğu/Davalı Bankanın Davacının Emekli Maaşından Yaptığı Kesintilerin Haksız Olduğu )</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">5510/m.<a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc5510.htm#88">88</a>,<a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc5510.htm#93">93</a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">2004/m.<a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc2004.htm#82">82</a>,<a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc2004.htm#83">83</a></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>ÖZET : </strong>Dava, bankadan kullanılan tüketici kredisi nedeniyle emekli maaşı üzerindeki bloke işleminin kaldırılması istemine ilişkindir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">5510 sayılı Yasa&#8217;nın <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc5510.htm#93">93</a>. maddesi uyarınca gelir aylık ve ödeneklerin, 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği, bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine yönelik taleplerin, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedileceği öngörülmüştür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yine İİK <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc2004.htm#83">83</a>/a maddesi uyarınca haczi caiz olmayan mallar ve haklar ve kısmen haczi caiz olan şeyler bakımından aynı Yasa&#8217;nın 82-83 maddesinde yazılı mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Somut olayda da davacı davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesi sırasında muvafakat vermiş olup, bu muvafakat İİK&#8217;nın <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc2004.htm#83">83</a>/a maddesi gereğince geçersizdir. Bu itibarla, davalı bankanın davacının emekli maaşından yaptığı kesintiler haksız olduğu halde mahkemece aksi yöndeki yazılı gerekçe ile yapılan kesintilerin haklı olduğu, davacının dava açmakta haksız olduğu gerekçesiyle, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DAVA : </strong>Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi&#8217;nce verilen 21/05/2013 tarih ve 2012/1443-2013/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sevim Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>KARAR : </strong>Davacı, davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, kredi borcunun SGK&#8217;dan almakta olduğu emekli maaşından tahsil edildiğini, maaş hesabının bir başka bankaya aktarılması yönündeki talebinin ise davalı banka tarafından yerine getirilmediğini, tahsil işlemine ilişkin sözleşme hükmünün haksız şart teşkil ettiğini ileri sürerek, emekli maaşı üzerindeki bloke işleminin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davalı vekili, davacının davalı bankadan Erenköy ve Çemenzar şubeleri arasında 26/08/2010 tarihli 30.000,00 TL bedelli, 14/12/2010 tarihli 2.000,00 TL bedelli ve 17/03/2011 tarihli 2.500,00 TL bedelli üç adet bireysel kredi kullandığı kredilere ilişkin genel kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca müvekkilinin, davacının hesabına yatırılan para üzerinde mahsup, hapis ve rehin hakkının bulunduğunu, müvekkilince bu hakkın kullanıldığını, savunarak davanın reddini istemiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait emekli maşı üzerinde haciz yada bloke işleminin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen bireysel kredi sözleşmelerine dayalı olarak davacının davalı bankadan üç kez kredi kullandıktan sonra maşına bloke konulduğu, davacının kredi kullanırken emekli maşı üzerine haciz konulmasına muvaffakat ettiği, ayrıca emekli maaşının başka banka hesabına aktarılması yönündeki tasarruf yetkisinin, SGK&#8217;ya ait olduğu ve talebin karşılanmasının sonuca etkili olmayacağı, bu haliyle davalı bankanın kredi alacaklarını tahsil amacı ile davacı borçlunun muvaffakatı doğrultusunda maaş hesabından kesinti yapması yönündeki işlemde sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemelere aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kararı, davacı temyiz etmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">2- Ancak mahkemece, 5510 sayılı Yasa&#8217;nın <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc5510.htm#93">93</a>. maddesi gereğince muvafakat edilmesi halinde emekli maaşının haczinin mümkün olduğu, davacının davalı banka ile kredi sözleşmesi imzalarken kredi taksitlerinin, emekli maaşından tahsili konusunda davalı bankaya muvafakat verdiği bu nedenle yapılan kesintilerin haklı olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmişse de; 5510 sayılı Yasa&#8217;nın <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc5510.htm#93">93</a>. maddesi