<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avukat Dilber Koyuncu | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<atom:link href="https://avdilberkoyuncu.com/author/admin2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<description>Adana Avukat</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Dec 2019 13:47:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0</generator>

<image>
	<url>https://avdilberkoyuncu.com/wp-content/uploads/2018/01/cropped-simge-1-32x32.png</url>
	<title>Avukat Dilber Koyuncu | Avukat Dilber Koyuncu</title>
	<link>https://avdilberkoyuncu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Soybağının Reddi Davası Tarafları, Süresi ve İspatı</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/soybaginin-reddi-davasi-taraflari-suresi-ve-ispati/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=soybaginin-reddi-davasi-taraflari-suresi-ve-ispati</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/soybaginin-reddi-davasi-taraflari-suresi-ve-ispati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 2019 13:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[adana aile avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[adana avukat aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[aile avukatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soybağı, aile bireyleri arasındaki kan bağı anlamına gelir. Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğum ile kurulur iken; çocuk ile baba arasındaki soybağı, anne ile evlilik, tanıma, babalık davası ve evlat edinme yolu ile kurulur. Kişiler arasındaki soybağı doğru tesis edilmelidir. Zira soybağı aile hukuku ve miras hukuku anlamında önem teşkil eder. Soybağının Reddi Davası Nedir? Soybağının reddi davası, çocuk ile kimlikte baba olarak görünen kişi arasındaki soybağı ilişkisini ortadan kaldırmak amacıyla açılan davadır. Medeni Kanun’a göre; evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Buna babalık karinesi denir. Soybağının reddi davası esas olarak babalık karinesini ortadan kaldırmak için açılan davadır. Soybağının Reddi Davasının Tarafları &#160; *Soybağının reddi davasında davacı kocadır, koca soybağının reddi davasını ana ve çocuğa karşı açar. Çocuk ile ana arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. *Soybağının reddi davasını çocuk da açabilir, bu davayı çocuk açmış ise davalı ana ve kocadır. Yine burada da ana ve koca arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. *Diğer ilgililerin de dava açma hakkı vardır. Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi halinde;  kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi de soybağının reddi davasını açabilir. *Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyımın da soybağının reddi davasını açma hakkı vardır. Soybağının Reddi Davasında İspat &#160; Soybağının reddi davası nasıl ispat edilir? Soybağının reddi davasında ispat, çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmesi, evlenmeden önce ana rahmine düşmesi ve ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmesine göre değişkenlik gösterir. Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse; davacı ana ile cinsel ilişki kurulmasının imkansızlığını veya çocuğun ana ile kurulan cinsel ilişkiden olmasının imkansızlığını ispat etmelidir. Örneğin; davacı, çocuğun ana rahmine düştüğü tahmin edilen günlerde yurtdışında olduğunu bu sebeple cinsel ilişki kurulmasının imkansız olduğunu ileri sürebileceği gibi, kocanın kısır olduğunu bu sebeple cinsel ilişki olsa dahi çocuğun bu cinsel ilişkiden olmasının imkansız olduğunu ileri sürebilir. Evlenmeden başlayarak en az 180 gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla 300 gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır Çocuk evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse; davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez. Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur. Soybağının Reddi Davası Açma Süresi &#160; Soybağının reddi davasında hak düşürücü süreler söz konusudur. Hak düşürücü süre, karşı tarafça ileri sürülmese dahi hakimin resen ve davanın her aşamasında dikkate alması gereken süredir. Davacı koca ise; doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl içinde soybağının reddi davası açmak zorundadır. Davacı çocuk ise; ergin olduğu tarihten başlayarak en geç 1 yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, 1 yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Soybağının Reddi Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme &#160; Görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemeleri sıfatıyla davaya bakar. Yetkili mahkeme ise, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir. Soybağının reddi davası ve Aile Hukuku’ndan kaynaklı diğer davalar ile ilgili Adana avukat olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: Babalık Davası Nedir? Babalık Davası Nasıl Açılır? Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Tanınması ve Tanımanın İptali Boşanma Davası Nasıl Açılır 2019</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/soybaginin-reddi-davasi-taraflari-suresi-ve-ispati/">Soybağının Reddi Davası Tarafları, Süresi ve İspatı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Soybağı, aile bireyleri arasındaki kan bağı anlamına gelir. Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğum ile kurulur iken; çocuk ile baba arasındaki soybağı, anne ile evlilik, <strong><span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/evlilik-disi-dogan-cocugun-taninmasi-ve-tanimanin-iptali/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tanıma</a></span></strong>, <a href="https://avdilberkoyuncu.com/babalik-davasi-nedir-babalik-davasi-nasil-acilir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="color: #3366ff;"><strong>babalık davası</strong></span></a> ve evlat edinme yolu ile kurulur. Kişiler arasındaki soybağı doğru tesis edilmelidir. Zira soybağı aile hukuku ve miras hukuku anlamında önem teşkil eder.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Soybağının Reddi Davası Nedir?</p>
<p></strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Soybağının reddi davası, çocuk ile kimlikte baba olarak görünen kişi arasındaki soybağı ilişkisini ortadan kaldırmak amacıyla açılan davadır. Medeni Kanun’a göre; <strong><em>evlilik devam ederken</em></strong> veya <strong><em>evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde</em></strong> doğan çocuğun babası kocadır. Buna <strong><em>babalık karinesi </em></strong>denir. Soybağının reddi davası esas olarak babalık karinesini ortadan kaldırmak için açılan davadır.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Soybağının Reddi Davasının Tarafları</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">*Soybağının reddi davasında davacı <strong><u>koca</u></strong>dır, koca soybağının reddi davasını <strong>ana ve çocuğa karşı</strong> açar. Çocuk ile ana arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Soybağının reddi davasını <strong><u>çocuk</u></strong> da açabilir, bu davayı çocuk açmış ise <strong>davalı ana ve koca</strong>dır. Yine burada da ana ve koca arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Diğer ilgililerin de dava açma hakkı vardır. Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi halinde;  kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi de soybağının reddi davasını açabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyımın da soybağının reddi davasını açma hakkı vardır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Soybağının Reddi Davasında İspat</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Soybağının reddi davası nasıl ispat edilir? Soybağının reddi davasında ispat, çocuğun evlilik içinde ana rahmine düşmesi, evlenmeden önce ana rahmine düşmesi ve ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmesine göre değişkenlik gösterir.</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong><em>Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse; </em></strong>davacı ana ile cinsel ilişki kurulmasının imkansızlığını veya çocuğun ana ile kurulan cinsel ilişkiden olmasının imkansızlığını ispat etmelidir. Örneğin; davacı, çocuğun ana rahmine düştüğü tahmin edilen günlerde yurtdışında olduğunu bu sebeple cinsel ilişki kurulmasının imkansız olduğunu ileri sürebileceği gibi, kocanın kısır olduğunu bu sebeple cinsel ilişki olsa dahi çocuğun bu cinsel ilişkiden olmasının imkansız olduğunu ileri sürebilir.