uyarınca gelir aylık ve ödeneklerin, 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemeyeceği, bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine yönelik taleplerin, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedileceği öngörülmüştür. Yine İİK <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc2004.htm#83">83</a>/a maddesi uyarınca haczi caiz olmayan mallar ve haklar ve kısmen haczi caiz olan şeyler bakımından aynı Yasa&#8217;nın 82-83 maddesinde yazılı mal ve hakların haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Somut olayda da davacı davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesi sırasında muvafakat vermiş olup, bu muvafakat İİK&#8217;nın <a style="color: #000000;" href="http://kazanci.com.tr/gunluk/tc2004.htm#83">83</a>/a maddesi gereğince geçersizdir. Bu itibarla, davalı bankanın davacının emekli maaşından yaptığı kesintiler haksız olduğu halde mahkemece aksi yöndeki yazılı gerekçe ile yapılan kesintilerin haklı olduğu, davacının dava açmakta haksız olduğu gerekçesiyle, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>SONUÇ : </strong>Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 10.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/emekli-maasindaki-blokenin-kaldirilmasi/">Emekli Maaşındaki Blokenin Kaldırılması</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/emekli-maasindaki-blokenin-kaldirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ticareti Terk Suçu</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/ticareti-terk-sucu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ticareti-terk-sucu</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/ticareti-terk-sucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Sep 2019 20:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana ceza avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[ticareti terk ceza verilmeyen haller]]></category>
		<category><![CDATA[ticareti terk cezası]]></category>
		<category><![CDATA[ticareti terk görevli mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[ticareti terk nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ticareti Terk Nedir? &#160; İcra ve İflas Kanunu, ticaret hayatını sona erdiren tacir için birtakım prosedürleri yerine getirme sorumluluğu yüklemiştir. Ticareti bırakan tacir, 15 gün içerisinde durumu kayıtlı bulunduğu ticaret sicil müdürlüğüne bildirmeli ve bütün aktif pasif malvarlığı ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanında bulunmalıdır. Ticareti bırakmasına rağmen bu yükümlülükleri yerine getirmeyen tacir İİK md 337/a bendinde yer alan ticareti terk ya da diğer adıyla ticareti usulsüz terk suçunu işlemiş olur. Ticareti Terk Suçunun Unsurları Nelerdir? Ticareti terk suçunun gerçekleşmesi için aşağıdaki durumlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir: Ticareti terk eden tacirin 15 gün içerisinde mal beyanında bulunmaması, Mal beyanında bulunsa dahi, mevcudunu eksik göstermesi, Mal beyanında bulunsa dahi, aktifinde yer alan malı göstermemesi veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermemesi, Mal beyanında bulunduktan sonra 2 ay içerisinde malları üzerinde tasarruf etmesi, Ticareti terkin geçerli olabilmesi için gereken ilan masraflarının ödenmemesi. Ticareti Terk Suçunu Kim İşleyebilir? &#160; Ticareti terk suçunu gerçek kişi tacirler işleyebileceği gibi limited şirket müdürü veya anonim şirket yetkilisi de ticareti terk suçunun faili olabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/821 E. 2014/478 K. sayılı kararına göre; “İİK&#8217;nun 44. maddesinde &#8220;ticareti terk eden tacir&#8221; ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hüküm konulmamıştır. O halde, tacir sayılan limited şirketleri temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde aynı maddedeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı kanunun 337/a maddesi gereğince cezalandırılmalarına engel bulunmamaktadır. Diğer yandan, İİK&#8217;nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin &#8220;ticareti terk eden kötü niyetli borçluların bu davranışlarının önlenmesi&#8221; amacı ile getirildiği de gerekçede açıkça ifade edilmektedir.” Ticareti Terk Suçu Şikayet &#160; Ticareti terk suçunda failin cezalandırılabilmesi için alacaklının şikayette bulunması gerekir. Ticareti terk suçu için kanun; her alacaklı için değil, sadece zarara uğrayan alacaklı için şikayet hakkı tanımıştır. Alacaklının alacağını tahsil edememesi zarara uğradığını gösterir. Ticareti terk suçu şikayet süresi; ticareti terkin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay, her halde ticareti terkten itibaren 1 yıl geçmekle şikayet hakkı düşer. Ticareti Terk Cezasının Düşmesi ve Ceza Verilemeyecek Haller Ticareti terk suçunu işleyen tacir alacaklının zarara uğramadığını ispat ederse ceza verilmez. Alacaklı feragat eder veya borcun ödendiği tespit edilirse dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer. Karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez. Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz. Ticareti Terk Suçu Nasıl İspatlanır? &#160; Ticareti terk ettiği iddia edilen tacirin, ticaret sicil müdürlüğünde bulunan adresinde, faaliyetinin devam edip etmediği emniyet aracılığıyla araştırılması mahkemeden talep edilebilir. Mahkeme emniyet müdürlüğüne müzekkere yazarak zabıta araştırması yapılmasını isteyecektir, adreste ve diğer şubelerde faaliyetinin sona erdiği tespit edilen tacir ticareti terk etmiş kabul edilir. Tacirin adres değişikliği yapması ticareti terk ettiği anlamına gelmez. Ticareti Terk Suçunun Cezası &#160; Ticareti terk eden borçlu, zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır, ancak alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez. Ticareti Terk Yetkili ve Görevli Mahkeme &#160; Ticareti terk suçu görevli mahkeme icra ceza mahkemeleridir. Ticareti terk suçu şikayet dilekçesi de icra ceza mahkemesine verilir. Ticareti terk suçu yetkili mahkeme icra takibinin açıldığı yer mahkemesidir. Ticareti terk suçu kendi bünyesinde detaylar barındıran bir suçtur, takibinin bir avukat ile yapılması daha doğru olacaktır. Büromuz İcra Ceza Hukuku alanında Adana ve ilçelerinde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir, detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: Trafik Kazalarında Ters Yöne Girmek ve Bilinçli Taksir Ticari Kazanç Kaybı Yargıtay Kararı &#160; &#160; &#160; &#160;</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ticareti-terk-sucu/">Ticareti Terk Suçu</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Nedir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İcra ve İflas Kanunu, ticaret hayatını sona erdiren tacir için birtakım prosedürleri yerine getirme sorumluluğu yüklemiştir. Ticareti bırakan tacir, 15 gün içerisinde durumu kayıtlı bulunduğu ticaret sicil müdürlüğüne bildirmeli ve bütün aktif pasif malvarlığı ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanında bulunmalıdır. Ticareti bırakmasına rağmen bu yükümlülükleri yerine getirmeyen tacir İİK md 337/a bendinde yer alan <strong>ticareti terk</strong> ya da diğer adıyla <strong>ticareti usulsüz terk </strong>suçunu işlemiş olur.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Suçunun Unsurları Nelerdir?</strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong></span><span style="color: #000000;">Ticareti terk suçunun gerçekleşmesi için aşağıdaki durumlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir:</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Ticareti terk eden tacirin 15 gün içerisinde mal beyanında bulunmaması,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Mal beyanında bulunsa dahi, mevcudunu eksik göstermesi,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Mal beyanında bulunsa dahi, aktifinde yer alan malı göstermemesi veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermemesi,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Mal beyanında bulunduktan sonra 2 ay içerisinde malları üzerinde tasarruf etmesi,</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Ticareti terkin geçerli olabilmesi için gereken ilan masraflarının ödenmemesi.</span></li>
</ul>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Suçunu Kim İşleyebilir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ticareti terk suçunu <strong>gerçek kişi tacirler</strong> işleyebileceği gibi <strong>limited şirket müdürü</strong> veya <strong>anonim şirket yetkilisi</strong> de ticareti terk suçunun faili olabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/821 E. 2014/478 K. sayılı kararına göre;<em> “İİK&#8217;nun 44. maddesinde &#8220;ticareti terk eden tacir&#8221; ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hüküm konulmamıştır. O halde, tacir sayılan limited şirketleri temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde aynı maddedeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı kanunun 337/a maddesi gereğince cezalandırılmalarına engel bulunmamaktadır. Diğer yandan, İİK&#8217;nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin &#8220;ticareti terk eden kötü niyetli borçluların bu davranışlarının önlenmesi&#8221; amacı ile getirildiği de gerekçede açıkça ifade edilmektedir.”