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Evlenmeden başlayarak en az 180 gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla 300 gün </span><span style="color: #000000;">içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong><em>Çocuk evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse;</em></strong> <em>dav</em>acının başka bir kanıt getirmesi gerekmez. Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Soybağının Reddi Davası Açma Süresi</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Soybağının reddi davasında hak düşürücü süreler söz konusudur. Hak düşürücü süre, karşı tarafça ileri sürülmese dahi hakimin resen ve davanın her aşamasında dikkate alması gereken süredir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davacı koca ise; doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl içinde soybağının reddi davası açmak zorundadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davacı çocuk ise; ergin olduğu tarihten başlayarak en geç 1 yıl içinde dava açmak zorundadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, 1 yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Soybağının Reddi Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemeleri sıfatıyla davaya bakar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yetkili mahkeme ise, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir.</span></p>
<p><em><span style="color: #000000;">Soybağının reddi davası ve Aile Hukuku’ndan kaynaklı diğer davalar ile ilgili <strong>Adana avukat</strong> olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></em></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/babalik-davasi-nedir-babalik-davasi-nasil-acilir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Babalık Davası Nedir? Babalık Davası Nasıl Açılır?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/evlilik-disi-dogan-cocugun-taninmasi-ve-tanimanin-iptali/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Tanınması ve Tanımanın İptali</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasi-nasil-acilir-2019/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davası Nasıl Açılır 2019</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/soybaginin-reddi-davasi-taraflari-suresi-ve-ispati/">Soybağının Reddi Davası Tarafları, Süresi ve İspatı</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/soybaginin-reddi-davasi-taraflari-suresi-ve-ispati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşe İade Davası Şartları, Tarafları, Süresi</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/ise-iade-davasi-sartlari-taraflari-suresi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ise-iade-davasi-sartlari-taraflari-suresi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/ise-iade-davasi-sartlari-taraflari-suresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 2019 13:27:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Şirketler İçin Hukuk Danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[adana iş avukat]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade avukat]]></category>
		<category><![CDATA[işyeri avukat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6639</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş sözleşmesi, işçi ve işverenin karşılıklı olarak borç altına girdiği sözleşmelerdendir. İşçi işverene ait işyerinde, iş sözleşmesinde anlaşılan işi yapmakla, işveren de yapılan işin karşılığında ücret ödemekle yükümlüdür. İşçi, işverene nazaran daha zayıf konumda olduğu için İş Hukuku genel olarak işçiyi koruma altına alır, ancak bu koruma kesin ve sınırsız olarak yorumlanamaz. İşe iade davası da işçinin haksız ve gerekçesiz olarak işten çıkarılmasına karşı işçiye tanınmış bir imkandır. İşe İade Davası Nedir? &#160; İşe iade davası; iş sözleşmesi işveren tarafından haksız olarak feshedilen işçinin, işe iadesini talep ettiği davadır. 4857 Sayılı İş Kanunu 18/1 maddesinde; “Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.” İş Kanunu geçerli nedene dayanmaksızın işten çıkarılmaları bu madde ile güvence altına almış ve bu duruma maruz kalan işçilere işe iade davası açma hakkı tanımıştır. İşe İade Davası Şartları Nelerdir? İşyerinde en az 30 işçi çalıştırılmalıdır. Eğer davalı işyerinde otuzdan az işçi çalıştırılıyorsa işe iade davası açılamaz. İşyerinde çalışan işçi sayısı hesaplanırken, aynı işverene ait aynı işkolundaki diğer işyerinde çalışan işçiler de dahil edilmelidir. Örneğin giyim sektöründe faaliyet gösteren işyeri için, sadece işçinin çalıştığı işyerindeki işçi sayısı değil, diğer şubelerdeki işçi sayısı da hesaba dahil edilmelidir. Bu sayı hesaplanırken iş sözleşmesi askıda olanlar işçiler de dahil edilmelidir. İşçi en az 6 aylık kıdeme sahip olmalıdır. İşçinin işe iade davası açabilmesi için işyerinde en az 6 aylık kıdeme sahip olması gerekir. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır. Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilerin işe iade davası açma hakkı bulunmamaktadır. İşveren vekili ve yardımcısı sıfatına sahip olunmamalıdır. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri işe iade davası açamaz. İş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayanmamalıdır. Geçerli neden, haklı neden kadar ağır olarak değerlendirilmeyen, ancak işverene belirli koşullar dahilinde iş sözleşmesini sona erdirme hakkı veren durumlardır. Geçerli nedenin hangi durumlar olacağı kanunda tek tek sayılmamış, mahkemelere bırakılmıştır. Ancak hangi nedenlerin geçerli neden olarak kabul edilmeyeceği kanunda sayılmıştır. Geçerli neden kabul edilmeyen haller; *Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak, *İşyeri sendika temsilciliği yapmak, *Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak, *Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler, *Analık durumunda çalışma ve süt izni halinde işe gelmemek, *Hastalık veya kaza nedeniyle işçi için öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık, işveren için geçerli neden olarak değerlendirilemez. Geçerli neden olarak kabul edilen haller; *İşçinin performans düşüklüğü, *İşçinin sık sık rapor alması, *işyerinde sık sık tartışma yaratarak, işyerinin sükununu bozması, *Sürekli olarak işe geç gelmek, *İşletmenin veya işin gereği veya ekonomik kriz, *İşyerinin yeniden organizasyonu gibi nedenler işveren için geçerli nedenle fesih sebebidir. İşveren işçinin iş sözleşmesini feshetmek istiyorsa işçinin bu konularda savunmasını almalı, akabinde hangi sebebe dayanıyor ise yazılı olarak işçinin iş sözleşmesini bu suretle feshetmelidir. İşe İade Davası Devam Ederken İşçi Başka İşyerinde Çalışabilir mi? İşçi yaşamını idame ettirebilmek için para kazanmak durumundadır. İşe iade davası devam ederken, İşçinin başka işyerinde çalışmamasını beklemek yaşamın olağan akışına aykırıdır. Kanunda bu konuya ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Yargıtay ise, işçinin bu süre zarfında başka işyerinde çalışmasında bir sakınca olmadığını, ancak işe iade tazminatı belirlenirken bu durumun göz önüne alınarak miktarın belirlenmesi gerektiği görüşündedir. İşe İade Davasında İspat İşe iade davasında ispat yükü kural olarak işverendedir. İşveren işçiyi geçerli nedenle işten çıkardığını ispat etmelidir. Ancak işçinin gösterilen sebepten farklı bir sebeple işten çıkarıldığı yönünde bir iddiası varsa bu durumu işçi ispat etmelidir. İşe İade Davasının Sonucu İşe iade davası sonucu mahkeme ya işçinin işe iade davasını kabul edecek ya da reddedecektir. İşe iade davası kabul edilirse; -İşçi gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde işverene başvuru yapmalıdır. Bu başvurunun noter kanalıyla yapılması zorunlu olmamakla beraber ispat açısından daha sağlıklıdır. -İşveren, işçinin işe iade başvurusundan itibaren 1 ay içerisinde işçiyi işe başlatmalıdır. Eğer bu süre içerisinde işe başlatmazsa mahkemece kararlaştırılan işe iade tazminatını ödemek zorunda kalır. İşe iade tazminatı en az 4 ay, en fazla 8 ay olarak belirlenir. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları da ödenir. -İşveren işçiyi işe davet eder, ancak işçi işe başlamazsa fesih geçerli hale gelir. İşe İade Davası Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu 7036 Sayılı Kanun ile beraber artık işe iade davası da zorunlu arabuluculuğa dahil edilmiştir. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvuru dava şartı haline getirilmiştir, aksi halde dava usulden reddedilir. İşe İade Davası Başvuru Süresi İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. 1 aylık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağı gibi, hakim tarafından da resen dikkate alınır. İşe İade Davası Ne Kadar Sürer? Kanunda, işe iade davasının en fazla 2 ay sürmesi gerektiği, temyiz edildiği takdirde ise en fazla 1 ay içerisinde karara bağlanması gerektiği yazmaktadır. Ancak uygulamada bu sürelere riayet etmek maalesef mümkün değildir. Zira mahkemelerin iş yoğunluğu, tebligat ve dilekçeler aşaması gibi sebepler gerekçe olarak gösterilmektedir. Büromuz Adana ve çevre illerde Adana avukat ve danışmanlık faaliyetleri yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: İşçilik Haklarının Ödenmemesi Durumunda Kıdem Tazminatı Askerlik Sebebiyle İşten Ayrılan İşçinin Hakları İşyeri Devri Halinde Kıdem Tazminatı ve Diğer Haklar</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ise-iade-davasi-sartlari-taraflari-suresi/">İşe İade Davası Şartları, Tarafları, Süresi</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">İş sözleşmesi, işçi ve işverenin karşılıklı olarak borç altına girdiği sözleşmelerdendir. İşçi işverene ait işyerinde, iş sözleşmesinde anlaşılan işi yapmakla, işveren de yapılan işin karşılığında ücret ödemekle yükümlüdür. İşçi, işverene nazaran daha zayıf konumda olduğu için İş Hukuku genel olarak işçiyi koruma altına alır, ancak bu koruma kesin ve sınırsız olarak yorumlanamaz. İşe iade davası da işçinin haksız ve gerekçesiz olarak işten çıkarılmasına karşı işçiye tanınmış bir imkandır.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davası Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İşe iade davası; iş sözleşmesi işveren tarafından haksız olarak feshedilen işçinin, işe iadesini talep ettiği davadır. 4857 Sayılı İş Kanunu 18/1 maddesinde;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İş Kanunu geçerli nedene dayanmaksızın işten çıkarılmaları bu madde ile güvence altına almış ve bu duruma maruz kalan işçilere işe iade davası açma hakkı tanımıştır.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davası Şartları Nelerdir?</strong></span></h5>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>İşyerinde en az 30 işçi çalıştırılmalıdır.</strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Eğer davalı işyerinde otuzdan az işçi çalıştırılıyorsa işe iade davası açılamaz. İşyerinde çalışan işçi sayısı hesaplanırken, aynı işverene ait aynı işkolundaki diğer işyerinde çalışan işçiler de dahil edilmelidir. Örneğin giyim sektöründe faaliyet gösteren işyeri için, sadece işçinin çalıştığı işyerindeki işçi sayısı değil, diğer şubelerdeki işçi sayısı da hesaba dahil edilmelidir. Bu sayı hesaplanırken iş sözleşmesi askıda olanlar işçiler de dahil edilmelidir.</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>İşçi en az 6 aylık kıdeme sahip olmalıdır.</strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">İşçinin işe iade davası açabilmesi için işyerinde en az 6 aylık kıdeme sahip olması gerekir. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>İş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır.</strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilerin işe iade davası açma hakkı bulunmamaktadır.</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>İşveren vekili ve yardımcısı sıfatına sahip olunmamalıdır.</strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri işe iade davası açamaz.</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>İş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayanmamalıdır.</strong></span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Geçerli neden, haklı neden kadar ağır olarak değerlendirilmeyen, ancak işverene belirli koşullar dahilinde iş sözleşmesini sona erdirme hakkı veren durumlardır. Geçerli nedenin hangi durumlar olacağı kanunda tek tek sayılmamış, mahkemelere bırakılmıştır. Ancak hangi nedenlerin geçerli neden olarak kabul edilmeyeceği kanunda sayılmıştır.</span></p>
<p><em><span style="color: #000000;"><strong>Geçerli neden kabul edilmeyen haller;</strong></span></em></p>
<p><span style="color: #000000;">*Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*İşyeri sendika temsilciliği yapmak,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Analık durumunda çalışma ve süt izni halinde işe gelmemek,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Hastalık veya kaza nedeniyle işçi için öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık, işveren için geçerli neden olarak değerlendirilemez.</span></p>
<p><em><span style="color: #000000;"><strong>Geçerli neden olarak kabul edilen haller;</strong></span></em></p>
<p><span style="color: #000000;">*İşçinin performans düşüklüğü,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*İşçinin sık sık rapor alması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*işyerinde sık sık tartışma yaratarak, işyerinin sükununu bozması,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Sürekli olarak işe geç gelmek,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*İşletmenin veya işin gereği veya ekonomik kriz,</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*İşyerinin yeniden organizasyonu gibi nedenler işveren için geçerli nedenle fesih sebebidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşveren işçinin iş sözleşmesini feshetmek istiyorsa işçinin bu konularda savunmasını almalı, akabinde hangi sebebe dayanıyor ise yazılı olarak işçinin iş sözleşmesini bu suretle feshetmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davası Devam Ederken İşçi Başka İşyerinde Çalışabilir mi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşçi yaşamını idame ettirebilmek için para kazanmak durumundadır. İşe iade davası devam ederken, İşçinin başka işyerinde çalışmamasını beklemek yaşamın olağan akışına aykırıdır. Kanunda bu konuya ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Yargıtay ise, işçinin bu süre zarfında başka işyerinde çalışmasında bir sakınca olmadığını, ancak işe iade tazminatı belirlenirken bu durumun göz önüne alınarak miktarın belirlenmesi gerektiği görüşündedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davasında İspat</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşe iade davasında ispat yükü kural olarak işverendedir. İşveren işçiyi geçerli nedenle işten çıkardığını ispat etmelidir. Ancak işçinin gösterilen sebepten farklı bir sebeple işten çıkarıldığı yönünde bir iddiası varsa bu durumu işçi ispat etmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davasının Sonucu</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşe iade davası sonucu mahkeme ya işçinin işe iade davasını kabul edecek ya da reddedecektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe iade davası kabul edilirse;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">-İşçi gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde işverene başvuru yapmalıdır. Bu başvurunun noter kanalıyla yapılması zorunlu olmamakla beraber ispat açısından daha sağlıklıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-İşveren, işçinin işe iade başvurusundan itibaren 1 ay içerisinde işçiyi işe başlatmalıdır. Eğer bu süre içerisinde işe başlatmazsa mahkemece kararlaştırılan işe iade tazminatını ödemek zorunda kalır. İşe iade tazminatı en az 4 ay, en fazla 8 ay olarak belirlenir. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları da ödenir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">-İşveren işçiyi işe davet eder, ancak işçi işe başlamazsa fesih geçerli hale gelir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davası Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">7036 Sayılı Kanun ile beraber artık işe iade davası da zorunlu arabuluculuğa dahil edilmiştir. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvuru dava şartı haline getirilmiştir, aksi halde dava usulden reddedilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davası Başvuru Süresi</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. 1 aylık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Dolayısıyla yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağı gibi, hakim tarafından da resen dikkate alınır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İşe İade Davası Ne Kadar Sürer?