</em></span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Suçu Şikayet</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ticareti terk suçunda failin cezalandırılabilmesi için alacaklının şikayette bulunması gerekir. Ticareti terk suçu için kanun; her alacaklı için değil, sadece <strong>zarara uğrayan alacaklı</strong> için şikayet hakkı tanımıştır. Alacaklının alacağını tahsil edememesi zarara uğradığını gösterir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti terk suçu şikayet süresi;</strong> ticareti terkin öğrenildiği tarihten itibaren <strong>3 ay,</strong> her halde ticareti terkten itibaren <strong>1 yıl</strong> geçmekle şikayet hakkı düşer.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Cezasının Düşmesi ve Ceza Verilemeyecek Haller</strong></span></h5>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Ticareti terk suçunu işleyen tacir alacaklının zarara uğramadığını ispat ederse ceza verilmez.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Alacaklı feragat eder veya borcun ödendiği tespit edilirse dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz.</span></li>
</ul>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Suçu Nasıl İspatlanır?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ticareti terk ettiği iddia edilen tacirin, ticaret sicil müdürlüğünde bulunan adresinde, faaliyetinin devam edip etmediği emniyet aracılığıyla araştırılması mahkemeden talep edilebilir. Mahkeme emniyet müdürlüğüne müzekkere yazarak zabıta araştırması yapılmasını isteyecektir, adreste ve diğer şubelerde faaliyetinin sona erdiği tespit edilen tacir ticareti terk etmiş kabul edilir. Tacirin adres değişikliği yapması ticareti terk ettiği anlamına gelmez.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Suçunun Cezası</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ticareti terk eden borçlu, zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır, ancak alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Ticareti Terk Yetkili ve Görevli Mahkeme</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Ticareti terk suçu görevli mahkeme icra ceza mahkemeleridir. Ticareti terk suçu şikayet dilekçesi de icra ceza mahkemesine verilir. Ticareti terk suçu yetkili mahkeme icra takibinin açıldığı yer mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ticareti terk suçu kendi bünyesinde detaylar barındıran bir suçtur, takibinin bir avukat ile yapılması daha doğru olacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz İcra Ceza Hukuku alanında Adana ve ilçelerinde avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir, detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/trafik-kazalarinda-ters-yone-girmek-ve-bilincli-taksir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Trafik Kazalarında Ters Yöne Girmek ve Bilinçli Taksir</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-ve-cezasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ticari Kazanç Kaybı Yargıtay Kararı</a></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ticareti-terk-sucu/">Ticareti Terk Suçu</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/ticareti-terk-sucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İcranın Geri Bırakılması (Tehir-i İcra) Kararı</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Sep 2019 13:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[icra nasıl durdurulur]]></category>
		<category><![CDATA[icranın geri bırakılması]]></category>
		<category><![CDATA[istinaftan sonra tehiri icra]]></category>
		<category><![CDATA[mehil vesikası nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[tehiri icra kararının süresinde ibraz edilmemesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tehir-i icra nedir? Tehir-i icra kararı nasıl alınır? Mehil vesikası nedir? Hakkında karar verilmiş bir dava dosyasının temyiz edilmiş olması icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcrayı durdurmak isteyen borçlu dosyayı tehir-i icra talepli olarak temyiz edecek ve buna ilişkin prosedürleri yerine getirecektir. Aksi takdirde her ne kadar dosya temyize gönderilse dahi alacaklı icra takibi aşamasında haciz işlemine geçebilir. Tehir-i icra kararı alınan dava dosyası, Yargıtay ya da istinaf mahkemesinden dönene kadar icra işlemleri duracaktır. Uygulamada bu duruma icranın geri bırakılması denilir.  