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kanunda, işe iade davasının en fazla 2 ay sürmesi gerektiği, temyiz edildiği takdirde ise en fazla 1 ay içerisinde karara bağlanması gerektiği yazmaktadır. Ancak uygulamada bu sürelere riayet etmek maalesef mümkün değildir. Zira mahkemelerin iş yoğunluğu, tebligat ve dilekçeler aşaması gibi sebepler gerekçe olarak gösterilmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz Adana ve çevre illerde <em><strong>Adana avukat</strong></em> ve danışmanlık faaliyetleri yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/iscilik-haklarinin-odenmemesi-durumunda-kidem-tazminati/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İşçilik Haklarının Ödenmemesi Durumunda Kıdem Tazminatı</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/askerlik-sebebiyle-isten-ayrilan-iscinin-haklari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Askerlik Sebebiyle İşten Ayrılan İşçinin Hakları</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/isyeri-devri-halinde-kidem-tazminati-ve-diger-haklar/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İşyeri Devri Halinde Kıdem Tazminatı ve Diğer Haklar</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ise-iade-davasi-sartlari-taraflari-suresi/">İşe İade Davası Şartları, Tarafları, Süresi</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/ise-iade-davasi-sartlari-taraflari-suresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Farkları</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-haciz-ve-ihtiyati-tedbir-farklari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ihtiyati-haciz-ve-ihtiyati-tedbir-farklari</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-haciz-ve-ihtiyati-tedbir-farklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 2019 13:21:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İcra Ve İflas Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İhtiyati Haciz adana]]></category>
		<category><![CDATA[İhtiyati Haciz adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[İhtiyati Haciz Avukat]]></category>
		<category><![CDATA[İhtiyati Haciz Nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6637</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir farkları nelerdir? İhtiyati haciz nedir? İhtiyati tedbir nedir? İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir, alacaklının veya hak sahibinin alacağını ya da hakkını koruma altına alan geçici hukuki korumalardır. Uygulamada icra takipleri ve davalar öngörülen süreleri aşmakta ve bu durum alacaklıların hakkını ihlal etmektedir. Davanın veya icra takibinin uzun sürelere yayılması, borçlu veya hak sahibi olmayan kişilerin mal kaçırma ihtimalini arttırır. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir bu gibi durumların önüne geçebilmek adına kanunlarımızda yer alan hukuki korumalardır. İhtiyati Haciz Nedir? &#160; İhtiyati haciz, alacaklının para veya teminat alacağının zamanında ödenebilmesi için, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz İcra İflas Kanunu 257. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; İİK md 257: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İhtiyati Haciz Şartları Nelerdir? &#160; İhtiyati hacze konu alacak rehinle teminat altına alınmamış olmalıdır. Rehinle teminat altına alınan alacaklar için ihtiyati haciz istenemez. Ancak rehin tutarı alacağı karşılamaya yetmezse, kalan bakiye için ihtiyati haciz talep edilebilir. Alacağın vadesi gelmiş olmalıdır. Ancak; borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa veya borçlu mal kaçırıyorsa ya da borçlunun kaçma şüphesi varsa vadesi gelmemiş alacak için de ihtiyati haciz kararı verilebilir. Alacaklı, haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmelidir. İhtiyati haciz geçici hukuki koruma olduğu için tam ispat aranmamaktadır. İhtiyati Tedbir Nedir? &#160; Hak sahibinin, hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi zararın doğma ihtimali bulunması halinde, uyuşmazlığa konu mal hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389. Maddesinde düzenlenmiştir. HMK md 389: &#8211; (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbirin Farkları Nelerdir? &#160; Konusu Bakımından: İhtiyati haczin konusu yalnızca para ve teminat alacakları iken ihtiyati tedbirini konusu daha geniştir. İhtiyati tedbir para dışında söz konusu olan hakların korunmasında da gündeme gelebilir. Örneğin, mal rejimi davasında da ihtiyati tedbir talep edilebilir. Teminat Bakımından: İhtiyati haciz isteyen alacaklıdan, haksız çıktığı takdirde borçlu ve üçüncü şahsın haciz sebebiyle uğrayacakları zararı karşılamak üzere teminat alınır. Bu teminat tutarı %15-%20 arasında değişkenlik göstermektedir. Ancak alacak ilama dayanıyorsa teminat alınmaz, ilam mahiyetinde bir belgeye dayanıyor ise teminata gerek olup olmadığında mahkeme karar verir. İhtiyati tedbir talep eden hak sahibi, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişinin tedbir sebebiyle uğradıkları zararı gidermek için, mahkemeye teminat göstermek zorundadır. Ancak talep resmi belgeye veya kesin delile dayanıyor ise ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. Uygulanması Bakımından: İhtiyati hacizde, alacaklı ihtiyati haciz kararının verilmesinden itibaren 10 gün içerisinde mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın uygulanmasını istemek zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbirde ise; kararın verilmesinden itibaren 1 hafta içinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edilmek zorundadır. Aksi halde ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar. Tedbir kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Dikkat edilirse her iki durumda da sürenin aşılmasına rağmen kararın uygulanması talep edilmemiş ise karar kendiliğinden kalkmaktadır. Tamamlanması Bakımından: İhtiyati hacizde dava veya icra aşamasına geçmeden ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı haciz tarihinden, haciz yokluğundan yapılmış ise haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde ya icra takibinde bulunmalı ya da dava açmalıdır. Borçlu ödeme emrine itiraz etmiş ise, alacaklı 7 gün içinde icra mahkemesinden itiraz kaldırılmasını istemeli veya dava açmalıdır. İhtiyati tedbirde ise tamamlama merasimi yoktur. Yetkili Mahkeme Bakımından: İhtiyati haciz kararı icra takibinin açılacağı yer mahkemesinden, ancak alacağa ilişkin bir dava var ise, davanın görüldüğü yer mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilir. İhtiyati tedbir kararı ise, dava açılamadan esas hakkında görevli ve yetkili yer mahkemesinden, dava açıldıktan sonra ise davanın görüldüğü yer mahkemesinden talep edilir. Karara İtiraz Bakımından: İhtiyati hacizde borçlu, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine veya teminata itiraz edebileceği gibi borçlu dinlenmeden karar verilmiş ise bu duruma da; haczin uygulanmasından itibaren, haciz yokluğunda yapılmış ise tutanağın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İhtiyati tedbirde ise; eğer karşı taraf dinlenmemiş ise itiraz edilebilir, itiraz icrayı durdurmaz. İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren 1 hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. Kanun Yolu Bakımından: ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirde itiraz üzerine verilen karar istinaf edilebilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve verilen karar kesindir. Her iki halde de karara itiraz edilmesi uygulanmasını engellemez. Devri Engeller mi? İhtiyati tedbir malın devrini engeller, dolayısıyla malın üçüncü kişilere satışına izin vermez. Ancak ihtiyati haciz malın üçüncü kişilere devrini engellemez, ancak üçüncü kişi hacizli mal edinmiş olur. (Yargıtay 23. H.D. 2013/3628 E. 2013/3811 K. 05/06/2013 K.T.) Sonuçları Bakımından: İhtiyati hacizde icra takibi ya da dava sonunda hacizli mal aynen alacaklıya verilmez, satışı yapılarak elde edilen bedel alacaklıya verilir. İhtiyati tedbirde ise, tedbir konulan mal aynen hak sahibi başvurana verilir. İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz başvurusu yapılır iken avukat aracılığıyla başvuru yapılmasını tavsiye ederiz. Zira her iki kurum uygulamada sık sık birbirine karıştırılmakta ve bu durum hak kaybına sebebiyet vermektedir.  Büromuz Adana ve çevre illerde Adana avukat olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: İcra Takibi Kesinleşmeden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-haciz-ve-ihtiyati-tedbir-farklari/">İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Farkları</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir farkları nelerdir? İhtiyati haciz nedir? İhtiyati tedbir nedir?</strong> İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir, alacaklının veya hak sahibinin alacağını ya da hakkını koruma altına alan geçici hukuki korumalardır. Uygulamada icra takipleri ve davalar öngörülen süreleri aşmakta ve bu durum alacaklıların hakkını ihlal etmektedir. Davanın veya icra takibinin uzun sürelere yayılması, borçlu veya hak sahibi olmayan kişilerin mal kaçırma ihtimalini arttırır. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir bu gibi durumların önüne geçebilmek adına kanunlarımızda yer alan hukuki korumalardır.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyati Haciz Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">İhtiyati haciz, alacaklının para veya teminat alacağının zamanında ödenebilmesi için, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz İcra İflas Kanunu 257. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>İİK md 257:</em></strong><em> Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br />
2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.</em></span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyati Haciz Şartları Nelerdir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">İhtiyati hacze konu alacak rehinle teminat altına alınmamış olmalıdır. Rehinle teminat altına alınan alacaklar için ihtiyati haciz istenemez. Ancak rehin tutarı alacağı karşılamaya yetmezse, kalan bakiye için ihtiyati haciz talep edilebilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Alacağın vadesi gelmiş olmalıdır. Ancak; borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa veya borçlu mal kaçırıyorsa ya da borçlunun kaçma şüphesi varsa vadesi gelmemiş alacak için de ihtiyati haciz kararı verilebilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Alacaklı, haklı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmelidir. İhtiyati haciz geçici hukuki koruma olduğu için tam ispat aranmamaktadır.</span></li>
</ul>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyati Tedbir Nedir?</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Hak sahibinin, hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi zararın doğma ihtimali bulunması halinde, uyuşmazlığa konu mal hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389. Maddesinde düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>HMK md 389:</em></strong><em> &#8211; (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.</em></span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbirin Farkları Nelerdir?</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Konusu Bakımından: </strong>İhtiyati haczin konusu yalnızca para ve teminat alacakları iken ihtiyati tedbirini konusu daha geniştir. İhtiyati tedbir para dışında söz konusu olan hakların korunmasında da gündeme gelebilir. Örneğin, mal rejimi davasında da ihtiyati tedbir talep edilebilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Teminat Bakımından: </strong>İhtiyati haciz isteyen alacaklıdan, haksız çıktığı takdirde borçlu ve üçüncü şahsın haciz sebebiyle uğrayacakları zararı karşılamak üzere teminat alınır. Bu teminat tutarı %15-%20 arasında değişkenlik göstermektedir. Ancak alacak ilama dayanıyorsa teminat alınmaz, ilam mahiyetinde bir belgeye dayanıyor ise teminata gerek olup olmadığında mahkeme karar verir. İhtiyati tedbir talep eden hak sahibi, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişinin tedbir sebebiyle uğradıkları zararı gidermek için, mahkemeye teminat göstermek zorundadır. Ancak talep resmi belgeye veya kesin delile dayanıyor ise ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Uygulanması Bakımından:</strong> İhtiyati hacizde, alacaklı ihtiyati haciz kararının verilmesinden itibaren 10 gün içerisinde mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın uygulanmasını istemek zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbirde ise; kararın verilmesinden itibaren 1 hafta içinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması talep edilmek zorundadır. Aksi halde ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar. Tedbir kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Dikkat edilirse her iki durumda da sürenin aşılmasına rağmen kararın uygulanması talep edilmemiş ise karar kendiliğinden kalkmaktadır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Tamamlanması Bakımından: </strong>İhtiyati hacizde dava veya icra aşamasına geçmeden ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı haciz tarihinden, haciz yokluğundan yapılmış ise haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde ya icra takibinde bulunmalı ya da dava açmalıdır. Borçlu ödeme emrine itiraz etmiş ise, alacaklı 7 gün içinde icra mahkemesinden itiraz kaldırılmasını istemeli veya dava açmalıdır. İhtiyati tedbirde ise tamamlama merasimi yoktur.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Yetkili Mahkeme Bakımından: </strong>İhtiyati haciz kararı icra takibinin açılacağı yer mahkemesinden, ancak alacağa ilişkin bir dava var ise, davanın görüldüğü yer mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilir. İhtiyati tedbir kararı ise, dava açılamadan esas hakkında görevli ve yetkili yer mahkemesinden, dava açıldıktan sonra ise davanın görüldüğü yer mahkemesinden talep edilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Karara İtiraz Bakımından: </strong>İhtiyati hacizde borçlu, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine veya teminata itiraz edebileceği gibi borçlu dinlenmeden karar verilmiş ise bu duruma da; haczin uygulanmasından itibaren, haciz yokluğunda yapılmış ise tutanağın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edebilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İhtiyati tedbirde ise; eğer karşı taraf dinlenmemiş ise itiraz edilebilir, itiraz icrayı durdurmaz. İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren 1 hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Kanun Yolu Bakımından: </strong>ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirde itiraz üzerine verilen karar istinaf edilebilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve verilen karar kesindir. Her iki halde de karara itiraz edilmesi uygulanmasını engellemez.</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Devri Engeller mi? </strong>İhtiyati tedbir malın devrini engeller, dolayısıyla malın üçüncü kişilere satışına izin vermez. Ancak ihtiyati haciz malın üçüncü kişilere devrini engellemez, ancak üçüncü kişi hacizli mal edinmiş olur. (Yargıtay 23. H.D. 2013/3628 E. 2013/3811 K. 05/06/2013 K.T.)</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>Sonuçları Bakımından:</strong> İhtiyati hacizde icra takibi ya da dava sonunda hacizli mal aynen alacaklıya verilmez, satışı yapılarak elde edilen bedel alacaklıya verilir. İhtiyati tedbirde ise, tedbir konulan mal aynen hak sahibi başvurana verilir.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz başvurusu yapılır iken avukat aracılığıyla başvuru yapılmasını tavsiye ederiz. Zira her iki kurum uygulamada sık sık birbirine karıştırılmakta ve bu durum hak kaybına sebebiyet vermektedir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büromuz Adana ve çevre illerde <em><strong>Adana avukat</strong></em> olarak avukatlık ve danışmanlık faaliyeti yürütmektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/icra-takibi-kesinlesmeden-sikayet-mumkun-mu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İcra Takibi Kesinleşmeden Şikayet Mümkün mü?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/tehir-i-icrada-teminat-ve-askin-haciz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tehir-i İcrada Teminat ve Aşkın Haciz</a></strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/icranin-geri-birakilmasi-tehir-i-icra-karari-nasil-alinir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İcranın Geri Bırakılması (Tehir-i İcra) Kararı Nasıl Alınır?</a></span></strong></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-haciz-ve-ihtiyati-tedbir-farklari/">İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Farkları</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/ihtiyati-haciz-ve-ihtiyati-tedbir-farklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boşanma Davasından Feragat ve Vazgeçme</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 2019 13:19:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[Adana avukat]]></category>