İcranın Geri Bırakılması Kararı Nasıl Alınır? * Öncelikle mahkeme dosyası tehir-i icra talepli temyiz edilmelidir. Tehir-i icra istenmeyen temyiz dilekçelerinde mahkemeden bu konuda derkenar almak mümkün değildir. Ancak uygulamada ek tehir-i icra talepli dilekçe ile mahkemeye başvuru yapılabilmektedir. * Tehir-i icra talepli olarak dosyanın temyiz edildiğine dair mahkemeden derkenar alınmalı ve icra dosyasının açıldığı icra müdürlüğüne alınan derkenar verilmelidir. * İcra müdürlüğü borçlu tarafa mehil vermeden önce icraya depo edilecek teminat tutarını hesaplar. Teminat tutarı icra dosyasının güncel hali ve 3 aylık işleyecek faiz dahil hesaplanır. * Borçlu teminat olarak; nakit para, banka teminat mektubu veya üzerinde haciz bulunmayan menkul ve gayrimenkul malı gösterebilir. * İcra müdürlüğü bağlı bulunduğu icra mahkemesinden teminatın uygunluğuna ilişkin görüş soracaktır. İcra mahkemesi teminatı uygun görmez ise talep reddedilir. Uygulamada genel olarak nakit para veya teminat mektubunun depo edildiği görülmektedir, zira nakit para veya banka teminat mektubu teminatın uygunluğuna ilişkin bir sorun yaratmayacaktır. * Daha sonra icra müdürlüğü borçluya mehil vesikası verir. Uygulamada mehil vesikası genel olarak 60 gün için verilmektedir. Ancak talep haklı görüldüğü takdirde icra müdürlüğü tarafından borçluya bir defaya mahsus olarak 30 günlük ek süre de verilebilir. Borçlu taraf ek mehil vesikasını da temyiz merciine sunmalıdır. Mehil vesikasının başlangıç tarihi dava dosyasının temyiz ya da istinaf mahkemesine gittiği gündür. * Alınan mehil vesikası Yargıtay ya da istinaf mahkemesine gönderilmek üzere dava dosyasının görüldüğü mahkemeye verilmelidir. Borçlu veya borçlu vekili mehil vesikasının süresine dikkat etmelidir. Mehil vesikasının süresi içerisinde tehir-i icra kararı icra dosyasına sunulmadığı takdirde alacaklı teminat nakit para ise nakit paranın verilmesini, teminat teminat mektubu ise bankadan karşılığını talep edebilir. *Yargıtay ya da istinaf mahkemesi tehir-i icra talebini inceler. Tehir-i icra talebini uygun görüldüğü takdirde icranın geri bırakılmasına karar verir ve dosyayı yerel mahkemeye gönderir ancak tehir-i icra kararları yerel mahkemenin Uyap ekranında da görülecektir. Buradan çıktısı alınıp aslı gibidir yapılarak icraya sunmak da mümkün. *Bu aşamadan sonra tüm cebri icra işlemleri durdurulur. Artık tehir-i icra işlemleri tamamlanıp dosyanın Yargıtay’dan ya da istinaf mahkemesinden dönüşü beklenir. *Yargıtay kararı bozar ise borçlu teminat olarak yatırdığı tüm bedeli icra dairesinden geri alabilecektir. Eğer karar Yargıtay’da onanır ise bu sefer alacaklı icra dosyasına teminat olarak yatırılan bedelden borcu tahsil edecektir. Büromuz icra hukuku alanında Adana icra avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler İdari Para Cezasına İtiraz</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari/">İcranın Geri Bırakılması (Tehir-i İcra) Kararı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Tehir-i icra nedir? Tehir-i icra kararı nasıl alınır? Mehil vesikası nedir?</strong> Hakkında karar verilmiş bir dava dosyasının temyiz edilmiş olması icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcrayı durdurmak isteyen borçlu dosyayı tehir-i icra talepli olarak temyiz edecek ve buna ilişkin prosedürleri yerine getirecektir. Aksi takdirde her ne kadar dosya temyize gönderilse dahi alacaklı icra takibi aşamasında haciz işlemine geçebilir. Tehir-i icra kararı alınan dava dosyası, Yargıtay ya da istinaf mahkemesinden dönene kadar icra işlemleri duracaktır. Uygulamada bu duruma icranın geri bırakılması denilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong> İcranın Geri Bırakılması Kararı Nasıl Alınır?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">* Öncelikle mahkeme dosyası <strong>tehir-i icra talepli temyiz</strong> edilmelidir. Tehir-i icra istenmeyen temyiz dilekçelerinde mahkemeden bu konuda derkenar almak mümkün değildir. Ancak uygulamada ek tehir-i icra talepli dilekçe ile mahkemeye başvuru yapılabilmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">* Tehir-i icra talepli olarak dosyanın temyiz edildiğine dair mahkemeden <strong>derkenar</strong> alınmalı ve icra dosyasının açıldığı icra müdürlüğüne alınan derkenar verilmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*</strong> İcra müdürlüğü borçlu tarafa mehil vermeden önce icraya depo edilecek <strong>teminat</strong> tutarını hesaplar. Teminat tutarı icra dosyasının güncel hali ve 3 aylık işleyecek faiz dahil hesaplanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*</strong> Borçlu teminat olarak; <strong>nakit para, banka teminat mektubu veya üzerinde haciz bulunmayan menkul ve gayrimenkul malı </strong>gösterebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*</strong> İcra müdürlüğü bağlı bulunduğu icra mahkemesinden <strong>teminatın uygunluğuna ilişkin görüş</strong> soracaktır. İcra mahkemesi teminatı uygun görmez ise talep reddedilir. Uygulamada genel olarak nakit para veya teminat mektubunun depo edildiği görülmektedir, zira nakit para veya banka teminat mektubu teminatın uygunluğuna ilişkin bir sorun yaratmayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>* </strong>Daha sonra icra müdürlüğü borçluya <strong>mehil vesikası</strong> verir. Uygulamada mehil vesikası genel olarak <strong>60 gün</strong> için verilmektedir. Ancak talep haklı görüldüğü takdirde icra müdürlüğü tarafından borçluya bir defaya mahsus olarak <strong>30 gün</strong>lük ek süre de verilebilir. Borçlu taraf ek mehil vesikasını da temyiz merciine sunmalıdır. Mehil vesikasının başlangıç tarihi dava dosyasının temyiz ya da istinaf mahkemesine gittiği gündür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>* </strong>Alınan mehil vesikası Yargıtay ya da istinaf mahkemesine gönderilmek üzere dava dosyasının görüldüğü mahkemeye verilmelidir. Borçlu veya borçlu vekili mehil vesikasının süresine dikkat etmelidir. Mehil vesikasının süresi içerisinde tehir-i icra kararı icra dosyasına sunulmadığı takdirde alacaklı teminat nakit para ise nakit paranın verilmesini, teminat teminat mektubu ise bankadan karşılığını talep edebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*<strong>Yargıtay ya da istinaf mahkemesi tehir-i icra talebini inceler.</strong> Tehir-i icra talebini uygun görüldüğü takdirde <strong>icranın geri bırakılmasına karar verir</strong> ve dosyayı yerel mahkemeye gönderir ancak tehir-i icra kararları yerel mahkemenin Uyap ekranında da görülecektir. Buradan çıktısı alınıp aslı gibidir yapılarak icraya sunmak da mümkün.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu aşamadan sonra tüm cebri icra işlemleri durdurulur. Artık tehir-i icra işlemleri tamamlanıp dosyanın Yargıtay’dan ya da istinaf mahkemesinden dönüşü beklenir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*<strong>Yargıtay kararı bozar ise</strong> borçlu teminat olarak yatırdığı tüm bedeli icra dairesinden geri alabilecektir. Eğer karar <strong>Yargıtay’da onanır ise </strong>bu sefer alacaklı icra dosyasına teminat olarak yatırılan bedelden borcu tahsil edecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Büromuz icra hukuku alanında Adana icra avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</em></span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/idari-para-cezasina-itiraz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İdari Para Cezasına İtiraz</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari/">İcranın Geri Bırakılması (Tehir-i İcra) Kararı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tebligat Kanunu 21/2 . Maddesine Göre Açık Mavi Zarf</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/tebligat-kanunu-21-2-maddesine-gore-acik-mavi-zarf/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tebligat-kanunu-21-2-maddesine-gore-acik-mavi-zarf</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/tebligat-kanunu-21-2-maddesine-gore-acik-mavi-zarf/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Aug 2019 19:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[21/2 yargıtay kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[tebligat kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6774</guid>

					<description><![CDATA[<p>TC. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2019/6004 KARAR NO : 2019/8960 KARAR TARİHİ:23/05/2019 INCELENEN KARARIN MAHKEMESI : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi TARIHI : 06/02/2019 NUMARASI : 2019/15-2019/259 DAVACI : BORÇLU : F.. K.. DAVALI : ALACAKLI:  Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu isle ilgili dosya daireye gönderilmis olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra isin geregi görüsülüp düsünüldü : Sikayetçi ipotek borçlusu icra mahkemesine basvurusunda; sair iddiaları yanında satıs ilanının usulsüz teblig edildigini ileri sürerek ihalenin feshini istemis, ilk derece mahkemesince satıs ilanı tebliginin usulüne uygun oldugu ve sair fesih sebeplerinin de yerinde olmadıgı gerekçesi ile sikayetin reddine karar verilmis, sikayetçinin mahkeme kararına karsı istinaf yoluna basvurması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarih ve 2019/15 E. &#8211; 2019/259 K. sayılı kararı ile, sikayetçiye yapılan satıs ilanı tebliginin, teblig zarfının açık mavi renkli olmadıgı belirtilerek usulsüz oldugu gerekçesi ile sikayetçinin istinaf basvurusunun kabulü ile sikayetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmis, hüküm alacaklı tarafından temyiz edilmistir. 