		<category><![CDATA[adana kadın avukat boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davası adana]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davası avukat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6635</guid>

					<description><![CDATA[<p>Feragat ve vazgeçme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenen ve davaya son veren usuli işlemlerdir. Boşanma davasından feragat ve boşanma davasından vazgeçme uygulamada sık sık birbirine karıştırıldığı için mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu mağduriyetleri az da olsa giderebilmek adına bu yazımızda boşanma davasından feragat ve vazgeçmeyi ayrı ayrı anlatacağız. Boşanma Davasından Feragat &#160; Davadan feragat HMK md. 357’de düzenlenmiştir. Feragat; davacının dava sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamına gelir. Görüldüğü üzere davadan feragat sadece davacı tarafından yapılabilir, davalı için bunun karşılığı davayı kabul olarak gösterilebilir. Davadan feragat açık ve kesin olmalı, herhangi bir şarta bağlanmamalıdır. Şarta bağlı feragat geçerli değildir. Örneğin, “davalı bana 10.000 TL verirse davadan feragat ediyorum” şeklindeki beyan feragat olarak değerlendirilemez. Bu gibi talepler olduğu takdirde, karşı taraf talebi kabul ediyorsa, protokol düzenlenerek anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilir. Boşanma davasından feragat, karşı tarafın yani davalının rızasına bağlı değildir. Hatta mahkemenin dahi bu konuda takdir hakkı yoktur. Mahkeme yalnızca feragatin sağlıklı bir irade beyanıyla verilip verilmediğini ve şekli unsurları incelemelidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; feragat ile davalının davaya konu olan kusurlu eylemi affedilmiş kabul edilir. Dolayısıyla bir daha aynı sebebe dayanarak boşanma davası açılamaz. Ancak davadan feragatin sonrasında, kusur olarak değerlendirilebilecek yeni olaylar gelişmiş ise bu sebeplere dayanarak yeni bir boşanma davası açılabilir. Örneğin; davacı kadın aldatıldığı iddiası ile boşanma davası açmış ve sonrasında feragat etmiş ise aynı fiile dayanarak boşanma davası açamaz; ancak davalı eş feragatin ardından kadını yeniden aldatmış ya da terk etmiş ise kadın yeniden boşanma davası açabilir. Dolayısıyla burada yeni bir kusurlu davranış aranır. Feragat beyanı mahkemeye yöneltilir. Boşanma davasından feragat duruşma esnasında sözlü olarak ifade edilebileceği gibi, duruşma olmaksızın boşanma davasından feragat dilekçesi yazılıp mahkemeye verilerek de sağlanabilir. Boşanma davasında feragat beyanından vazgeçmek mümkün değildir. Zira feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Ancak feragat eden davacı, feragat iradesinin sakatlandığını iddia ederek feragatin iptali davası açabilir. Feragatin iptali davası hata ve hilenin anlaşıldığı veya korkunun ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içerisinde açılmalıdır. Boşanma davasından feragat eden davacı eş, daha sonra fiili ayrılık (3 yıl boyunca ortak hayatın kurulamaması) sebebiyle dava açabilir. Bu takdirde mahkeme açılan boşanma davasını kabul edecektir. Davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Dolayısıyla İstinaf mahkemeleri ya da Yargıtay aşamasında da davadan feragat edilebilir. Boşanma davasından feragat durumunda, davacı aleyhine hüküm verilmiş gibi, davacı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Boşanma Davasından Vazgeçme &#160; Boşanma davasından vazgeçme davanın geri alınması olarak da bilinir. Boşanma davasından vazgeçme HMK md. 123’de düzenlenmiştir. Davadan vazgeçme karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Davalı, boşanma davasından vazgeçmeye muvafakat verdiği takdirde dava hiç açılmamış gibi kabul edilir ve geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Davalı vazgeçmeye muvafakat vermediği takdirde ise dava devam eder. Boşanma davasından vazgeçmeyi feragatten ayıran bir diğer özellik ise, davacının aynı sebebe dayanarak yeniden dava açabilmesidir. Davacı boşanma davasından vazgeçse dahi aynı sebebe dayanarak ve yeniden harç yatırarak yeni boşanma davası açabilir. Davadan vazgeçme durumunda, davacı fiili ayrılık (3 yıl boyunca ortak hayatın kurulamaması) sebebiyle boşanma davası açamaz. Çünkü vazgeçme ile beraber boşanma davası geçmişe etkili ortadan kalkmıştır. Boşanma davasından feragat ve boşanma davasından vazgeçme görüldüğü üzere sonuçları bakımından farklılıklar yaratmaktadır. Bu sebeple mağduriyet yaşamamak adına, bir boşanma avukatı aracılığıyla davanızı takip etmenizi tavsiye ederiz. Büromuz boşanma davaları ile ilgili Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: Boşanma Davalarında Karşı Dava Nedir? Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi? Boşanma Davası Nasıl Açılır 2019</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme/">Boşanma Davasından Feragat ve Vazgeçme</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Feragat ve vazgeçme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenen ve davaya son veren usuli işlemlerdir. Boşanma davasından feragat ve boşanma davasından vazgeçme uygulamada sık sık birbirine karıştırıldığı için mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu mağduriyetleri az da olsa giderebilmek adına bu yazımızda boşanma davasından feragat ve vazgeçmeyi ayrı ayrı anlatacağız.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Boşanma Davasından Feragat</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Davadan feragat HMK md. 357’de düzenlenmiştir. Feragat; davacının dava sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamına gelir. Görüldüğü üzere davadan feragat sadece <strong>davacı</strong> tarafından yapılabilir, davalı için bunun karşılığı davayı kabul olarak gösterilebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davadan feragat açık ve kesin olmalı, herhangi bir şarta bağlanmamalıdır. Şarta bağlı feragat geçerli değildir. Örneğin, <em>“davalı bana 10.000 TL verirse davadan feragat ediyorum”</em> şeklindeki beyan feragat olarak değerlendirilemez. Bu gibi talepler olduğu takdirde, karşı taraf talebi kabul ediyorsa, protokol düzenlenerek anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Boşanma davasından feragat, karşı tarafın yani davalının rızasına bağlı değildir.</strong> Hatta mahkemenin dahi bu konuda takdir hakkı yoktur. Mahkeme yalnızca feragatin sağlıklı bir irade beyanıyla verilip verilmediğini ve şekli unsurları incelemelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; feragat ile davalının davaya konu olan kusurlu eylemi affedilmiş kabul edilir.</strong> Dolayısıyla bir daha aynı sebebe dayanarak boşanma davası açılamaz. Ancak davadan feragatin sonrasında, kusur olarak değerlendirilebilecek yeni olaylar gelişmiş ise bu sebeplere dayanarak yeni bir boşanma davası açılabilir. Örneğin; davacı kadın aldatıldığı iddiası ile boşanma davası açmış ve sonrasında feragat etmiş ise aynı fiile dayanarak boşanma davası açamaz; ancak davalı eş feragatin ardından kadını yeniden aldatmış ya da terk etmiş ise kadın yeniden boşanma davası açabilir. Dolayısıyla burada yeni bir kusurlu davranış aranır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Feragat beyanı mahkemeye yöneltilir. Boşanma davasından feragat <strong>duruşma esnasında</strong> sözlü olarak ifade edilebileceği gibi, duruşma olmaksızın <strong>boşanma davasından feragat dilekçesi</strong> yazılıp mahkemeye verilerek de sağlanabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davasında feragat beyanından vazgeçmek mümkün değildir. Zira feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Ancak feragat eden davacı, feragat iradesinin sakatlandığını iddia ederek feragatin iptali davası açabilir. Feragatin iptali davası hata ve hilenin anlaşıldığı veya korkunun ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içerisinde açılmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Boşanma davasından feragat eden davacı eş, daha sonra fiili ayrılık (3 yıl boyunca ortak hayatın kurulamaması) sebebiyle dava açabilir.</strong> Bu takdirde mahkeme açılan boşanma davasını kabul edecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Dolayısıyla İstinaf mahkemeleri ya da Yargıtay aşamasında da davadan feragat edilebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davasından feragat durumunda, davacı aleyhine hüküm verilmiş gibi, davacı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Boşanma Davasından Vazgeçme</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davasından vazgeçme davanın geri alınması olarak da bilinir. Boşanma davasından vazgeçme HMK md. 123’de düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Davadan vazgeçme karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.</strong> Davalı, boşanma davasından vazgeçmeye muvafakat verdiği takdirde dava hiç açılmamış gibi kabul edilir ve geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Davalı vazgeçmeye muvafakat vermediği takdirde ise dava devam eder.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davasından vazgeçmeyi feragatten ayıran bir diğer özellik ise, <strong>davacının aynı sebebe dayanarak yeniden dava açabilmesi</strong>dir. Davacı boşanma davasından vazgeçse dahi aynı sebebe dayanarak ve yeniden harç yatırarak yeni boşanma davası açabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Davadan vazgeçme durumunda, davacı fiili ayrılık (3 yıl boyunca ortak hayatın kurulamaması) sebebiyle boşanma davası açamaz. </strong>Çünkü vazgeçme ile beraber boşanma davası geçmişe etkili ortadan kalkmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davasından feragat ve boşanma davasından vazgeçme görüldüğü üzere sonuçları bakımından farklılıklar yaratmaktadır. Bu sebeple mağduriyet yaşamamak adına, bir boşanma avukatı aracılığıyla davanızı takip etmenizi tavsiye ederiz.</span></p>
<p><em><span style="color: #000000;">Büromuz boşanma davaları ile ilgili <strong>Adana boşanma avukatı</strong> olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></em></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava-nedir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davalarında Karşı Dava Nedir?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasi-nasil-acilir-2019/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davası Nasıl Açılır 2019</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme/">Boşanma Davasından Feragat ve Vazgeçme</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?</title>
		<link>https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi</link>
					<comments>https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avukat Dilber Koyuncu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 2019 13:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[adana boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Adana boşanma avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[adana kadın avukat]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka avukat adana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avdilberkoyuncu.com/?p=6633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma davaları anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak ikiye ayrılabilir. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya nazaran çok daha kısa sürelerde sonuçlandığı için, taraflar boşanmanın yıpratıcı etkisini daha az hissetmektedir. Bu durum anlaşmalı boşanmanın tercih sebeplerindendir. Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için; evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmesi ve tarafların velayet, nafaka, tazminat gibi konular üzerinde mutabık kalması gerekmektedir. Ancak her ne kadar taraflar anlaşmalı olarak boşanmış olsalar dahi, uygulamada bazen taraflardan birinin anlaşmalı boşanmadan sonra nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat davası açtığı görülebilmektedir. Peki anlaşmalı boşanma sonrası nafaka ve tazminat istenebilir mi? Bu soruyu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka &#160; Boşanma davalarında nafaka, tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası olarak karşımıza çıkmaktadır. Tedbir nafakasına dava devam ederken hükmedilir. İştirak nafakası ve yoksulluk nafakası ise dava sona erdikten sonra ödenen nafakadır. İştirak nafakası; velayet kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim gibi giderlerine gücü oranında katılması anlamına gelir. Yani iştirak nafakası çocuk için ödenen nafakadır. Anlaşmalı boşanma sonrası iştirak nafakası istenebilir mi? Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde, çocuk için iştirak nafakasına değinmemiş ya da velayet kendisine verilen eş bu haktan açıkça feragat etmiş olsa dahi çocuk için iştirak nafakası her daim istenebilir. Zira kanunlarımız çocuğun menfaatini ön planda tutmaktadır. Dolayısıyla hakim açılan iştirak nafakası davasında, iştirak nafakası şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyecek ve şartlar gerçekleşmiş ise çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedecektir. Yoksulluk nafakası; boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eşin gücü nispetinde ödediği nafakadır. Yoksulluk nafakası eşler arasında söz konusu olur. Anlaşmalı boşanma sonrası yoksulluk nafakası talep edilebilir mi? Bu soruya cevap verebilmek için anlaşmalı boşanma protokolü incelenmelidir; -Anlaşmalı boşanma protokolünde, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası talep eden eşin, yoksulluk nafakası istemediği yönünde bir anlam çıkmıyorsa, ilgili eş açacağı yoksulluk nafakası ile nafaka talep edebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2002/7638 Esas, 2002/8194 Karar, 08/07/2002 tarihli ilamı da bu doğrultudadır. Buna göre ; “Protokol içeriğinde, davacı kadının yoksulluk nafakasından vazgeçtiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine, dava tarihinden itibaren aylık 50.000.000 lira nafaka talep ettiği anlaşılmaktadır. Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden, boşanmaya bağlı fer’i bir haktır. Ancak boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, mahkemece tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları ile, günün ekonomik koşullarına göre; davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düştüğü gözetilerek TMK..nun 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kesin hükümden bahsedilerek davanın reddi doğru görülmemiştir.” -Anlaşmalı boşanma protokolünde, eşlerin yoksulluk nafakasından vazgeçtiği açıkça anlaşılıyor ise, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası talep edilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/1220 Esas 2018/3087 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Buna göre; “Somut olayda; taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar, bu dava sırasında davacı, davalıdan yoksulluk nafakası talep etmeyeceğini belirtmiş, mahkeme tarafından da bu beyana dayanılarak, yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı kadın, boşanma davası sırasında, hür ve serbest iradesi ile, yoksulluk nafakasından feragat etmiş bulunduğundan, artık bir daha, yoksulluk nafakası talep edemez. Davacı kadın yönünden, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekir. “ Anlaşmalı Boşanma Sonrası Maddi ve Manevi Tazminat &#160; Kural olarak boşanma davası ile beraber maddi ve manevi tazminat talep edilebileceği gibi boşanma davası kesinleştikten sonra 1 yıl içerisinde de maddi tazminat veya manevi tazminat davası açılabilir. Ancak anlaşmalı boşanmalarda durum farklıdır. Anlaşmalı boşanmalarda genel olarak taraflar tazminat konusunda da anlaşmalar yapmaktadır. Yargıtay’a göre; anlaşmalı boşanma davalarında taraflar, boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin ihtilafı nihai olarak çözmüşlerdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/11544 Esas, 2012/25372 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Buna göre, “Davacının manevi tazminat talebi, davalının evlilik birliğinde sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasına dayanmaktadır. Tarafların anlaşmaları üzerine Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, boşanma kararı 27.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma kararı tarafların anlaşmalarına dayandığına göre, davacının boşanmadan sonra, boşanma sebebiyle artık manevi tazminat talep etmesi mümkün değildir. Çünkü böyle bir durumda tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdükleri ve ilişkilerini tasfiye ettikleri kabul edilir. Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle tazminat istenemez. Bu bakımdan dava reddedilmelidir. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”  Netice olarak anlaşmalı boşanma davası sonrası nafaka, tazminat açılıp açılmayacağı konusunda, anlaşmalı boşanma protokolü incelenmeli ve bu doğrultuda hareket edilmelidir. Büromuz boşanma davaları ile ilgili Adana boşanma avukatı olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz. Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz: Boşanma Davalarında Ortak Velayet Boşanma Davalarında Karşı Dava Nedir? Boşanma Davasından Feragat ve Vazgeçme</p>