7201 sayılı Kanunu&#8217;nun &#8220;Teblig Imkansızlıgı ve Bilinen Adreste Tebligat&#8221; baslıklı 21/2. maddesi &#8221;Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamıs veya o adresten sürekli olarak ayrılmıs olsa dahi, teblig memuru teblig olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karsılıgında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıstırır. Ihbarnamenin kapıya yapıstırıldıgı tarih, teblig tarihi sayılır.&#8221; hükmünü, &#8220;Usulüne Aykırı Tebligin Hükmü&#8221; baslıklı 32.maddesi de; &#8221;Teblig usulüne aykırı yapılmıs olsa bile, muhatabı teblige muttali olmus ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettigi tarih, teblig tarihi addolunur.&#8221; hükmünü içermektedir. Tebligat Kanunu&#8217;nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin &#8220;Bilinen adreste tebligat&#8221; baslıklı 16/2.maddesinde; &#8221;Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca baskaca adres arastırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan teblig zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacagına dair mesruhata yer verilir.&#8221; düzenlemesi, yine aynı Yönetmeligin 79/2. maddesinde de &#8220;Bu Yönetmeliğe ekli örneklere göre bastırılacak evrakın beyaz renkte olması gerekir. Ancak 16 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemine göre düzenlenecek tebliğ zarfı açık mavi renkte bastırılır.&#8221; düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda; ipotek borçlusu F.. K&#8230;&#8217;a çıkartılan satıs ilanı tebligatının 16.4.2018 günü, muhatabın adresten ayrıldığından bahisle iade edildiği, borçlunun mernis adresine, &#8220;adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, bu adrese Tebligat Kanunu&#8217;nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair meşruhat&#8221; bulunan tebligatın 04.5.2018&#8217;de tebliğ edildiği, tebligat zarfının ise beyaz renkli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, şikayete konu tebligatta, kanun ve yönetmeliğe uygun olacak şekilde, tebligin, Tebligat Kanunu&#8217;nun 21/2. maddesine göre yapılacağına ilişkin usulüne uygun mesruhat bulundugu nazara alındıgında tebligin usule uygun yapıldığı anlasılmaktadır. Tebligatın açık mavi zarfla yapılmasının aranmasının ise, asırı sekilcilik oldugunun, icra dairelerinde mavi renkli zarf bulunmaması halinde, beyaz renkli zarfa usulüne uygun sekilde söz konusu serhin yazılması halinde, salt zarfın beyaz renkli olması nedeniyle usulsüz oldugu sonucuna varılamayacagının kabulü gerekir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK&#8217;nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca şikayetçinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarih ve 2019/15 E. &#8211; 2019/259 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile degisik IIK&#8217;nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), pesin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler İpoteğin Fekki (Kaldırılması) Nasıl Olur? Tehir-i İcrada Teminat ve Aşkın Haciz</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tebligat-kanunu-21-2-maddesine-gore-acik-mavi-zarf/">Tebligat Kanunu 21/2 . Maddesine Göre Açık Mavi Zarf</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;">TC.<br />
</span><span style="color: #000000;">YARGITAY </span><span style="color: #000000;">12. HUKUK DAİRESİ</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">ESAS NO : 2019/6004<br />
</span><span style="color: #000000;">KARAR NO : 2019/8960<br />
</span><span style="color: #000000;">KARAR TARİHİ:23/05/2019</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">INCELENEN KARARIN<br />
</span><span style="color: #000000;">MAHKEMESI : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">TARIHI : 06/02/2019</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">NUMARASI : 2019/15-2019/259</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">DAVACI : BORÇLU : F.. K..