<p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/">Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Boşanma davaları anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak ikiye ayrılabilir. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya nazaran çok daha kısa sürelerde sonuçlandığı için, taraflar boşanmanın yıpratıcı etkisini daha az hissetmektedir. Bu durum anlaşmalı boşanmanın tercih sebeplerindendir. Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için; evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmesi ve tarafların velayet, nafaka, tazminat gibi konular üzerinde mutabık kalması gerekmektedir. Ancak her ne kadar taraflar anlaşmalı olarak boşanmış olsalar dahi, uygulamada bazen taraflardan birinin anlaşmalı boşanmadan sonra nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat davası açtığı görülebilmektedir. Peki anlaşmalı boşanma sonrası nafaka ve tazminat istenebilir mi? Bu soruyu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.</span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong>Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka</strong></span></h5>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davalarında nafaka, tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası olarak karşımıza çıkmaktadır. Tedbir nafakasına dava devam ederken hükmedilir. İştirak nafakası ve yoksulluk nafakası ise dava sona erdikten sonra ödenen nafakadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em><u>İştirak nafakası;</u></em></strong> velayet kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım ve eğitim gibi giderlerine gücü oranında katılması anlamına gelir. Yani iştirak nafakası çocuk için ödenen nafakadır. <strong>Anlaşmalı boşanma sonrası iştirak nafakası istenebilir mi?</strong> Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde, çocuk için iştirak nafakasına değinmemiş ya da velayet kendisine verilen eş bu haktan açıkça feragat etmiş olsa dahi çocuk için iştirak nafakası her daim istenebilir. Zira kanunlarımız çocuğun menfaatini ön planda tutmaktadır. Dolayısıyla hakim açılan iştirak nafakası davasında, iştirak nafakası şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyecek ve şartlar gerçekleşmiş ise çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em><u>Yoksulluk nafakası;</u></em></strong> boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eşin gücü nispetinde ödediği nafakadır. Yoksulluk nafakası eşler arasında söz konusu olur. <strong>Anlaşmalı boşanma sonrası yoksulluk nafakası talep edilebilir mi? </strong>Bu soruya cevap verebilmek için<strong> anlaşmalı boşanma protokolü </strong>incelenmelidir;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>-Anlaşmalı boşanma protokolünde, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası talep eden eşin, yoksulluk nafakası istemediği yönünde bir anlam çıkmıyorsa, ilgili eş açacağı yoksulluk nafakası ile nafaka talep edebilir.</strong> Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2002/7638 Esas, 2002/8194 Karar, 08/07/2002 tarihli ilamı da bu doğrultudadır. Buna göre ;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Protokol içeriğinde, davacı kadının yoksulluk nafakasından vazgeçtiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Aksine, dava tarihinden itibaren aylık 50.000.000 lira nafaka talep ettiği anlaşılmaktadır. Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden, boşanmaya bağlı fer’i bir haktır. Ancak boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, mahkemece tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları ile, günün ekonomik koşullarına göre; davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düştüğü gözetilerek TMK..nun 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kesin hükümden bahsedilerek davanın reddi doğru görülmemiştir.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>-Anlaşmalı boşanma protokolünde, eşlerin yoksulluk nafakasından vazgeçtiği açıkça anlaşılıyor ise, anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası talep edilemez.</strong> Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2015/1220 Esas 2018/3087 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Buna göre;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Somut olayda; taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar, bu dava sırasında davacı, davalıdan yoksulluk nafakası talep etmeyeceğini belirtmiş, mahkeme tarafından da bu beyana dayanılarak, yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı kadın, boşanma davası sırasında, hür ve serbest iradesi ile, yoksulluk nafakasından feragat etmiş bulunduğundan, artık bir daha, yoksulluk nafakası talep edemez. Davacı kadın yönünden, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekir. “</em></span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Anlaşmalı Boşanma Sonrası Maddi ve Manevi Tazminat</strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Kural olarak boşanma davası ile beraber maddi ve manevi tazminat talep edilebileceği gibi boşanma davası kesinleştikten sonra 1 yıl içerisinde de maddi tazminat veya manevi tazminat davası açılabilir. Ancak anlaşmalı boşanmalarda durum farklıdır. Anlaşmalı boşanmalarda genel olarak taraflar tazminat konusunda da anlaşmalar yapmaktadır. Yargıtay’a göre; anlaşmalı boşanma davalarında taraflar, boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin ihtilafı nihai olarak çözmüşlerdir. <strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/11544 Esas, 2012/25372 Karar</strong> sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Buna göre,</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>“Davacının manevi tazminat talebi, davalının evlilik birliğinde sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasına dayanmaktadır. Tarafların anlaşmaları üzerine Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, boşanma kararı 27.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir. <strong>Boşanma kararı tarafların anlaşmalarına dayandığına göre, davacının boşanmadan sonra, boşanma sebebiyle artık manevi tazminat talep etmesi mümkün değildir.</strong> Çünkü böyle bir durumda tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdükleri ve ilişkilerini tasfiye ettikleri kabul edilir. Bu itibarla anlaşmalı boşanmadan sonra artık boşanma sebebiyle tazminat istenemez. Bu bakımdan dava reddedilmelidir. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” </em></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Netice olarak anlaşmalı boşanma davası sonrası nafaka, tazminat açılıp açılmayacağı konusunda, anlaşmalı boşanma protokolü incelenmeli ve bu doğrultuda hareket edilmelidir.</span></p>
<p><em><span style="color: #000000;">Büromuz boşanma davaları ile ilgili <strong>Adana boşanma avukatı</strong> olarak avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.</span></em></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Aşağıdaki yazılarımızı da okuyabilirsiniz:</span></strong></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-ortak-velayet/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davalarında Ortak Velayet</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davalarinda-karsi-dava-nedir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davalarında Karşı Dava Nedir?</a></strong></span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><a style="color: #3366ff;" href="https://avdilberkoyuncu.com/bosanma-davasindan-feragat-ve-vazgecme/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Boşanma Davasından Feragat ve Vazgeçme</a></strong></span></p><p>The post <a href="https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/">Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://avdilberkoyuncu.com">Avukat Dilber Koyuncu</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://avdilberkoyuncu.com/anlasmali-bosanma-sonrasi-nafaka-ve-tazminat-istenebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