</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">DAVALI : ALACAKLI: </span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu isle ilgili dosya daireye gönderilmis olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yeliz Aziz Peker tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra isin geregi görüsülüp düsünüldü :</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sikayetçi ipotek borçlusu icra mahkemesine basvurusunda; sair iddiaları yanında satıs ilanının usulsüz teblig edildigini ileri sürerek ihalenin feshini istemis, ilk derece mahkemesince satıs ilanı tebliginin usulüne uygun oldugu ve sair fesih sebeplerinin de yerinde olmadıgı gerekçesi ile sikayetin reddine karar verilmis, sikayetçinin mahkeme kararına karsı istinaf yoluna basvurması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarih ve 2019/15 E. &#8211; 2019/259 K. sayılı kararı ile, sikayetçiye yapılan satıs ilanı tebliginin, teblig zarfının açık mavi renkli olmadıgı belirtilerek usulsüz oldugu gerekçesi ile sikayetçinin istinaf basvurusunun kabulü ile sikayetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmis, hüküm alacaklı tarafından temyiz edilmistir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">7201 sayılı Kanunu&#8217;nun &#8220;Teblig Imkansızlıgı ve Bilinen Adreste Tebligat&#8221; baslıklı 21/2. maddesi &#8221;Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamıs veya o adresten sürekli olarak ayrılmıs olsa dahi, teblig memuru teblig olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karsılıgında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıstırır. Ihbarnamenin kapıya yapıstırıldıgı tarih, teblig tarihi sayılır.&#8221; hükmünü, &#8220;Usulüne Aykırı Tebligin Hükmü&#8221; baslıklı 32.maddesi de; &#8221;Teblig usulüne aykırı yapılmıs olsa bile, muhatabı teblige muttali olmus ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettigi tarih, teblig tarihi addolunur.&#8221; hükmünü içermektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tebligat Kanunu&#8217;nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin &#8220;Bilinen adreste tebligat&#8221; baslıklı 16/2.maddesinde; &#8221;Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca baskaca adres arastırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan teblig zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek</span></p>
<p><span style="color: #000000;">bu adrese tebligat yapılacagına dair mesruhata yer verilir.&#8221; düzenlemesi, yine aynı Yönetmeligin 79/2. maddesinde de &#8220;Bu Yönetmeliğe ekli örneklere göre bastırılacak evrakın beyaz renkte olması gerekir. Ancak 16 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemine göre düzenlenecek tebliğ zarfı açık mavi renkte bastırılır.&#8221; düzenlemesi yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Somut olayda; ipotek borçlusu F.. K&#8230;&#8217;a çıkartılan satıs ilanı tebligatının 16.4.2018 günü, muhatabın adresten ayrıldığından bahisle iade edildiği, borçlunun mernis adresine, &#8220;adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, bu adrese Tebligat Kanunu&#8217;nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair meşruhat&#8221; bulunan tebligatın 04.5.2018&#8217;de tebliğ edildiği, tebligat zarfının ise beyaz renkli olduğu anlaşılmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu durumda, şikayete konu tebligatta, kanun ve yönetmeliğe uygun olacak şekilde, tebligin, Tebligat Kanunu&#8217;nun 21/2. maddesine göre yapılacağına ilişkin usulüne uygun mesruhat bulundugu nazara alındıgında tebligin usule uygun yapıldığı anlasılmaktadır. Tebligatın açık mavi zarfla yapılmasının aranmasının ise, asırı sekilcilik oldugunun, icra dairelerinde mavi renkli zarf bulunmaması halinde, beyaz renkli zarfa usulüne uygun sekilde söz konusu serhin yazılması halinde, salt zarfın beyaz renkli olması nedeniyle usulsüz oldugu sonucuna varılamayacagının kabulü gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">O halde, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK&#8217;nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca şikayetçinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarih ve 2019/15 E. &#8211; 2019/259 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile degisik IIK&#8217;nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK&#8217;nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), pesin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23/05/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibine-itiraz-edilirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İcra Takibine İtiraz Edilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/ipotegin-fekki-kaldirilmasi-nasil-olur/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İpoteğin Fekki (Kaldırılması) Nasıl Olur?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tehir-i İcrada Teminat ve Aşkın Haciz</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/tebligat-kanunu-21-2-maddesine-gore-acik-mavi-zarf/">Tebligat Kanunu 21/2 . Maddesine Göre Açık Mavi Zarf</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/tebligat-kanunu-21-2-maddesine-gore-acik-mavi-zarf/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
